Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/2309 E. 2026/5217 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2309
Karar No
2026/5217
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/459- 2025/459

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının aracının davalıya Kara Araçları Kasko Sigortası Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 15.10.2018 tarihinde davacının aracı ile başka bir aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının aracının hasar gördüğünü, aracın ağır hasarlı olması nedeniyle pert totale ayrılması ve aracın yeni olması sebebiyle, kasko poliçesinde yer alan “0” araç rayiç değeri üzerinden ödeme yapılmasının gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın perte ayrılarak şimdilik 255.000,00 TL araç rayiç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; bozma ilamından sonra sunduğu 27.02.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle 300.200,00 TL tazminatın tahkime başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; aracın onarımının mümkün olup, davacının aracın perte ayrılması yönündeki haksız taleplerinin reddi gerektiğini, yapılan ekspertiz çalışması neticesinde başvuru konusu aracın pert total sınırının altında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında sigorta eksperi bilirkişiden alınan 25.03.2019 tarihli raporda, aracın onarımının ekonomik olmadığı, aracın pert total sayılması gerektiği, aracın kaza tarihinde bir yaşından küçük olduğu, aracın kasko poliçesindeki yeni değer klozu doğrultusunda sıfır km yeni değerinin 255.000,00 TL olduğu yönünde kanaat bildirildiği, söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, aracın sıfır kilometrede iken sigortalandığı, sigorta başlangıç ve ilk tescil tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde de hasarın meydana geldiği, dolayısıyla taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesinin 9 uncu maddesindeki rayiç bedel tespiti ile ilgili özel şart gereğince bilirkişi raporunda belirlenen aracın sıfır km yeni değeri olan 255.000,00 TL'nin hükme esas alındığı, Yargıtay kararlarında hurdaya ayrılması uygun görülen aracın hurdasını talep edip etmeme tercih hakkının sigortalıya ait olduğu, sigortalının aracın hurdasını talep etmemesi halinde aracın hurdasının sigortacıda kalması kaydıyla aracın rayiç değerinin ödenmesi gerektiği, davacı tarafından aracın perte ayrılıp bedelinin talep edilmiş olduğu, dolayısıyla hükmedilen 255.000,00 TL araç bedelinin davacıya ödenebilmesi için Kara Araçları Kasko Sigorta Genel Şartlarının 3.3.2.2. maddesinin 2. fıkrası gereğince araçla ilgili “trafikten çekilmiştir.” kaşeli tescil belgesinin davalı ... şirketine ibraz edilmesi ve aracın hurdasının davalı ... şirketine teslim edilmesi gerektiği gerekçesiyle başvuruya konu 34... plakalı aracın hasarlı hali ile davacı tarafından davalıya teslim edilmesine ve söz konusu araçla ilgili “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesinin davacı tarafından davalıya ibraz edilmesine, davacının araç bedeline ilişkin talebinin kabulü ile 255.000,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetinin 02.08.2019 tarihli ve 2019/İHK-9083 sayılı sayılı kararı ile sigortalı aracın trafiğe çıkış tarihinin 02.01.2018, poliçe tanzim tarihinin 02.01.2018, kaza tarihinin ise 15.10.2018 olduğu, aracın trafiğe çıktığı gün düzenlenen ilk birinci yıla ait işbu kasko sigorta poliçesinin kapsama süresi içinde kazanın meydana geldiği, o nedenle bilirkişinin rayiç bedel olarak sıfır km araçlara ait 255.000,00 TL’lik değeri esas almasının ve Uyuşmazlık Hakem Heyetinin de aynı değere hükmedilmesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin 02.08.2019 tarihli ve 2019/İHK-9083 sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.02.2022 tarihli ve 2021/7644 E., 2022/3522 K. sayılı ilamıyla; "...2-...Somut olayda hakem heyetince aldırılan 29.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda aracın hasar bedelinin 108.784,25 TL, 2.el piyasa rayicinin 204.000,00 TL, sovtaj bedelinin 37.300,00 TL, aracın kaza tarihli 0 km bayi satış fiyatının 256.000,00 TL olduğu, aracın kaza öncesi rayici, sovtaj değeri ve hasar bedeli bir arada değerlendirildiğinde ağır hasarlı kabul edilemeyeceği, onarılmasının teknik açıdan mümkün ve ekonomik olduğu; itiraz üzerine aldırılan 15/02/2019 tarihli ek raporda kök raporun doğru olduğu ve raporda değişiklik yapılmadığı hususunun belirtildiği; itiraz üzerine aldırılan ve hükme esas alınan 25/03/2019 tarihli 2. ek raporda ise aracın ağır hasarlı olması nedeniyle tamirinin ekonomik olmadığı, aracın pert total sayılması gerektiği, aracın kaza tarihinde 1 yaşından küçük olduğu, aracın kasko poliçesindeki yeni değer klozu doğrultusunda 0 km yeni değeri 255.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. Mahkemece alınan raporlar arasında açıkça çelişki bulunmaktadır. Buna göre dosya kapsamındaki raporlar arasındaki bu çelişkinin giderilmesi için kazanılmış haklar göz önünde tutularak ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık, konusunda uzman üç kişilik heyetten yeniden bir rapor alınması, kabule göre de sıfır aracın satış fiyatının yetkili bayiden öğrenilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-...Açıklanan nedenlerle; Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16.maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca ... Makina Fakültesi Öğretim Üyesi Bilirkişilerden oluşan üç kişilik heyetten alınan 10.01.2024 tarihli raporda, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının kendi içinde çelişkili olduğu, ek raporda aracın fiziksel olarak ağır hasar gördüğünün kabul edildiği, araç üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen kasko ekspertiz raporu ve alınan diğer raporlarda da aracın ağır hasarlı olduğunun ifade edildiği, resimler üzerinden motor bloğunun yerinde oynadığı (muhtemelen hasarlı olduğu) göz önüne alındığında aracın ağır hasarlı ve pert olarak değerlendirilmesi gerektiği ve mevcut poliçe kapsamında yeni değer klozuna bağlı olarak kaza tarihindeki güncel sıfır kilometre satış bedelinin araç rayiç bedeli olarak belirlenmesi ve 12.10.2018 kaza tarihindeki aracın satış fiyatının yetkili satış bayiinden temin edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporda belirtildiği şekilde davaya konu aracın satışını yapan yetkili otomotiv şirketinden aracın kaza tarihi itibari ile rayiç fiyatının Hakem Heyetince istendiği, yetkili otomotiv şirketinden gelen yazıya göre davaya konu aracın 12.10.2028 kaza tarihindeki kampanyalı satış fiyatının 298.200,00 TL olduğu, davacı vekili tarafından 27.02.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle 300.200,00 TL tazminatın tahkime başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen karara yalnızca davalı vekilinin itiraz ettiği, davacı vekilinin karara itiraz etmediği, bu nedenle ilk kararda verilen hükümden daha fazlasına karar verilemeyeceği, davacı vekilince ıslah yapılmasının usule aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 22.04.2019 tarihli ve K-2019/34385 sayılı kararına ilişkin itirazının reddine, yeniden hüküm kurulmasına, başvuruya konu 34... plakalı aracın hasarlı hali ile davacı tarafından davalıya teslim edilmesine ve söz konusu araçla ilgili “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesinin davacı tarafından davalıya ibraz edilmesine, davacının araç bedeline ilişkin talebinin kabulü ile 255.000,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde talep edilen 300.200,00 TL tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davada davalı lehine usuli kazanılmış hakkın bulunmadığını, ıslah dilekçesinde talep edilen miktara hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesine rağmen faize hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasa dahi ıslah ile faiz talebinde bulunulabileceği kabul edilmekteyken, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının yargılamada bir kez başvurmuş olduğu ıslah başvurusunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, vekalet ücretinin doğru olmadığını, İtiraz Hakem Heyetinin son kararında yürürlükte olan güncel AAÜT'ne göre maktu vekalet ücreti olan 30.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerektiğini, İtiraz Hakem Heyetince davaya konu aracın kimde kalacağı hususu taraflara sorulmaksızın karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, perte ayrılma kararı sonrasında aracın kimde kalacağına dair seçim hakkının sigortalıya ait olduğunu, bu husustaki seçim hakkının davacıya sorulmaksızın aracın teslimine karar verilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Kara Araçları Kasko Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan davacının aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasar görmesi sonucu talep edilen araç rayiç bedeline ilişkindir. 1.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı lehine 255.000,00 TL tazminata hükmedildiği, yine anılan kararda "başvuruya konu 34... plakalı aracın hasarlı hali ile davacı tarafından davalıya teslim edilmesine ve söz konusu araçla ilgili “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesinin davacı tarafından davalıya ibraz edilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu, karara karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmediği, bu nedenle davalı lehine 255.000,00 TL tazminat miktarı bakımından ve davacı tarafça hasarlı aracın davalı tarafa teslim edilmesi yönünden usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, bozma ilamından sonra İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine 255.000,00 TL tutarında tazminata hükmedilmesinde ve "başvuruya konu 34... plakalı aracın hasarlı hali ile davacı tarafından davalıya teslim edilmesine ve söz konusu araçla ilgili “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesinin davacı tarafından davalıya ibraz edilmesine" şeklinde hüküm tesis edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosyanın incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın perte ayrılarak şimdilik 255.000,00 TL araç rayiç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, dosya kapsamında alınan 25.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği tazminat miktarının 255.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekilince ıslah dilekçesinin sunulmadığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulü ile davacı lehine 255.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince verilen ilk kararda davalı vekilinin itirazının reddine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ek rapor alınması, kabule göre de sıfır aracın satış fiyatının yetkili bayiden öğrenilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği, İtiraz Hakem Heyetince bozma ilamı uyarınca alınan 10.01.2024 tarihli raporda, aracın ağır hasarlı ve pert olarak değerlendirilmesi gerektiği ve mevcut poliçe kapsamında yeni değer klozuna bağlı olarak kaza tarihindeki güncel sıfır kilometre satış bedelinin araç rayiç bedeli olarak belirlenmesi ve kaza tarihindeki sıfır aracın satış fiyatının yetkili şirketten sorulması gerektiği kanaatine varıldığı, aracın satışını yapan şirketin hakem heyetine gönderdiği yazıya göre davaya konu aracın kaza tarihindeki kampanyalı satış fiyatının 298.200,00 TL olduğunun belirtildiği, davacı vekili tarafından sunulan 27.02.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle 300.200,00 TL tazminatın tahkime başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, İtiraz Hakem Heyetince Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen karara yalnızca davalı vekilinin itiraz ettiği, davacı vekilinin karara itiraz etmediği, bu nedenle ilk kararda verilen hükümden daha fazlasına karar verilemeyeceği, davacı vekilince ıslah yapılmasının usule aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına ilişkin itirazının reddine, yeniden hüküm kurulmasına davacının araç bedeline ilişkin talebinin kabulü ile 255.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın "Islahın Zamanı ve Şekli" başlıklı 177. maddesinin 1. fıkrasında, "Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.", 2. fıkrasında ise, "(Ek:22/7/2020-7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." şeklinde hüküm bulunmaktadır. Dosya kapsamından, yukarıda anılan Kanun maddesine göre Yargıtayın bozma kararından sonra mahkemece tahkikata ilişkin bir işlem yapılması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceği, buna göre eldeki dosyada bozma ilamı sonrasında tahkikatın devam ettiği, zira uyuşmazlık bakımından davalı vekilinin itirazlarının karşılanması için ek bilirkişi raporu alındığı, davacı vekili tarafından bozma ilamından önce ıslah dilekçesinin sunulmadığı, ancak anılan Kanun maddesi gereği bozma ilamından sonra da ıslah dilekçesi sunma hakkının bulunduğu, davacı vekilince sunulan 27.02.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle 300.200,00 TL tazminatın tahkime başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Şu durumda; İtiraz Hakem Heyetince, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacı lehine 255.000,00 TL tazminata hükmedildiği, karara karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmediği, bu nedenle davalı lehine 255.000,00 TL tutarındaki tazminat miktarı bakımından usuli kazanılmış hakkın oluştuğu gerekçesiyle ıslah edilen tutarda değil daha önce hüküm altına alınan 255.000,00 TL tutarında tazminata hükmedilmiş olması doğru olmakla birlikte, davacının yukarıda anılan Kanun maddesine göre bozmadan sonra ıslah dilekçesi sunma hakkı bulunduğu gözetilerek davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki faiz talebinin kabulü gerekirken, hükmedilen tutara faiz işletilmeksizin karar verilmiş olması doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince, esas hakkında yeniden hüküm kurulması sebebiyle, davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca İtiraz Hakem Heyetince verilen son karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT’nde belirlenen maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine daha az miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VII. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/2309, K. 2026/5217, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2026-2309-e-2026-5217-k-b387d122dcc1