Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/4305 E. 2024/8128 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4305
- Karar No
- 2024/8128
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/627 E., 2021/424 K. DAVA TARİHİ : 24.01.2008 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... ve Kemal vekili ile davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde , davalıların sürücüsü, maliki ve trafik sigortacısı olduğu aracın yaya halindeki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iş ve güçten yoksun kalma tazminatı olarak 1.000,00 TL, tedavi gideri olarak 1.000,00 TL, manevi zarar nedeni ile 5.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.03.2016 tarihli , 2008/38 Esas 2016/75 karar nolu kararı ile davanın kısmen kabulü ile 68.172,08 TL maddi tazminat ile 3.379,75 TL tedavi giderinin davalılardan (sigorta şirketi açısından limitle sınırlı ve dava tarihinden faiz başlamak üzere) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,1.620,25 TL tedavi giderinin dahili davalı ...'ndan alınarak olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi açısından 4.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Osman ve Kemal'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı ... vekili ile davalı ... ve Kemal vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve 2016/9192 Esas, 2019/4145 Karar sayılı kararı ile; "1-Dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 1.1.2016 tarihinden itibaren 2.190,00 TL’ye çıkarılmıştır. Temyize konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verilmiş olup dahili davalı ... aleyhine kabulüne karar verilen 1.620,25 TL tazminat yönünden karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... ve Kemal vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı) Somut olayda davalı ... yargılama sırasında avukat ile temsil edilmemiş olmasına rağmen mahkemece yenileme dilekçesi, Sosyal Güvenlik Kurumunun sunduğu cevap dilekçesi ve beyan dilekçesi davalı ...'e değil o tarihte davalı ...'in vekili olmayan davalı ... vekiline tebliğe çıkarılmıştır. Bu yönüyle davalının savunma hakkının kısıtlanmasına sebebiyet verecek şekilde yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 4- 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davaya konu trafik kazası 28.03.2006 tarihinde gerçekleşmiştir. Dava 02.04.2014 tarihinde ıslah edilmiş olup, temyiz eden davalılar tarafından süresi içerisinde ıslah zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan ceza kanunu 5237 sayılı TCK’dır. O halde mahkemece tüm bu açıklamalar ışığında, davalılar vekilinin ıslah dilekçesine karşı süresinde bulunduğu zamanaşımı def'i değerlendirilerek olumlu olumsuz bir sonuca varılması gerekirken, bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 5- Davacı ...'ın kaza tarihinde herhangi bir işte çalışmadığı, ev hanımı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece, hükme esas alınan aktüer raporunda davacının ev hanımı olduğu ve asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapılması yerindedir. Ancak anılan raporda aktif dönemde ücretin netleştirilmesi sırasında asgari geçim indiriminin dikkate alınması hatalı olmuştur. Davacının zararının hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı ev hanımı olan davacının uğranılan zararın hesaplanması sırasında dikkate alınamayacağı açıktır. O halde mahkemece, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden, yukarıda ifade olunan hesaplamaya göre AGİ dâhil edilmemiş net asgari ücret üzerinden aktif dönem için (pasif dönem AGİ'siz hesaplandığından) hesaplama yapılması konusunda ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı hesaplamaları içeren bilirkişi raporuna göre, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maddi tazminat talebinin kabulü ile; taleple bağlılık ilkesi gereği 68.172,08 TL maddi tazminatın davalılar (..., ..., Koç Allianz Sigorta A.Ş.) (sigorta şirketi açısından limitle sınırlı ve dava tarihinden faiz başlamak üzere) olay tarihinden (28.03.2006) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, tedavi gideri talebinin kısmen kabulü ile; 3.379,75 TL tedavi giderinin davalılardan (..., ..., Koç Allianz Sigorta A.Ş.) (sigorta şirketi açısından limitle sınırlı ve dava tarihinden faiz başlamak üzere) olay tarihinden (28.03.2006) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 1.620,25 TL tedavi giderinin dahili davalı ...'ndan alınarak olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine dair Yargıtay bozma ilamından önce verilen hüküm kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, manevi tazminat talebi açısından davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Osman ve Kemal'den olay tarihinden (28.03.2006) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tedavi gideri tazminat talebinin ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davacı maluliyet oranını Adli Tıp Kurumu'nun 06.02.2013 günlü son raporu ile öğrenmiş ve Adli Tıp Kurumu maluliyet raporunun da davacıya 16.01.2014 tarihli duruşmada öğrenildiği ve mahkemece taraflara rapora karşı beyanda bulunmaları için iki hafta süre verildiği, davacı 09.04.2014 ıslah tarihi itibariyle kalan kısım için zarar miktarını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı sunmuş olduğu zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ile Osman vekili ve davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... ile Osman vekili temyiz dilekçesinde; ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını buna rağmen mahkemece bu talebin reddine karar verildiğini, davacının hiçbir aşamada malul olduğunu ileri sürmediğini, müvekkilleri aleyhine verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı SGK vekili; bozma öncesi ilamın ilgili kısmının kesinleşmesi ile müvekkili açısından reddedilen kısma göre 972,15 TL lehe vekalet ücretinin davacıdan alınıp dahili davalı SGK'ya verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Dahili davalı ... aleyhine kabulüne karar verilen 1.620,25 TL tazminat yönünden karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... ve Kemal vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Önceki bozma ilamında belirtildiği üzere; 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davaya konu trafik kazası 28.03.2006 tarihinde gerçekleşmiştir. Dava, 02.04.2014 tarihinde ıslah edilmiş olup temyiz eden davalılar tarafından süresi içerisinde ıslah zamanaşımı definde bulunulmuştur. Mahkemece; davacının maluliyet oranını Adli Tıp Kurumu'nun 06.02.2013 günlü son raporu ile öğrendiği, Adli Tıp Kurumu maluliyet raporunun da davacıya 16.01.2014 tarihli duruşmada tebliğ edildiği ve mahkemece taraflara rapora karşı beyanda bulunmaları için iki hafta süre verildiği, davacı tarafın 09.04.2014 ıslah tarihi itibariyle kalan kısım için zarar miktarını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle ıslah zamanaşımı definin reddine karar verilmiş ise de eksik araştırmayla karar verilemez. Bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerekir. Zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici iş göremezlik durumu tam olarak tespit edilemez. Daha açık bir ifade ile, tedavi devam ederken kişinin yaralanma nedeniyle uğramış olduğu zararı tam olarak tespit edilemez. Somut olayda, ATK maluliyet rapor tarihi 06.02.2013 tarihi ise de yukarıda açıklandığı üzere, davacının maluliyeti yönünden gelişen durum bulunup bulunmadığının tespiti, (ıslah edilen kısım yönünden) davalıların zamanaşımı def'i yönünden önem arz etmekte olup, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece; ATK 'dan rapor alınarak alınacak raporda; davacının kazadaki yaralanması ile tüm tedavi belgeleri,maluliyet raporları ve muayene sonuçları değerlendirilmek suretiyle, süreç içinde kazadaki yaralanmaya bağlı gelişen bir durum olup olmadığının tespiti, gelişen durum olduğunun saptanması halinde ise bu yeni durumun ne zaman ortaya çıktığı, tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği (hükme esas alınan ATK 06.02.2013 tarihli raporuna kadar tedavinin devam edip etmediği) konularının da raporda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde belirlenmesinin istenmesi;daha sonra bu rapor da irdelenerek, zararın ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği değerlendirilip ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının belirlenmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeple davalı SGK vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE; 2. Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... ve Kemal vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE 3. Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... ve Kemal vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ... ve ...'e iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.