Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9370 E. 2024/5090 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9370
- Karar No
- 2024/5090
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/285 Esas- 2019/1117 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının aldığı ihtiyati haciz kararını icra dosyasıyla işleme koyduğunu, ihtiyati haciz ve icra takibinin dayanağının 25.000,00 TL bedelli çek olduğunu, adresinde haciz işlemi yapıldığını, böyle bir çekinin olmadığını, haczin yanlış olduğunu söylemesine rağmen alacaklı vekilinin tüm sorumluluğu üzerine alarak hacze devam ettiğini, haciz sırasında traktörünün 35.000,00 TL kıymet takdiri yapılarak haczedildiğini ve yediemin deposuna götürüldüğünü, tüm taşınmazlarına ve banka hesaplarına haciz konduğunu, tacir olup banka hesaplarına yapılan bloke nedeniyle mağdur edildiğini, çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını ve kıymetli evrak vasfını kaybettiğini görünce icra takibinin iptali için dava açtığını, davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiğini belirterek 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihtiyati haciz kararına binaen borçluların tamamı hakkında ihtiyati haciz işlemleri uygulandığını, esas takibe başlandığını ve ödeme emrinin davacıya tebliğ edilerek takibin ve ihtiyati haczin kesinleştiğini, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğünü, davacının ihtiyati haciz kararına yaptığı itirazın reddedildiğini, davacının ödediğini iddia ettiği çekteki cirosunu iptal etmeden keşideciye geri verdiğini, davacının kendisinin basiretli tacir gibi davranmadığını, takibin iptal edilmiş olmasının haczin haksızlığını göstermeyeceğini, yapılan tüm işlemlerin ihtiyati haciz kararının en doğal sonuçları olduğunu, davacının mağduriyetinin kendi kusurundan kaynaklanmakta olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesini 16.12.2015 tarih ve 2014/1248-2015/1775 yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 9.086,80 TL maddi tazminatın, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 2016/14427 - 2019/1158 sayılı kararıyla; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi ile, davanın ıslah edildiği 25.08.2015 tarihine kadar yasada öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve ıslahla istenen miktarın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının doğru görülmediği, haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gerekli olup somut olay bakımından, davacının ihtiyati hacze dayanak çeki düzenlemiş olması dikkate alındığında, salt davacıya zarar vermek amacıyla haciz işlemlerinin yapıldığı, başka bir ifade ile takibin haksız ve kötüniyetli olduğu söylenemeyeceği, mahkemece manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak davacı tarafın üzerinden tahrifat yapılan çek dayanak yapılarak uygulanan haciz işleminden maddi olarak zarar gördüğü, davanın kısmi dava olarak açıldığı, sonrasında ıslah ile talep sonucunun arttırıldığı, suç niteliğindeki eylemin varlığının tespit edildiği tarihin 30.07.2013 olduğu, ıslahın ise 25.08.2015 tarihinde yapıldığı, bu itibarla diğer tarafın zamanaşımı definde bulunduğu dikkate alınarak ıslah edilen kısmın 2 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacının açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ihtiyati hacze dayanak çekin tahrif edilerek düzenlenmiş olmasının hamil olan davalının kötü niyetinin ve ağır kusurunun olduğunu göstermediği anlaşıldığından davacının açmış olduğu manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 177/1 inci maddesinde ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği açıkça düzenlenmiş olup ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulamayacağını, davanın başlangıcında ileri sürülmeyen zamanaşımı definin, ıslahtan sonra da ileri sürülemeyeceğini, haksız icra takibi nedeni ile davalı yan kusursuz sorumlu olup olaya uygun düşecek miktarda manevi tazminat takdirine karar verilmesi gerektiğini, ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi), 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 nci ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.