Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/2318 E. 2026/5362 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2318
- Karar No
- 2026/5362
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/330 Değişik İş, 2024/278 Karar
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.12.2014 tarihinde davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacı motosiklet sürücüsünün yaralanarak malul kaldığı belirterek ve belirsiz alacak davası olark, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte ... Sigorta AŞ'den tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle tazminat talebini 237.000 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçenin kaza tarihindeki teminat limitinin 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, KTK md. 109 uyarınca başvurucunun 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde tahkime ya da dava yoluna başvurması gerektiğini, TCK md. 66 uyarınca 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi kabul edilse dahi 29.12.2022 tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğradığını, başvuranın maluliyetini sağlık kurulu raporuyla öğrendiğini kabul etmenin mümkün olmadığını, dosyada sunulan raporda mevzuatta aranan heyet teşkilinin sağlanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının talebinin kabulü ile 237.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ... Sigorta AŞ'den alınarak başvuru sahibine verilmesine karar vermiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz etmiş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut kusur raporu, maluliyet raporu, aktüer bilirkişi raporu ve hesaplamaların mevzuat ve içtihatlara uygun olduğu, "Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında; dosyaya sunulan tedavi evrakları ve maluliyet raporunun incelenmesinde; ... Hastanesi’nin 11.05.2015 tarihli raporunda, başvuru sahibi ...’ın ortopedi polikliniğine başvurduğu, sağ femur kırığı ve kruris kırığı nedeniyle ameliyat olduğu, 07.01.2015 tarihinde taburcu edildiği, bu tarihten itibaren 3 ay yatarak tedavisini devam ettirmesinin uygun olduğu, 11.05.2015 tarihinde kontrol muayenesine gelen hastanın raporunun 45 gün uzatıldığı, istirahat sonunda 25.06.2015 tarihinde kontrol muayenesine gelmesinin uygun görüldüğü belirtilmiştir. Buna göre başvuru sahibinin tedavisinin 25.06.2015 tarihine kadar devam ettiği sabit olmakla Sigorta Tahkim Komisyonu nezdindeki işbu başvurusunun 08.05.2023 tarihinde, 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadan yapıldığı anlaşıldığından davalı şirketin zamanaşımına ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. İtiraza konu kararda yapılan açıklama ve varılan karar heyetimizce de hukuka uygun bulunarak zamanaşımına ilişkin itirazın reddi gerektiği" gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; talebinin zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, başvuran taraf hatalı ve usule aykırı yönetmelik ile müracaat etmiş olduğundan işbu başvurunun usulden reddi gerektiğini, müvekkil şirket aleyhine atfedilen kusur oranı gerçeği yansıtmamakta olup mutlak suretle kusur bilirkişi raporu alınması gerektiğini, tazminatın pmf yaşam tablosu kullanılarak hesaplanmasını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Davacının beden gücü kaybına yönelik olarak başvuranın sunduğu ... Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 14.12.2022 tarihli rapora göre; trafik kazasına bağlı olarak davacının vücudunda meydan gelen "sağ femur kırığı ve kruris kırığı" nedeni ile şahsın meslekte kazanma gücünü %41,2 oranında kaybetmiş olduğu belirlenmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince dosya kapsamında alınan iki adli tıp uzmanı ve bir ortopedi uzmanı tarafından hazırlanan teknik bilirkişi raporu ile başvuranın aynı yönetmelik atfıyla %59 oranında maluliyetinin oluştuğu yönünde kanaat bildirildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince dosya kapsamında aldırılan ikinci rapora göre karar verildiği, davalının itirazı üzerine İtiraz hakem Heyetince davacının itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı tarafından başvuru sırasında sunulan ... Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 14.12.2022 tarihli raporla, Uyuşmazlık Hakem Heyetince dosya kapsamında alınan Adli Tıp Uzmanı heyet üyeleri tarafından hazırlanan teknik bilirkişi raporu arasında çelişki oluşmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince Adli Tıp Uzmanı Heyet Üyeleri tarafından hazırlanan teknik bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde ortopedi uzmanının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan çelişkilerin giderilmesi için rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde Başkan Vekili ... ve Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı Kanun'un 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, Ceza Kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.20 01... /19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza sonucu davacı yaralanmış olup kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Kaza 15.10.2013 tarihinde gerçekleşmiş, dava 17.03.2022 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereği Covid -19 Salgını nedeni ile öngörülen 95 günlük süre eklense dahi ceza zamanaşımı covid 19 salgını nedeniyle uzayan sürelerden değildir. 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi; “... (2) Aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışındadır: a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri. b) 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler. c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler. (3) 2004 sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında; a) İcra ve iflas daireleri tarafından mal ve haklara ilişkin olarak ilan ediliş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz. b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir. c) Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder, ç) İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır. (4) Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dahil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları; a) Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu, b) İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu, c) Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı belirler" şeklindedir. Anılan maddede belirtilen sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmasına dair 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 30.04.2020 tarihli Resmi Gazede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olup, kararın ilgili bölümü şöyledir: “Madde 1- (1) Covid – 19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1.5.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.6.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığının yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.” Yukarıda açıklandığı şekilde, 7226 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile aynı Kanun'un (2/a) maddesi uyarınca ceza zamanaşımı için uygulanmaz. Davaya konu trafik kazasında davacı yaralanmış olup; ceza zamanaşımı süresinin dolduğu 29.12.2022 tarihine, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Kanun'un 109 maddesinin ikinci fıkrası gereği uygulanması gereken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi olan 8 yıl, davacı tarafça davalı ... şirketine başvuru tarihi (20.03.2023) ve dava tarihi (08.05.2023) itibariyle dolmuş olup, bu süre Covid 19 nedeniyle uzatılan sürelerden olmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun bozma kararına farklı gerekçelerle katılmıyoruz.