Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/7967 E. 2025/14690 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7967
- Karar No
- 2025/14690
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/494-2023/543 SAYISI : 2023/İHK-41362 SAYISI : K-2023/145325
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.06.2021 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı karşı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.127,00 TL adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 9.127,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu kaza ile ilgili olarak Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... nolu soruşturmanın yürütüldüğü, söz konusu dosya kapsamındaki kamera kayıtlarının incelenmesinde; davalıya ZMSS sigortalı 45... plaka sayılı aracın, davacının idaresindeki 45... plaka sayılı araca bir temasının olup olmadığı, davalıya sigortalı aracın kazaya karışıp karışmadığının anlaşılamadığının görüldüğü, söz konusu ceza soruşturma dosyasında Jandarma görevlilerince düzenlenen 10.06.2021 tarihli iki adet CD inceleme tutanağında da; “Kamera kaydının 00:41 saniyesi sonrasında motosiklet ve motosiklet sürücüsü davacının beyaz transitin sol tarafındaki açıda kaldığından net görülemediği…” ve “Kamera görüntüsünde motosikletin beyaz transite çarpıp çarpmadığının net olarak görülemediği…” şeklinde tespitin bulunduğu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30 uncu maddesinin 15 inci fıkrasında, hakemlerin, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar vereceğinin hüküm altına alındığı, eldeki uyuşmazlık kapsamında davalıya sigortalı aracın kazaya karışıp karışmadığı hususunun davacı tarafından ispat edilemediği, davalı ... şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesindeki kusuru ile sınırlı olduğu, huzurdaki uyuşmazlık bakımından davalı ... şirketinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, 6100 sayılı HMK’nın 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun husumet ehliyetinin bulunmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu dosyada motosikletin davalıya sigortalı araca çarpıp çarpmadığı konusunda görüntü kayıtları, kaza tespit tutanağı ve tanık ifadelerinde çelişkili tespitlerin bulunduğu, tanıklar aracın emniyet şeridinde park ettiğini belirtmiş iseler de, emniyet şeridinden yola doğru bir taşmanın olup olmadığı, park halindeki davalıya sigortalı aracın arkasına kaza işaret levhası ve sair işaretlerin konulup konulmadığının da araştırılması gerektiği, bu nedenle gerekirse yerinde keşif yapılarak tanıkların tekrar dinlenmesi, trafik kazasının meydana gelip gelmediği, meydana gelmişse kusur oranlarının tespitinin gerektiği, ancak tahkim yargılamasında kısıtlı yetkiler ve süreler nedeniyle söz konusu araştırma ve tespitlerin yapılmasının Sigorta Tahkim yargılamasında mümkün olmadığı gerekçesiyle dosyadan el çekilerek davacı vekilinin itirazının esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; meydana gelen trafik kazasının taraflarının çok net olduğunu, başvurunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında tüm bilgilerin mevcut ve kazanın taraflarının belli olduğunu, davalıya sigortalı aracın sürücüsü ... ve araçta yolcu olan ... ve ...'nın 10.06.2021 tarihli kolluk ifade tutanaklarında olayın anlatıldığını, taraflarınca üç farklı video görüntüsünün Sigorta Tahkim Komisyonuna gönderildiğini, görüntüler incelendiğinde davacı motosiklet sürücüsünün davadışı kamyonun arkasından seyrine devam ettiği, kamyonun görüntüden çıkar çıkmaz, yol kenarındaki davalıya sigortalı transite çarpmamak için manevra yaparak transitin sağ kısmına da çarpmak suretiyle trafik kazasının meydana geldiğinin açık olduğunu, görüntülerden bir tanesinde kazayı inceleyen polis memurunun transit aracın sallandığını söylediğinin videoda sabit olduğunu, çarpmanın aracın tam olarak arka kısmından gerçekleşmesi halinde davacının vefat edeceğini, burada esas olan çarpmanın olup olmaması değil, davalıya sigortalı transitin kazaya sebebiyet verip vermediği olduğunu, davalıya sigortalı transit aracın sürücüsü ...'ün kaza sonrası verdiği ifadesi incelendiğinde “…ben de trafik sıkışmasın diye aracımı olayın meydana geldiği yerden araçlar rahatça geçsin diye yaklaşık 20-30 metre ileriye boş alana park ettim…” şeklinde beyanda bulunduğu, bu ifadenin kaza gerçekleştikten sonra aracın alındığına ilişkin olduğunu, yani kaza gerçekleştiğinde yola tehlike arz edecek şekilde park etmiş olduğu anlamına geldiğini, kaza meydana geldikten sonra aracın 20-30 metre ileriye alındığını, bu ifade sürücünün aracını hatalı park ettiğine başka bir delil olduğunu, zaten olay yeri fotoğrafları incelendiğinde transitin yolun emniyet şeridine sığmasının mümkün olmadığının görüleceğini, olay anında transitin yolun sağ şeridini işgal ettiğini, 20-30 metre ileride güvenli cep bulunduğunu, kazadan sonra aracın bu güvenli cepe alındığını, eğer transit sürücüsü ... aracı bu güvenli cepe park etmiş olsaydı davacının ağır yaralanmayacağını, taraflarınca alınan 20.10.2021 tarihli kusur bilirkişi uzman mütalaa raporuna göre; davalıya sigortalı aracın sürücüsü ...'ün %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı aracın sürücüsü ...'e asli kusur izafe edildiğini, tüm bu görüntü, ifade ve kazanın oluş şekline rağmen sırf davacının davalıya sigortalı araca tam olarak çarpmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, kaza tespit tutanağının ekinde sunulan fotoğraflarda davalıya sigortalı araçta, davacının sürdüğü motosikletin tam direksiyon hizasında yaklaşık 20-30 cm uzunluğunda çizik meydana geldiğinin görüldüğünü, bu çiziğin kuvvetle muhtemel kaza anında davacının motosikletinin sağ tarafına ait bir sürtünme izi olduğunu, davacının bu nedenle dengesini kaybettiği ve yola savrulduğunun açık olduğunu, davalı tarafın meydana gelen zarardan sorumlu olması için iki aracın birbirine çarpması şartı bulunmadığını, dolayısıyla her ne kadar davacının transitin sağ gidon tarafına sürtündüğü kısmen çarparak dengesini kaybettiği görüntülerden aşikar ise de kabul etmemekle birlikte temasın gerçekleşmemesi halinde dahi, emniyet şeridi ile sağ şerit arasında aracını güvenli olmayan şekilde park eden transit sürücüsünün olayda asli kusurlu olduğunun açık olduğunu, olay anında kazanın hemen öncesinde sağ şeritten epey hızlı gelen kamyonun da motosikletin görüş açısını kapattığı ve transitin aniden önünde belirdiğinin de görüldüğünü, bu hususun da transitin kusurlu olmasına yetecek nitelikte bir delil olduğunu, ancak Uyuşmazlık Hakem Heyetinin muhtemelen görüntüleri inceleyip çarpmanın olmadığına kanaat getirerek başvurunun reddine karar verdiğini, oysaki kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı aracın sürücüsüne asli kusur izafe edildiğini, dolayısıyla mevcut kaza tespit tutanağı, kusur bilirkişi uzman mütalaa raporu ve kamera görüntülerinin analiz edilmesi için kusur bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, İtiraz Hakem Heyetinin olay yerinde keşif yapılması gerektiğinden bahisle el çekme kararı verilmesinin de hatalı olduğunu, üç farklı kaza anını gösterir kamera görüntüsünün mevcut olduğunu, yapılacak işin makine mühendislerinden oluşacak üç kişilik heyetten kusur bilirkişi raporu alınması olduğunu, olay yerinin 20-30 metre ilerisinde güvenli cep olmasına rağmen transitin sol şerit çizgisini geçerek tehlikeli şekilde sağ şeridi işgal eder nitelikte park edildiğini, davacı sürücünün tırın hemen arkasından geldiğini, kamera görüntülerinin mevcut olduğunu, kamera görüntülerinin karar vermek için yeterli düzeyde olduğunu, davacı motosiklet sürücüsünün davalıya sigortalı aracın sol tarafından sürterek hakimiyetini kaybedip düştüğünün açık olduğunu, kabul etmemekle birlikte keşif yapılmasının gerekli olduğu görüşünde olunması halinde ise kusur bilirkişi heyetinin olay yerine gidiş ücretleri karşılanarak dosyaya raporun kazandırılmasının sağlanabileceğini, el çekme kararı verilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.