Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2008/10776 E. 2012/4957 K.
Konu: Müteselsil Biçimde Nitelikli Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/10776
- Karar No
- 2012/4957
- Karar Tarihi
- Konu
- Müteselsil Biçimde Nitelikli Zimmet
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Müteselsil biçimde nitelikli zimmet HÜKÜM : Zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçundan mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 04/05/2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 ve 08/02/2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 sayılı Kararlarında vurgulandığı üzere; 25/11/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2 ve 5. fıkraları uyarınca, T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve T.C. Emlak Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmek suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'lerin uygulanması olanağı ortadan kaldırılmış, bu suretle de anılan banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek, bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 202. maddesinin tatbik yeteneği ortadan kaldırılmış ise de, anılan değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınmış olması karşısında 25/11/2000 tarihinden itibaren Türkiye Emlak Bankası A.Ş. personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasanın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25/11/2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK'nın 202. maddesi arasında, 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine uygun biçimde değerlendirme yapılarak lehe olan yasa hükümleri belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken uygulanma olanağı bulunmayan 5237 sayılı Yasa uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi, Kabule göre de; Sanığın zimmetine konu olan miktarı iade edip etmediği kesin olarak tespit edilmeden hakkında 5237 sayılı TCK'nın etkin pişmanlığa ilişkin 248/1. madde ve fıkra hükmünün uygulanması, Sanığın lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme uyarınca sanığın eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da sanık hakkında mahkümiyet hükmü kurularak, buna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi, Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 09/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.