Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/8839 E. 2013/5758 K. – Görevli Memura
Konu: Görevli Memura Mukavemet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/8839
- Karar No
- 2013/5758
- Karar Tarihi
- Konu
- Görevli Memura Mukavemet
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevli memura mukavemet HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Suça sürüklenen çocuk müdafıinin yüzüne karşı 07/03/2011 tarihinde tefhim olunan ve 31/03/2011 tarihinde suça sürüklenen çocuğa tebliğ edilen hükmün, tefhimden itibaren bir haftalık temyiz süresi geçtikten sonra 04/04/2011 tarihli dilekçe ile suça sürüklenen çocuk tarafından temyiz edildiği anlaşılmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05/06/2012 tarih ve 2012/6-616 E. 2012/218 K. sayılı kararında da kabul edildiği üzere; zorunlu müdafıinin atanmış ve sanığın bunu kabul etmiş ya da atamaya karşı herhangi bir itirazda bulunmamış olduğu durumlarda vekaletnameli müdafie yapılan tefhim ve tebliğde olduğu gibi, zorunlu müdafıe yapılan tefhim ve tebliğin de kendisine bağlanan tüm hukuksal sonuçları doğuracağı, böyle bir durumda ayrıca asile tebligat yapılmasına gerek bulunmadığı, ancak; kendisine zorunlu müdafii atandığının sanığa bildirilmediği ve bu konudaki iradesine değer verilmediği ya da bu konudaki görüşünün dosya kapsamından anlaşılamadığı durumlarda, hükmün müdafii yanında sanığın kendisine de tebliğinin; Anayasanın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gereği olduğu, dolayısıyla kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafıe yapılan tefhim ve tebliğin, kendisine bağlanan hukuksal sonuçları doğurmayacağı değerlendirildiğinden, suça sürüklenen çocuğun temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Suça sürüklenen çocuğun işlediği iddia edilen görevli memura mukavemet suçunun; 765 sayılı TCK'nın 258. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, 23/10/2004 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 27/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.