Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2024/40 E. 2025/4188 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2024/40
- Karar No
- 2025/4188
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/40 Karar No : 2025/4188
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... ... 7- ... 8- ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 14/12/2017 tarih ve 30270 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 22/09/2017 tarih ve 2017/10927 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Ankara Evren Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Ankara ili, Bala ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan ve davacıların hissedarı olduğu ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ..., ... ve ... parsel (... yeni parsel), ..., ... ve ... (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel), ... parsel (... yeni parsel) sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu taşınmazları kapsayan alanda yapılan toplulaştırma sonucunda, eski parsel sahiplerine yeni tahsis edilen parsellerin aynı blokta korunduğu, daha düzgün şekilli, işlemesi kolay ve yoldan faydalanacak şekilde düzenlendiği, toprak yapıları ve verimlilik değerlerinin farklılık arz etmediği, yeni parsellerin hesaplanmasında, parsellerin derecelendirilmesi neticesinde dönüşüm katsayıları çerçevesinde bazı parsellerde kabul edilebilir miktarda kesinti oranı haricinde artma ve azalma meydana gelmediği, eski ve yeni parsellerin toprak özelliklerinin ve sınıflarının birbirine yakın değer taşıdığı, parsellerin yola cephesinin bulunduğu, toplulaştırma işleminin arazi toplulaştırması parselleme, dağıtım ve tahsis tekniklerine uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda bazı parsellerde derece değerinin altındaki alanlarda değerlendirme yapıldığı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen bu durumun çelişkili bir şekilde uygun olduğunun belirtildiği, fazladan kesinti yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, ... ve ... yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davacılardan ... yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini kurala bağlayan 310. maddesine, 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle birinci fıkradan sonra gelmek üzere iki yeni fıkra eklenmiş olup temyiz isteminde bulunulmasından sonra davadan feragat edilmesine ilişkin üçüncü fıkrasında, "feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun değişikliğine ilişkin 310. maddenin gerekçesinde; "Maddeye eklenen üçüncü fıkrada ise, feragat veya kabulün dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması hâlinde Yargıtayın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndermesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır. Düzenlemeyle, mevcut hükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesi hâlinde yapılan farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Yargıtayın, davaya son veren taraf işlemleri olan feragat ve kabulün kanun yolu süresi içinde yapılması hâlinde, hükmü veren mahkemenin davadan el çekmiş olması sebebiyle dava hakkında bir karar veremeyeceği, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmesi gerektiği şeklindeki içtihadı ile feragat veya kabulün dosya Yargıtayda iken yapılması hâlinde kararın bozularak gerekli kararın verilmesi için dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesi yönündeki içtihadından kaynaklanan usul ekonomisine aykırılığın da önüne geçilmesi hedeflenmektedir." açıklaması yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden, temyiz incelemesi sırasında davacılardan ... tarafından verilen 07/11/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, dosyanın temyiz incelemesi aşamasında davadan feragat edilmesi nedeniyle, adı geçen davacı yönünden temyiz incelemesi yapılmaksızın dosyanın feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen feragat hakkında ek karar verilmek üzere; dosyanın idare dava dairesine gönderilmesine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a ilişkin kısmının, Üye ...' ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3. Davacılardan ... yönünden ek bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Dava Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 02/07/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
(X)KARŞI OY: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne, 14/6. maddesinde ise 14. maddede sayılan ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi haline davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanması kuralına yer verilmiştir. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında "menfaat ilgisi"nin bulunup bulunmadığının, yargılamanın her aşamasında yargı yerince incelenebileceği açıktır. İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür. Dosyanın ve davalı idare tarafından dosyaya sunulan dağıtım listelerinin incelenmesinden; davacılardan ... dava konusu parsellerden hiçbirinde hissedar olarak görünmediğinden, davacı ...'ın dava konusu parsellerde hissedar olup olmadığı araştırılarak, dava açmakta menfaati olup olmadığı tespit edildikten sonra karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen nedenle, kararın davacı ... yönünden kısmen bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki Dairemiz çoğunluk kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.