Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/13820 E. 2025/8686 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13820
- Karar No
- 2025/8686
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/699 E., 2024/381 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin rödevansçı olarak işletme hakkına sahip olduğu ... İlçesi ... Mevkiinde bulunan ... numaralı maden ruhsat sahalarının İstanbul Bölgesi 3. Havaalanı ile kısmen çakışması nedeniyle bu alanlarda müvekkili şirketin madencilik faaliyetinin kısıtlandığını, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi gereğince Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün atadığı heyetler tarafından müvekkili şirketin bölgede yaptığı yatırım giderleri ve stoklarının tespit edildiğini, müvekkilinin üretimini tamamladığı kumu stokladığını, stoklanan bu madenlerin şirketin resmi envanterine kaydedilerek her yıl Bakanlığa verilen faaliyet raporlarında yer aldığı gibi müvekkili tarafından da beyan edildiğini ve bu beyanın doğruluğunun Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından mahallinde tespit edildiğini, müvekkiline ait kumun bir kısmının satıldığını, bir kısmının proje alanı dışına taşındığını, bir kısmının ise Ulaştırma Bakanlığının kumun üstündeki tesisleri zamanında kaldırmaması sonucu mücbir sebeple stok alanından çıkarılamadığını, Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından müvekkiline bu stokların sahadan alınması için 18 ay süre verildiğini ancak Bakanlık tarafından tesisler zamanında teslim alınmadığından stokların taşınmasının mümkün olmadığını, bu nedenle ek süre istendiğini, Bakanlığın tesislerin almasının beklendiği aşamada mülkiyeti müvekkiline ait bulunan stok halindeki kum maliyetinin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında davalılar tarafından alınıp götürüldüğünü, bu konuda ... 34. Noterliğinden 16.09.2015 tarihli ihtarının gönderilerek faaliyetin durdurulmasının istendiğini, aynı zamanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına da yazılı olarak bildirildiğini ve Bakanlık tarafından müvekkiline verilen cevapta ruhsat sahibine ait olan stokların yüklenici tarafından kullanılmasına müsaade edilmemesi gerektiğinin belirtildiğini, davalılar tarafından müvekkiline ait olan 889.592 ton kum madeninin stoklardan taşındığını, bu durumun ... Kaymakamlığına bildirildiğini ve yapılan tetkik sonucu ... Jandarma Komutanlığı tarafından 03.02.2015 tarihinde kum stoğunun taşındığı alana gelinerek kumların davalılara ait olan iş makineleri ve kamyonlarla başka bir bölgeye götürüldüğü, ancak bahse konu arazinin ... Kömür Ocaklarına ait olup olmadığının tespit edilemediğine ilişkin tutanak tutulduğunu, davalılar tarafından işletme hakkı müvekkiline ait olan ... ruhsatlı sahada 562.351 ton, ... ruhsatlı saha 327.241 ton olmak üzere toplam 889.592 ton kumun 14.09.2005 tarihinden itibaren ve sonrasında alınarak götürüldüğünü ve müvekkilinin bu şekilde zarara uğratıldığını belirterek tonu 6,5 TL'den hesaplanmak ve Devlet Hakkının tenzilinden sonra kalan 5.666.701,04 TL maddi zararın avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'nin, ... Adi Ortaklığı ortaklarından olmadığı, zira hisse devir işlemlerinin gerçekleştirildiği ve ...'nin adi ortaklığa dahil olduğunu, bu nedenle ... hakkındaki davanın husumetten reddi ile ...'nin davaya dahil edilmesi gerektiğini, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı, Haberleşme Bakanı ve Kalkınma Bakanı tarafından imzalanan 18.07.2013 tarihli 14 nolu kurul kararında, davacının, kumun çıkarıldığı ruhsat sahasında mevcut üretime hazır stoğunu 3. Havalimanı projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla yer teslimi yapılıncaya ve fiziki inşaat çalışmaları başlayıncaya kadar geçecek süre içerisinde almasına karar verildiğini, bu kararın ardından yaklaşık 2 yıl sonra 05.05.2015 tarihinde Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü tarafından 3. Havalimanı projesinin gerçekleştirileceği alanın yer teslimin yapıldığını bu süreçte davacının hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın üretime hazır kum stoğunu alandan aldığını, yer teslim tutanağında açıkça teslime engel herhangi bir hususun kalmadığından bahisle ifadesine yer verildiğini ve bu saha bütünüyle 05.05.2015 tarihinde inşaat çalışmalarının başlatılması için herhangi bir şart ya da koşul belirtilmeden ...'ye teslim edildiğini, yer teslim tarihinden sonra bu alanda davacının herhangi bir hakkının kalmadığını, ancak davacının hukuka aykırı olarak şantiyeyi terketmediğini, ilgili kurumlara bu konuda yazılar yazılarak yer teslimi yapılan sahadan davacının zorla çıkarıldığını belirterek haksız olan davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ...Ş vekilince ayrı olarak sunulan cevap dilekçesinde yukarıda içeriği özetlenen dilekçedeki hususlar tekrar edilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2018 tarih, 2017/801 E., 2018/1365 K. sayılı kararı ile idarenin eylemi veya kararı nedeniyle uğranılan bir zarar var idiyse bu hususun idare mahkemelerinde açılabilecek iptal veya tam yargı davasına konu olabileceği, davalıların idari bir karar ile anılan sahada inşaat çalışmalarını başlattıkları, idari karara dayalı olarak alanda faaliyet gösteren davalılara karşı artık zarar iddiası ileri sürülemeyeceği ve davalılara husumetin düşmeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 05.05.2015 tarihinde Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü tarafından 3. Havalimanı projesinin gerçekleştirileceği alanın yer teslimin yapıldığı, yer teslim tutanağında açıkça "teslime engel herhangi bir hususun kalmadığından bahisle" ifadesine yer verildiği ve bu sahanın bütünüyle 05.05.2015 tarihinde inşaat çalışmalarının başlatılması için herhangi bir şart ya da koşul belirtilmeden ...'ye teslim edildiği ve akabinde davalıların sahada inşaat çalışmalarını başlattıkları, bu durumda davalıların faaliyetinin idari karara dayalı olarak gerçekleştiği tartışmasız olup idari kararla faaliyet gösteren davalılara karşı zarar iddiasının ileri sürülemeyeceği ancak idareye karşı dava ve talepte bulunabileceği gerekçesiyle somut olayda davalılara husumet düşmeyeceğinden davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 31.05.2023 tarihli 2023/1401Esas 2023/7262 Karar sayılı kararı ile; "... Dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve özellikle savcılık soruşturma dosyasından; davacının stok kumlarının dava konusu alandan davalı yüklenici iş makineleri ve kamyonları ile taşındığı hususunun tespit edilmesi karşısında mahkemece işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalıların faaliyetinin idari karara dayalı olarak gerçekleştiği, idari kararla faaliyet gösteren davalılara karşı zarar iddiasının (tazminat talebinin) ileri sürülemeyeceği, idarenin eylemi veya kararı nedeniyle uğranılan bir zarar varsa bu hususun idare mahkemelerinde açılabilecek iptal veya tam yargı davasına konu olabileceği, davalılara husumetin düşmeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyulmuş, bozma kararı gerekçeleriyle; dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve soruşturma dosyasından; ihtilaf konusu stokların yer aldığı alanın 3. Havalimanı projesine inşaat için teslim edilip edilmediğine bakılmaksızın davacıya ait olduğu, bir yerin inşaa, yatırım ya da başkaca bir amaçla tahsisinin o alanda yer alan madenlerin üretim, zilyetlik gibi haklarının yatırımı yapacak özel ve tüzel kişiye geçmesini sağlamayacağı, ruhsat sahibi ve rödovansçı olarak maden işletmecisi olan ...'ye ait stoktaki kumun varlığının ... raporları ve yazıları temelinde tartışmasız olduğu ve teyit edildiği, ruhsat alanında bulunan stok halindeki kumun; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından kaynaklanan nedenlerden (tesislerin teslim alınmaması) yerinden alınamayarak sevk edilemediğinin yine Migem rapor ve yazılarınca sabit olduğu, mücbir sebeple stokların 3. Havalimanı proje alanında kalmış olmasının mülkiyetin ve zilyetliğin davacıya ait olması sonucunu değiştirmediği, tartışmasız olan kum stoklarının inşaat için yapılan alan tahsisi ile ...'in mülkiyet ve zilyet hakkını değiştirmeyeceğinden ruhsat sahibinin mülkiyetinde bulunan stok kumların davalı yüklenici şirketlerin iş makineleri ve kamyonları tarafından, ruhsat sahibinin izni ve rızası olmadan sevk edildiğinin dosya kapsamındaki belge, fotoğraf ve uydu fotoğraflarında açıkça görüldüğü, ...'nin hak kaybına ve maddi zarara uğradığı, davacının bilgisi ve rızası dışında sevk edilen kum stokları sebebiyle uğradığı zarar miktarının 5.782.349,36 TL olduğu, davacının 5.666.701,04 TL talepte bulunduğu nazara alınarak; davanın kabulüne, 5.666.701,04 TL nin 14.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ..., ...,.... 4- ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde: davanın müvekkili şirket ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, İstanbul 3. Havalimanı projesinin inşası anahtar teslim olarak... oluşturan (i) ... (ii) ..., (iii) ..., (iv) ... (v) ... tarafından yürütülmüş olup diğer ...'nin herhangi bir hukuki veya fiili sorumluluğu bulunmadığını, davacı şirketin, tüm bu süreci adi ortaklığı oluşturan ve yukarıda yer verilen 5 şirket ile yürütmüş olup ...'nin uyuşmazlığın tarafı olmadığını, davacı şirket tarafından adi ortaklığı oluşturan şirketlerden biri olarak gösterilen ... adi ortaklığın ortağı olmadığını, havalimanı inşaat sahasının müvekkili şirketlere 05.05.2015 tarihinde Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü tarafından "Yer Teslimine Engel Herhangi Bir Husus Kalmadığı" gözetilerek teslim edildiğini, idari işleme duydukları güvene dayanarak havalimanı inşaatına başlatıldığını, yer teslimine engel herhangi bir husus kalmadığı belirtilen tutanağa istinaden inşaata başladıklarını, tazminat sorumluğu kusur sorumluluğuna dayanmakta olup ispat yükünün davacı şirkette olduğunu, şayet bir zarar var ise bu zararın davacı şirketin kumu inşaat sahası içerisinden 2 yıl boyunca kendi kusuru ile çıkarmamasından kaynaklandığı gibi müvekkili şirketler tarafından idari işleme duyulan güven çerçevesinde hareket edildiğinden hukuka aykırı bir eylem bulunmadığını, somut olayda davacı şirketin kurul kararından yer teslimine kadar geçen 2 sene boyunca dava konusu kumları inşaat sahasından çıkarmaması nedeniyle sözde zararın oluşmasına sebebiyet verdiğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 52. maddesi uyarınca hiç tazminata hükmedilmemesi veya tazminata hükmedilecek ise de davacı şirketin kusurundan dolayı tazminat miktarında indirim yapılması gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların haksız fiili ile oluştuğu iddia edilen maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının mülkiyetinde bulunan stok kumların davalı yüklenici şirketlerin iş makineleri ve kamyonları ile rızasız olarak sevk edildiği, davacının hak kaybına ve maddi zarara uğradığının dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiş olduğunun anlaşılmış olmasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.