Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/3022 E. 2025/12125 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3022
- Karar No
- 2025/12125
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının davacı ...’a yönelik olarak cinsel istismarda bulunduğunu, ceza yargılamasının halen devam ettiğini belirterek davalının haksız eylemi nedeniyle her bir davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı usule uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/445 esas 2015/441 karar sayılı kararıyla; davacı ... yönünden davanın kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, diğer davacılar yönünden ise davanın kısmen kabulü ile ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. Anılan kararın temyizi üzerine; Dairemizin 26.12.2017 tarihli 2016/2713 esas 2017/8710 karar sayılı kararıyla; "dosya içeriğinden; davalı hakkında, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/295 esas ve 2015/116 karar sayılı dava dosyasında, çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan ise beraat kararının verildiği, anılan kararın temyiz edilmekle henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53. maddesi) uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza mahkemesindeki davanın sonuçlanıp kesinleşmesi beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına, karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/295 esas 2015/116 karar sayılı ilamına göre, davalı ...'ın küçük davacı ...'ye yönelik cinsel istismar eylemini işlediği, eylem neticesinde davacının ruh sağlığının kalıcı ve sürekli olarak bozulduğu gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın , diğer davacılar yönünden ise davanın kısmen kabulü ile ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacılar ... ve ...'in davacı ...'nin anne ve babası olduğunu, bu olaydan onların da en az davacı ... kadar etkilendiklerini, manevi tazminat taleplerinin tamamının hüküm altına alınması gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminat, maddi bir zararın karşılanması niteliği taşımayıp zarara uğrayanda manevi huzur ve tatmini sağlamayı amaçlayan özgün bir nitelik taşır. Bu itibarla manevi tazminat, cezalandırma aracı olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması olarak da nitelendirilemez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı kararına, Yargıtayın yerleşik uygulamalarına ve çağdaş hukuk anlayışına göre manevi tazminat miktarı belirlenirken zarar görenin duyduğu acı, üzüntü, keder gibi duyguları hafifletmenin ve dindirmenin yanında, zarar vereni gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda etkileyecek ölçüde caydırıcı olması da gözetilmelidir. O hâlde takdir olunacak miktar belirlenirken bir yandan maddi tazminatı tamamlayan bir denkleştirme unsuru olarak zarara uğrayanın tatmin edilmesi; diğer yandan zarar verenin daha dikkatli ve özenli davranıp zarar verici eylemlerden sakınması için caydırıcı etki sağlayacak bedel ödettirilmesi hususları göz önünde tutulmalıdır. Öte yandan, manevi tazminatın miktarı belirlenirken hukuka aykırı eylemle birlikte somut olayın özellikleri, olay ve olgular, tarafların kusuru, tarafların kusuru olmasa bile zararın artmasındaki etkileri de dikkate alınmalıdır. Ayrıca miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler kararda gerekçeleriyle gösterilmelidir. Zira Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Kanun’un takdir yetkisi tanıdığı konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar vermek zorundadır. Somut olayda, ceza yargılaması sonucu kesinleşmiş mahkûmiyet kararına göre dava konusu eylem nedeniyle TBK’nın 56/1. maddesi kapsamında davacı ...’nin ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğu tespit edilmiş, ...’nin ebeveyni olan diğer davacılar bakımından ise TBK’nın 56/2. maddesi kapsamında ağır bedensel zarara bağlı yansıma yoluyla manevi zarar koşulu gerçekleşmiştir. Bu durumda; davacılar ... ve ... lehine hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı, davacıların...'nin ebeveyni olması, olayın geliş şekli ve tarihi ile eylemin niteliği ve...'nin ruh sağlığının kalıcı olarak bozulmasına sebebiyet vermiş olması göz önüne alındığında yetersiz kaldığı açıktır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.