Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/921 E. 2024/13108 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/921
Karar No
2024/13108
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/529 E- 2023/2252 K HÜKÜM/KARAR : Usulden reddine Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı asil ... ve davalı.... İhr. İnş.Limited Şirketi temsilcisi .... geldiler. Davalı asiller ve davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.12.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Ltd. Şti.'nden alacaklı olduğunu, davalı borçlu şirket aleyhine Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/11740 ve Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/11517 E. sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını ve bu takiplerin kesinleştiğini, davalı şirketin üzerinde bulunan Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 24013 ada 3 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6-10-18-25-26 nolu 5 adet daireyi mal kaçırma gayesi ile diğer davalı ...'a sattığını, daha sonra 25 nolu daireninde 3. şahsa satıldığı ileri sürülerek 6-10-18-26 nolu dairelerin tasarruflarının iptali ile ... Ltd. Şti. adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davacının; davalı şirket yetkilisi ... ile her hangi bir ticaretinin bulunmadığı, akrabası olan davacı ...'a göstermelik olarak borçlandığı, icra takibine aldatıcı bir mal beyanında bulunduğu ve huzurdaki tasarrufun iptali davasını açmak için zemin hazırlandığını ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket cevap dilekçesinde; taşınmazın devri konusunda diğer davalı ... ve dava dışı .... Ltd. Şti. ve ... ile sözleşme yapıldığı ve senetlerin imzalandığı, bundan sonra 5 adet taşınmazın tapuda devredildiği, satış bedellerini almadığını, taşınmazların bedelini kredi çekip ödeyeceklerini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2021 gün, 2021/90 E- 2021/187 K sayılı ilamı ile "önceki tarihli kambiyo senedi bulunmasının yeterli olmayacağı, bu senette belirtilen alacağa konu temel alacaklı borçlu ilişkisinin de ayrıca araştırılması ve ispatlanması gerektiği, davacının ilgili kolluk görevlilerince yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre site görevlisi olarak çalıştığı ve aylık 3.045,00 TL maaşının bulunduğu, site lojmanında kiracı olarak ikamet ettiği, Ankara ilinde evinin ve bankada tutarı belirtilmeyen dövizinin bulunduğunun belirtildiği, 15.12.2021 tarihli duruşmada davacı vekili beyanına göre davacının davalı şirketten olan alacağının, taşeron olarak davalı şirkete yaptığı inşaat işlerinden kaynaklandığı, icra takibine konu alacakların davacının davalı şirketten senet tanzim tarihinden önceki tarihte doğmuş alacaklarına ilişkin olduğu, ancak bu hususta dosyaya herhangi bir kayıt sunulmadığı, davacının davalı şirketten olan alacağının senet tarihi öncesi hukuki ilişkiye ve alacağa dayandığının ispatlanamadığı, İİK'nun 277. vd. maddelerinde tasarrufun iptali davalarında kesinleşmiş bir alacağın ve geçici veya kesin bir aciz belgesi düzenlenmiş olmasının ve alacağın tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, dosyanın mevcut haline göre davacının senede bağlanmış olan alacağının taşınmazların satışına ilişkin tasarruf tarihlerinden önce doğduğunun ispat edilemediği," gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF VE İSTİNAFTAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İstinaf Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesinin 26.10.2023 tarih, 2022/529 E,2023/2252 K sayılı ilamı ile " alacaklı davacının ciro aldığı 25.04.2019 tanzim tarihli senetlere dayalı icra takipleri yaptığı, takiplerin kesinleştiği, borçlunun haczi kabil malın bulunmadığının belirlendiği, borçlu davalı Şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine isabet eden 5 adet daireyi davalı ...’e senetlerin tanzim edildiği gün arsa sahipleri üzerinden temlikini sağladığı, davalı ...’in 25 No.lu daireyi dava dışı kişiye devrettiği, dosya kapsamı, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında alacaklı davacının icra takiplerine konu alacağın gerçek olduğunu ispat edemediği, tasarrufun iptali için koşulların somut olayda gerçekleşmediği" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapu iptali ve tescil davası açtığını, davalıların muvazaalı işlem yaptığı gün 5 taşınmazın bedelsiz olarak mal kaçırma kastı ile devredildiğini, icra takiplerine konu senetlerin keşide tarihinin taşınmaz satışından önce olduğunu, tanık beyanları, ihbar olunan beyanı ve borçlu davalı şirket yetkilisinin beyanından devirlerin alacaklılara zarar verme kastı ile yapıldığını ispatladığını, taşınmazların gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark bulunduğunu, davalı Şirket aleyhine başlatılan takipte hacze kabil malvarlığının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine davalı .... İth. İhr. İnş. Ltd. Şti. yetkilileri hakkında resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/136786 Hazırlık sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturma aşamasında taşınmazlara tedbir konulduğunu, borçlu ...’ın Şereflikoçhisar Kaymakamı olup maaşına haciz yazısı yazıldığını ve maaş haczinde 12, 13 ve 15. sırada olunduğunun bildirildiğini, davalı ...’in geçmişe yönelik olarak Mahkemeyi yanıltmak amacıyla gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlediğini, davalıların danışıklı hareket ettiklerini, davalı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında sözleşme yapıldığına ilişkin belge sunulduğunu ancak taşınmazın hiçbir zaman ... Ltd. Şti. adına kayıtlı olmadığını, sözleşmedeki imzanın gerçek olmadığı belirtilerek itiraz ettiğini, Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/966 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini ve karara itiraz edilmediğini, davalılar arasında bir sözleşme bulunmadığını, Ankara .... Noterliğinin 09.11.2016 tarih 22252 yevmiyeli düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca dava konusu taşınmazların davalı Şirket adına tescilinin kararlaştırıldığını ancak hiçbir zaman davalı Şirket adına tescil edilmediğini ve dava dışı kişilere devredildiğini, mahkemece Yargıtay kararları ile bağdaşmayan bilirkişi raporunun karara dayanak yapıldığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; İİK'nun 277. vd. maddelerinde tasarrufun iptali davalarında kesinleşmiş bir alacağın dava şartı olarak düzenlendiği, dosyanın mevcut haline göre davacının senede bağlanmış olan alacağının gerçek bir alacak olduğunun ispatlanmamış olmasına göre, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/921, K. 2024/13108, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-921-e-2024-13108-k-ad5dd13b14f7