Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2139 E. 2024/12552 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2139
- Karar No
- 2024/12552
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/137 E., 2023/338 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ... ile davalı .... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ... ve davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... geldiler. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.12.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2012/8478 ve 8479 nolu takip dosyalarındaki alacaklarını diğer davalı şirkete temlik ettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu takiplerin henüz kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, borçlunun aciz hali olmadığını, davacı alacaklının borçlu şirketin taşınmazları üzerinde ipotekleri olduğunu, temlikin ticari hayatın gereği olarak yapıldığını belirterek, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... Şirket vekili cevap dilekçesinde; dava şartı olarak aciz belgesi sunulmaksızın bu davanın açılamayacağını, alacağın borç miktarının da üzerinde kesin ve süresiz ipotekle temin edildiğinden aciz halinin sonradan oluşmasına da olanak bulunmadığını, davacının diğer davalı hakkında İstanbul 10. İcra Müdürlüğü nezdinde 2013/2860 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde de bulunduğunu beyan etmekle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2013/43 Esas, 2018/267 Karar sayılı kararıyla; davalılar arasında yapılan temlik işleminin sadece demir alımından ibaret olduğunun belirtilmesine rağmen davalıların aynı vekalet ilişkisi içinde bulundukları avukat ile hareket etmeleri, vekalet işleminin temlik işleminden hemen sonra gerçekleşmesi ve vekillerin ... Petrol'den gelen çeklerin karşılıksız çıkması sonucu ödeme güçlüğü çekildiğinin belirtilmesi gibi hususlar, davalı borçlunun basiretli davranmayarak alacağın temliki yoluyla mevcudunu eksilttiği ve kendisinin de bunu bilerek yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalılar arasında yapılan İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2012/8478 Esas ve 2012/8479 Esas sayılı icra takiplerine konu alacağın temliki şeklindeki tasarrufun, alacaklının Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2013/4892 Esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olmak ve mükerrer tahsilata sebep olmamak kaydı ile iptaline ve davacıya cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı .... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 2019/2283 Esas, 2021/1266 Karar sayılı kararıyla; davalı borçlu ... Sanayi ve Ticaret AŞ ile firma sicil bilgilerine göre inşaat ve taahhüt işlerini yapmak ve yaptırmak işiyle uğraşan davalı 3'üncü kişi ... arasında önceye dayalı ticari ilişki bulunduğu, bu itibarla davalı 3'üncü kişi ...'nin, aynı sektörde faaliyet gösteren ve aralarında çok sayıda inşaattan kaynaklanan ticari ilişki bulunan davalı borçlunun malî durumunun ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2022/1331 Esas, 2022/13554 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, davacı alacaklı, borçlu şirkete verdiği kredinin teminatı olarak aldığı anlaşılan senedi Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2013/4892 sayılı dosyasından, 3.649.363,61 TL alacak olarak 14/05/2013 tarihinde takibe koymuştur. Davanın dayanağını bu takip dosyası oluşturmaktadır. Davacı banka, 26/06/2013 tarihinde bu kez borçlunun aldığı aynı kredinin teminatı olarak verdiği ipoteklerin paraya çevrilmesi için İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2013/2860 sayılı dosyasından, tahsilde tekerrür olmamak üzere takibe geçmiştir.Bu takipte alacak kalemleri olarak, 3.855,323,51 TL kredi, 90.000 TL çek yaprağı alacağı, 1.047.999,00 TL teminat mektubu alacağı olarak toplam 4.993.712,51TL alacağı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe koymuştur. Bu dosyada davacı lehine ... ada ... parsel üzerinde 4.000.000,00 TL, 1711 parselde 2.000.000,00 TL ipotek bulunmaktadır. 17/06/2014 tarihinde ... parsel ihalede 1.150.000,00 TL satılmış, banka 28/08/2014 tarihinde 1.099.345,04 TL tahsil etmiştir.Bundan sonra 30/10/2014 tarihinde , geri alan ... ada ... parseldeki 4.000.000,00 TL ipotek alacağını tüm ferileri ile 3.100 000,00 TL bedel karşlığında dava dışı .... İnşaat Ltd. Şti.'ne temlik etmiştir. Bu halde davacı banka bu takip dosyasındaki alacağını 4.199,000,00 TL olarak tahsil etmiştir. Mahkemece davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olup olmadığı ve aciz halinin varlığı konusunda bilirkişi raporu alınmış ise de rapor hükme elverişli nitelikte bulunmamıştır. Şu halde, davacı bankanın aynı borç ilişkisinden kaynaklanan alacağı hem ipotek ile hem de senet ile teminat altına alındığından, tahsilde tekerrür olmayacak şekilde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip sonucu iki ipotekli taşınmazdan birinin paraya çevrildiği, diğeri üzerindeki 4.000,000,00 TL ipotek hakkının ise 30.01.2014 tarihinde 3.100,000,00 TL bedel ile dava dışı şirkete temlik edildiği nazara alınarak, aynı kredi borcuna ilişkin dava dayanağı 2013/4892 sayılı dosyada 30/01/2014 tarihi itibari ile bir borç bulunup bulunmadığının, konusunda uzman bilirkişi raporu ile tesbit edilmesi, alacaklının bu yönde yaptığı şikayet veya menfi tesbit davası bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2-Kabule göre ise, gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesi ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracıdır. Burada önemli olan temlik alanın, bu temliki gerektirir nitelikte ve boyutta borçludan alacağının olduğunun sabit olması ve borçlu ve üçüncü kişi arasında temlikten önce ve sonrasında devam eden bir ticari ilişkinin bulunmasıdır. Davalı ... vekili, müvekkillinin borçlu ile süre gelen ticari ilişkisi nedeni ile borçlu şirketten olan alacağa karşılık olarak bu temlikin yapıldığını iddia ettiğinden, yapılacak iş, şirketlerin ticari defterleri üzerinde, inceleme yapılarak temlik işleminden öncesinde ve sonrasında aralarında devam eden bir ilişki olup olmadığı, temlik konusu miktar kadar borçlunun davalı üçüncü kişiye borcu olup olmadığı belirlenip, oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulmasına karar verilen ispat yükünün davacı tarafta olduğu, mahkemenin 22/09/2023 tarihli duruşmasında davacı tarafa bilirkişi ücretinin yatırılması için iki haftalık kesin süre verildiği aksi halde bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı ve bu delillerden vazgeçmiş sayıldığı, tüm bu nedenlerle bilirkişi incelemesi yapılamadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma gerekçesi yanlış yorumlanarak, ispat hukuku kurallarına göre davalılara yüklenmesi gereken yükümlülüğün, davacı tarafa yüklendiğini, davalıların kendileri tarafından verilen cevap ve beyanlar, dosyasına sunulan belge ve celp edilen delillerle, alınan bilirkişi raporları ile davalıların birbirlerini tanıdıkları, alacağı temlik alan davalının temlik eden davalı borçlunun acz halinde olduğunu bildiği ve buradan hareketle, temlik işleminin alacaklıları ızrar kastına yönelik bir tasarruf işlemi olduğunun ispatlandığını, davalıların ticari ilişkiden kaynaklı olarak birbirlerinden alacaklı oldukları ve bu alacak ilişkisine istinaden bu temlikin yapıldığı iddia ve savunmalarının davalılar üzerindeki ve yükümündeki ispat şartı olduğunu, dayanılan alacak verecek ilişkisine yönelik iddiaların, incelenmesi gereken ticari defterlerin, davalılarca dayanılan ve davalılar tarafından sunulması gereken deliller olduğunu, hal böyle olduğu halde, davalılar tarafından ileri sürülen, davalılar tarafından ibraz edilmesi mümkün delillere ilişkin olarak yerel mahkemece, usul ve ispat hukuku kurallarına yön değiştirilerek ispat yükünün davacıya yüklenmesinin yanlış olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dairemizin ve öncesinde (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre borçlu ile üçüncü kişi arasında tasarruf tarihinden önce ticari ilişki bulunması, İcra ve İflas Kanunu’nun 280 inci maddesi uyarınca borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca yani üçüncü kişice bilindiği olgusuna karine olarak kabul edilmektedir. Somut olayda, borçlu ve üçüncü kişi arasında ticari ilişki bulunduğu tarafların kabulünde olduğuna göre tasarrufun iptaline ilişkin karine davacı alacaklı lehinedir. Borçlu ve/veya üçüncü kişi bu karineyi ancak temlik işleminin (tasarrufun) yapıldığı tarihte üçüncü kişinin davalı borçludan alacaklı olduğunu, temlikin alacağa istinaden yapıldığını ispat ile çürütebilir. Hal böyleyken temlike ilişkin tasarrufun yapıldığı tarih itibari ile davalı üçüncü kişinin davalı borçludan alacaklı olup olmadığı alacaklı ise miktarı hususundaki ispat külfetinin davalılar üzerinde olduğu gözetilmeksizin ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.