Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/2028 E. 2026/2040 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2028
Karar No
2026/2040
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/168 E., 2024/412 K.

Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı ... Belediyesi vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.04.2001 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu otobüsün, davacı ...'in idaresindeki motosiklete çarpmasıyla oluşan kazada davacının ağır biçimde yaralandığını ve çalışma gücünü kaybettiğini, bakıma muhtaç hale geldiğini, davacı anne ...'nın oğlunun tedavisi için SGK tarafından karşılanmayan masraf yaptığını ve oğlunun gelecekteki desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılar için 1.000,00'er TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 31.05.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı ... için maddi tazminat taleplerini 600.098,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda kusur durumuna itiraz ettiğini, müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 27.09.2013 tarihli ve 2008/136 Esas- 2013/426 Karar sayılı kararıyla davacı mağdur ...'in 2/8 oranında kusurlu olduğu, bu kusur oranlarının oluşa uygun kabul edilerek meydana gelen haksız fiil nedeniyle Kudret'in çalışma gücünü %100 oranında kaybetmesi nedeniyle 308.251,92 TL, bakıma muhtaç olması nedeniyle de 317.385,48 TL maddi zarara uğradığının anlaşıldığı, tazminat davasının davacı ... açısından kabulüne, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı şartlarının oluşmadığından reddine, meydana gelen haksız fiil nedeniyle davacılarda bozulan iç huzurun yeniden tesisi için tarafların ekonomik ve sosyal durumları haksız fiil nedeniyle hastane sürecinde görülen tedavi, haksız fiilin taraflar üzerinde bıraktığı üzüntü ve sıkıntılar, tarafların kusur oranları verilecek tazminatın zenginleşme aracı da olmaması dikkate alınarak davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... İçin 7.500,00 TL manevi tazminat belirlendiği gerekçesiyle davacı ... ile ilgili destekten yoksun kalma davasının reddine, davacı ... ile ilgili maddi tazminat davasının kabulü ile 317.385,48 TL'lik maddi tazminat ile 308.251,92 TL çalışma gücü kayıplarının haksız fiil tarihi olan 13.04.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 7.500,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 13.04.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. lV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı ... Belediyesi veklince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 19.06.2017 tarihli ve 2016/3337 Esas-2017/6897 Karar sayılı ilamıyla; ceza yargılamasında alınan, birbiriyle uyumlu, oluşa ve dosya kapsamına uygun tespitleri içeren uzman bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; dava dilekçesinde, davacı ...'in kazadaki yaralanması nedeniyle bakıma muhtaç hale geldiği ifade edilmek suretiyle, bakıcı giderine ilişkin zararın dava konusu edilmiş olması nedeniyle, bu alacak yönünden de hüküm tesis edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; manevi tazminatın takdirinde TBK'nın 56 (BK 47) maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre; davalı ... Başkanlığı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, kaza sonucu davacı ..., kalıcı iş göremezliğe uğrayacak biçimde yaralandığı, kazada başkaca ölen ya da yaralanan bulunmadığı, kaza tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, davaya konu trafik kazasının 13.04.2001 tarihinde meydana geldiği, maddi tazminat istemini içeren davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, kısmi dava biçiminde, 22.04.2008 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafın, 31.05.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı ... yönünden maddi tazminat taleplerini 600.098,00 TL'ye yükselttiği; davalı ... Başkanlığı vekili tarafından yasal sürede, ıslah edilen kısma ilişkin olarak zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, bu durumda mahkemece, kaza tarihi ile ıslahın yapıldığı tarih arasında, davaya konu olay bakımından uygulanması gereken 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği, davalı ... Başkanlığı vekilinin, süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilerek bu davalı yönünden ıslah edilen kısım için davacı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı ... için 1.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunmuş, bu davacı yönünden maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği reddolunan bu miktar üzerinden davalı taraf lehine hesaplanan 120,00 TL nisbi vekalet ücretine hükmedildiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 12/1-2. maddeleri gereği, dava değeri 3.666,66 TL'nin altında olduğundan, İcra Mahkemeleri'nde takip edilen davalar için tarifeyle belirlenen 440,00 TL'lik vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, AAÜT 12/2. maddesi gözden kaçırılarak eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Direnme Karar Mahkemenin 13.12.2019 tarihli ve 2019/124 Esas- 2019/976 Karar sayılı kararıyla davacı ...'in maluliyetine neden olan kaza tarihi 13.04.2001 olup kesin maluliyetine ilişkin raporun Adli Tıp Kurumu'nun 30.03.2011 tarihli %100 meslekten kazanma gücünü kaybettiğine ilişkin rapor olduğu, kaza tarihinden sonra adli tıp raporuna kadar kazazedeye farklı kurumlardan ve hepsi de farklı oranları içerir rapor verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.07.2003 tarihli 2003/4-463 Esas, 2003/471 Karar sayılı ilâmında zararın tamamlanmasının zararın tüm sonuçlarının bilinmesiyle mümkün olacağı ve dolayısıyla zarar tamamlanmadan zarar gören açısından zararın belirli olduğunun kabul edilemeyeceği, zararı öğrenme tarihinin ATK 3. İhtisas Dairesi'nin maluliyet oranına ilişkin raporunun düzenlendiği 26.04.2000 tarihi olduğunu kabul etmek ve buna göre zamanaşımı süresini hesaplanması gerektiği, zararın tam manasıyla 30.03.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuyla öğrenildiği, dolayısıyla 31.05.2012 tarihli ıslah dilekçesi arasında uzamış ceza zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla bozma kararına uyulmadığı ve mahkemece bir önceki kararda direnildiği gerekçesiyle mahkemenin 2008/136 Esas ve 2013/426 Karar sayılı kararında direnilmesine, davacı ... ile ilgili destekten yoksun kalma davasının reddine, davacı ... ile ilgili maddi tazminat davasının kabulü ile 317.385,48 TL'lik maddi tazminat ile 308.251,92 TL çalışma gücü kayıplarının haksız fiil tarihi olan 13.04.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 7.500,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 13.04.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. C.Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulu'nun 31.01.2024 tarihli 2020/(17)4-6 39... /31 Karar sayılı kararında, trafik kazası sonucu davacı ..., kalıcı iş göremezliğe uğrayacak biçimde yaralanmış olup kazada başkaca ölen ya da yaralanan bulunmadığı, kaza tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu, davaya konu trafik kazasının 13.04.2001 tarihinde meydana geldiği, maddi tazminat istemini içeren davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, kısmi dava biçiminde, 22.04.2008 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafın, 31.05.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle, davacı ... yönünden maddi tazminat taleplerini 600.098,00 TL'ye yükselttiği; davalı ... Başkanlığı vekili tarafından yasal sürede, ıslah edilen kısma ilişkin olarak zamanaşımı def'î ileri sürüldüğü, mahkemece, kaza nedeniyle oluşan bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi olmadığı, bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğunun kabul edilmesi gerektiği, kaza nedeniyle değişen ya da gelişen bir arazın bulunmadığı, davaya konu olay bakımından uygulanması gereken beş yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği gibi KTK'nın 109/2 maddesinde düzenlenen ve her hâlde on yıl sürenin de dolduğu, davalı ... Başkanlığı vekilinin, süresinde zamanaşımı def'îni ileri sürdüğü gözetilerek bu davalı yönünden ıslah edilen kısım için davacı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda kaza tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, davaya konu trafik kazasının 13.04.2001 tarihinde meydana geldiği, maddi tazminat istemini içeren davanın, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava biçiminde 22.04.2008 tarihinde açıldığı, davacı tarafın 31.05.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı ... yönünden maddi tazminat taleplerini 600.098,00 TL'ye yükselttiği, davalı ... Başkanlığı vekili tarafından yasal süre içerisinde ıslah edilen kısma ilişkin olarak zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, bu hali ile kaza tarihi ile ıslahın yapıldığı tarih arasında davaya konu olay bakımından uygulanması gereken beş yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalı ... Başkanlığı vekilinin süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü anlaşılmakla bu davalı yönünden ıslah edilen kısım için davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... yönünden maddi tazminat davasının reddine, davacı ...'in maddi tazminat davasının davalı ... yönünden kabulüne, 317.385,48 TL maddi tazminat ile 308.251,92 TL çalışma gücü kayıplarının haksız fiil tarihi olan 13.04.2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı ...'dan, diğer davalı ... Başkanlığı bakımından tesis edilen hüküm ile tahsilde tekerrür olmayacak şekilde alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ...'in maddi tazminat davasının davalı ... Başkanlığı yönünden kısmen kabulüne, 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 13.04.2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı ... Başkanlığından diğer davalı ... bakımından tesis edilen hüküm ile tahsilde tekerrür olmayacak şekilde alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 7.500,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 13.04.2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava ve karar tarihinde yürürlükte olan kanun hükümlerinde 10 yıllık zamanaşımı süresi düzenlendiği halde; 5 yıl olarak uygulanmasının maddi hata olduğunu, davacının beden gücü kaybına ilişkin maddi zararının; 03.04.2012 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, mahkeme tarafından 23.05.2012 tarih ve 28 nolu celse 1 nolu ara kararı uyarınca; davanın 31.05.2012 tarihinde HMK'nın 176 ve devamı hükümlerine göre tamamen ıslah edildiğini, davanın niteliği gereği belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiştir. Davalı ... Belediyesi vekili; müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca ... yönünden maddi tazminat davası reddedildiği halde hüküm altına alınan vekalet ücretinin de düşük olduğunu, manevi tazminatlar yönünden müvekkili lehine verilen vekalet ücretlerinin de düşük olduğunu, ayrıca müvekkili belediyenin yapmış olduğu masrafların eksik hesaplandığını, belediyece ödenen temyiz masrafı dahil 11.000,00 TL'den fazla olduğunu, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalıların işleteni, sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik talebi ve sürekli bakıcı talebi ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin tüm ve davalı ... Belediyesi vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında ... Belediyesi yönünden 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği, davalı ... Başkanlığı vekilinin, süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilerek, bu davalı yönünden ıslah edilen kısım için davacı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat yönünden ıslah edilen kısmın reddine karar verildiği anlaşılmakla davalı yararına reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438/7 hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm ve davalı ... Belediyesi vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... Belediyesi vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükümde 7 numaralı bente ek olarak olarak ''maddi tazminat bakımından reddedilen kısım için davalı ... Belediyesi yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Belediyesine verilmesine'' cümlesinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Peşin alınan harcın istek halinde davalı ... Belediyesine iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/2028, K. 2026/2040, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2025-2028-e-2026-2040-k-621d3ab4b64a