Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1856 E. 2024/13678 K.

Konu: Muvazaalı İşlemin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1856
Karar No
2024/13678
Karar Tarihi
Konu
Muvazaalı İşlemin İptali

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2194 E., 2023/1552 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/60 E., 2022/76 K. Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili ... geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.12.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... San. Ltd. Şti. tarafından davacıya olan borcuna karşılık 30.03.2016 ödeme günlü 329.073,00 TL’lik bir senet düzenlendiğini ve iş bu senede de ...'nın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını, bir süre sonra müşterek borçlu müteselsil kefil ...'nın piyasaya var olan borcunun çokluğundan dolayı bu gayrımenkulü korumak için ...'e devrettiğini ve davacıya kendisine biraz süre vermesi halinde bu gayrımenkul üzerine ipotek tesis ettirerek borcunu ödeme adına teminatlandıracağını belirttiğini, daha sonra ...'nın sözünü tutmaması üzerine, İstanbul 20. İcra Müdürlüğü vasıtasıyla 2016/13692E. numarası ile icra takibi başlatıldığını, haczi kabil malı bulunamadığını, ancak dava konusu taşınmazın yarı hissesi ...’ya ait iken satış bedeli olarak 2012 yılında 1.500,00 TL gibi hiçbir reel karşılığı olmayan komik bir rakam karşılığında ...'e satış işlemi yapıldığını, akabinde davalı ...'ya 4.500,00 TL bedel ile devredildiğini, sonra da ... San Tic. Ltd. Şti 'ne devredildiğini, ...'in ilgili taşınmazı emaneten aldığını, ayrıca ...'nın devir tarihinden itibaren 5 gün içerisinde taşınmazı elden çıkarmasının da muvazaa hususunu kanıtladığını belirterek davalılar adına tescil edilen tapu kaydının muvazaa nedeni ile iptaline davalı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ..... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; alım satım işleminin gerçek bir işlem olduğunu, davalı müvekkili ile davalı/borçlu ... arasında alım satım işleminden önce bir danışıklık olmadığını, davalı müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, herhangi bir bir tanışıklık ve iş ilişkisi bulunmadığını, akrabalık ilişkileri de olmadığını, alım satım bedelinin 150.000,00 TL'sinin banka hesabına, 415.000,00 TL'sinin çek ile 85.000,00 TL'sinin de elden nakit olarak ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; ...'dan 85.000,00 TL alacaklı olduğunu, borcu ödemeyince, dava konusu taşınmazı karşılık olarak aldığını, ancak sonra tapuyu ...'ya geri verdiğini ve parasını istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın esas sahibinin ...'ya satıldığını, ...'in ...'nın dayısı olduğunu, ... dayısının kendisine olan borcu sebebiyle yeri üzerine geçirdiğini, ...'in ...'nın inşaatını yapan usta olduğunu, ...'nın şirketi paraya sıkıştığı için çok borcu olduğu için yeri satmaya karar verdiğini, fakat dayısı ile arasında geçen sorun sebebiyle ... ile tartıştığını, bu yüzden ... ile karşılaşmamak için satışları yaptığını, ... Seranın taşınmazın bedelini ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 2012 yılında Ünal Alver'e devredilmiş olup, bu tarihin borç ilişkisinin doğumundan önce olduğu, taşınmazı daha sonra devralan kimselerin tapu sicilinde kayıtlara güvenerek taşınmazı edinmiş oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; resmi kayıtlar ve davacı tanıklarının beyanlarının yok sayıldığını, bilirkişi raporunda tespit edilen gerçekler ve resmi tapu kayıtlarının taraflar arasındaki akrabalık durumunun, gerekçeli kararda dikkate alınmadığını, 1.500,00 TL bedelle satın alınan taşınmazla ilgili gerçek satış kanaatinde bulunulmasının başlı başına bozma sebebi olduğunu, ilk devrin 2012'de yapılmasının dava kapsamında bir önemi olmadığını, taşınmazın ...'nın olduğunun herkes tarafından bilindiğini, alacaklılardan mal kaçırmak için gayrimenkulü başkasının üzerinde tutan davalının muvazaasının dosya kapsamında aleni olduğunu, söz konusu satışın kefil ...’yı sorumluluktan kurtarmak ve mal varlığını yok etmek saikiyle muvazaalı olarak yapıldığının aşikâr olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerek tasarrufun iptali davaları, gerekse TBK'nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davalarında; diğer dava koşullarının yanında borcun iptali istenen tasarruftan önce doğmasının dava ön koşulu olup mahkemece resen araştırılması gerektiği, söz konusu bu dava koşulu gerçekleşmediği takdirde de işin esası hakkında hüküm kurulamayacağı, davacı tarafın, borçlu ...’dan olan alacaklarının 25.08.2015 tanzim tarihli bonoya dayandığı, borçlu ...’nın iptal isteğine konu taşınmazın devrine ilişkin işleminin ise 02.07.2012 tarihinde yani borcun doğumundan önce gerçekleştirmiş bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Ancak tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda davacının alacağı 25.08.2015 düzenleme 30.03.2016 tarihli bonoya dayanmaktadır. Tasarruf ise bundan önce 02.07.2012 tarihinde yapılmıştır. Ancak uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı bononun tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır. O halde mahkemece, davacı vekiline İstanbul 20. İcra Müdürlüğü’nün 2016/13692 sayılı takibin konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı ve davalı borçlunun ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip muvazaanın oluşup oluşmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekli olup mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1856, K. 2024/13678, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-1856-e-2024-13678-k-e8376745d77a