Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2501 E. 2026/1 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2501
- Karar No
- 2026/1
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/206 E., 2023/1064 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/313 E., 2022/649 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.10.2016 tarihinde ...'ye ait yük treninin müvekkiline çarpması sonucunda müvekkilinin kafatasının ciddi şekilde zarar gördüğünü, sağ gözünün sol gözüne oranla aşağı kaydığını ve sağ gözünde daha fazla olmak üzere her iki gözünde görme kaybı meydana geldiğini, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle Van 2. İdare Mahkemesinde ... ye karşı dava açtıklarını, mahkemenin davayı reddettiğini, Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin 2018/2730 Esas, 2020/220 Karar sayılı kararında davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerekçesi ile kararı kaldırdığını, Van 2. İdare Mahkemesinin 2020/ 1118 esas, 2020/ 2787 karar sayılı kararı ile davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiği gerekçesi ile davayı görev yönünden reddettiğini, 30 günlük yasal süresi içerisinde görevli asliye hukuk mahkemesinde davalarını açtıklarını açıklanan bu nedenlerle 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizinin davalı taraftan alınmasını, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiş, talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 183.400,81 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda davacının kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, 183.400,81 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada taraf sıfatı bulunmayan ihbar olunanın hükmü istinaf etme yetkisi bulunmadığından ihbar olunan vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verildiği, dava konusu olayda tren rayları üzerine oturan ve uyuya kalan davacının dosya kapsamında yer alan ve taraflarca ileri sürülen deliller kapsamında ağır kusuru ile kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, zarar görenin ağır kusuru dolayısıyla illiyet bağının kesildiğini, kazazedenin kendisinden beklenmeyecek şekilde dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığını, davalı kurumun, olayın meydana gelmesinde illiyet bağını kesen bir sebebin varlığını ispat ettiği bu nedenle, davacının zararından sorumlu tutulamayacağı bu kapsamda davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ihbar olunan vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeni hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;İlk Derece Mahkemesi aşamasında düzenlenen raporda davalı idarenin %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu kusur oranı esas alınarak karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının vicdana ve hukuka aykırı olduğunu, yerleşim yeri içerisinde yük taşımacılığı yapan davalı iderenin hiçbir önlem almadığı, hiçbir uyarı levhasının ve sesli uyarı sistemi bulundurmamasının kaza riskini arttırdığı ve kusurunun olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin hayvanlarını otlatırken raylara yakın alanda uyuyakaldığını, uyuyakalmanın insani bir durum olduğunu, yerleşim yerine yük taşımacılığı yapan idarenin kusurunun olmamasının mümkün olmadığını, her an yük treninin geleceği hususunda uyarı levhası asılmış olsa idi veya sesli uyarı sistemi kurulmuş olsa tel veya duvar çekilmiş olsa idi kazanın meydana gelmeyeceğini, tren kaptanının uzun uzun siren çaldığı iddiasının da doğru olmadığını, çalınmış olsa idi müvekkilinin uykudan uyanacağını, müvekkilinin hem estetik hem sağlık yönünden ciddi zarara uğradığını, davalı idarenin Demiryolu Hemzemin Geçitlerinde Alınacak Tedbirler ve Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'te belirtilen hiçbir önlemi almadığını ve uygulamadığını belirtmiştir. B. Değerlendirme Uyuşmazlık, hizmet kusurundan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 1.İlk Derece Mahkemesince adli yardım talebi kabul edilerek yargılama devam edildiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335/3 maddesi gereğince adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinden temyiz talebindeki adli yardım talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı tarafından, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi gereğince davalı Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü'nün işleten olarak sorumluluğuna dayanılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106. maddesindeki “Genel ve katma bütçeli kuruluşlara, İl Özel İdareleri ve belediyelere ve kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı bu kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır” ve 110. maddesindeki (Değişik: 11/01/2011-6099/14 md.) “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükümleri gereğince hemzemin geçitte meydana gelen kazalar bakımından adli yargı görevlidir. Somut olayda 10.10.2016 tarihli olay, yer, görgü ve tespit tutanağında olay yerinin ... Mahallesi mezarlık mevkiinde bulunan hemzemin geçidi yaklaşık 20 metre kadar geçtikten sonraki alan olduğu belirtilmiştir. Olay yerinin hemzemin geçit olmaması nazara alındığında, davanın davalı idarenin hizmet kusurundan doğan zararın ödetilmesi istemine ilişkin olduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden araştırılır (HMK 114,115/1). Mahkemece, istemin hizmet kusurundan kaynaklandığı kabul edilerek davalı idare yönünden uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyizindeki adli yardım talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.