Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/3947 E. 2013/1742 K. – Rüşvet Almaya

Konu: Rüşvet Almaya Teşebbüs, Memura Hakaret, Kasten Yaralama

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2012/3947
Karar No
2013/1742
Karar Tarihi
Konu
Rüşvet Almaya Teşebbüs, Memura Hakaret, Kasten Yaralama

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Rüşvet almaya teşebbüs, memura hakaret, kasten yaralama HÜKÜM : Beraet, düşme Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık ... hakkında memura hakaret ve kasten yaralama suçlarının niteliği itibariyle suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı)'nın davaya katılması ve hükmü temyiz etmesi mümkün olmadığından şikayetçi vekilinin bu suçlar yönünden temyiz talebinin CMUK'nın 317 ve 318. maddeleri uyarınca REDDİNE, Sanık ... hakkında rüşvet almaya teşebbüs suçundan kamu davası açıldığı, personeli hakkında disiplin işlemi yapma görev ve yetkisi olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın bu suçun zarar göreni olması sebebiyle davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ... katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağına sahip bulunduğu gözetilmeden, katılma talebinin reddine karar verilmiş ise de, CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığının söz konusu suçla sınırlı olmak üzere red kararının kaldırılarak davaya müdahil olarak kabulüne, incelemenin bu sanık hakkında rüşvet almaya teşebbüs suçundan kurulan beraet hükmüne ilişkin temyiz itirazı ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, buna karşılık 5237 sayılı Yasanın 252/1. maddesi rüşvet teklif veya vaat etmeyi suç olmaktan çıkarmamakla birlikte rüşvet konusunda anlaşmaya varmayı veya vermeyi suçun tamamlanması için gerekli saydığından, önceki yasadan farklı olarak bu suça teşebbüsün olanaklı hale getirildiği, haklı hususun temini için rüşvet istenmesi halinde ise TCK'nın 257/3. maddesinde yazılı görevi kötüye kullanmaya teşebbüs suçunu oluşturacağı, öte yandan 6352 sayılı Kanunla TCK'nın 257/son maddesi yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, TCK'nın 252. maddesinde yapılan yasal değişiklik karşısında haklı bir hususun temini için rüşvet istenmesinin yeniden rüşvet suçunu oluşturacağı gözetilerek; Somut olayda; Karayolları Genel Müdürlüğü ... Bölge Müdürlüğü ... ... Şube Şefliğinde bakım trafik teknik görevlisi olan sanık ...’in resmi görevi gereği yol kenarına dikilecek reklam panosunun yerinin uygun olmadığını belirlediği, işyeri sahibi sanık ... ile gizli görüşme talebi kabul edilmemesi üzerine, tanık ...'ın huzurunda “15.000 TL verildiğinde reklam tabelası ve kavşak işini halledebileceğini” söylediğinin, hazırlık aşamasındaki, kolluk, savcılık ve sorgudaki sanık savunmaları ve tanık beyanları ile atılı eylemin sübut bulduğu, mahkemece itibar edilen kovuşturma aşamasında her iki tarafın, 15.000 TL'lik vergi iade fişi istendiği yönündeki ifade değişikliğinin tamamen iki tarafı da atılı suçlardan kurtarmaya yönelik olduğu, anlaşılmakla; öncelikle reklam panosunun dikilmek istendiği yerin ve tesise giriş yapılan kavşağın ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun olup olmadığı, sanığın yetkisinin kapsamı ile Karayolları idaresince olay öncesi, suça konu tesise yönelik aynı eylemler nedeniyle birçok tespit ve yaptırım yapıldığına ilişkin iddiaların varid bulunup bulunmadığının araştırılıp, bütün deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle atılı suçun maddi unsurunun oluşmadığından bahisle beraetine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2012/3947, K. 2013/1742, T. 11.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2012-3947-e-2013-1742-k-eb51614bac5d