Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9152 E. 2024/11360 K. – Maddi Tazminat

Konu: Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9152
Karar No
2024/11360
Karar Tarihi
Konu
Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2639 - 2023/837 İLK DERECE MAHKEMESİ : Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/679 Esas - 2020/442 Karar Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.12.2016 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın davacının kullandığı motosiklete kavşağı döndüğü esnada çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün ''kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak'' kusurunu ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, müvekkilinin ise kusurunun olmadığı kanaatine varıldığını, bu bağlamda davacının Güvence Hesabından talep hakkının bulunduğunu, Söke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/705 sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, tahkikatın devam ettiğini, davalı ... Hesabına 17.04.2017 tarihinde başvurduklarını ancak taleplerinin yerine getirilmediğini, davacının kaza tarihi itibariyle 53 yaşında olduğunu, kaza olduğu tarihteki gelirinin günlük 120,00 TL olduğunu, bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6704 sayılı Kanun gereği dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru şartının bulunduğunu, somut olayda müvekkili kuruma yapılan başvuruda davacı tarafından eksik belgelerle müracaat edildiğini, sürekli maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yetkili bir hastaneden alınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu kazaya ilişkin kusur raporlarının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınarak tespit edilecek hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiğini, davacının sürekli maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesi’nden özürlü sağlık raporu alınması gerektiğini, kesin ve tam rapor alınabilmesi için tedavi sürecinin bitmesi ve en azından kaza tarihi üzerinden 1 yıl geçmesi gerektiğini, somut olayda ise kazanın üzerinden henüz 1 yıl geçmediğini, işbu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ...’nın sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, müvekkili kurumun temerrüdünden de bahsedilemeyeceğini beyanla, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ..."Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 29.12.2016 günü, saat 23:15 sıralarında kimliği tespit edilemeyen araç sürücüsü sevk ve idaresindeki otomobil ile kavşağa giriş yapan davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet arasında trafik kazasının meydana geldiği, Adli Tıp'tan kusura ilişkin alınan rapora göre; kimliği tespit edilemeyen araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...’in %75 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumundan davacının maluliyetine ilişkin alınan raporda; davacının geçici maluliyetinin olduğu, fakat davacının herhangi bir sürekli maluliyetinin olmadığının belirtildiği, gerek davacının geçici maluliyete ilişkin bir talebi olmaması ve gerekse de Güvence Hesabının geçici maluliyete ilişkin yasal sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle bu konuda bir karar kurulmadığı, davacının maluliyetine ilişkin Adli Tıp raporuna göre geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu belirtildiğinden davanın reddine...." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik zararları ayrı tazminat kalemlerini içermekte olup, dava dilekçesinde açıkça "daimi sakatlık" nedeniyle tazminat talep edilerek talebin sınırlandırılmış olduğu, davacının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin bir talebi ve harcı yatırılmış bir davası bulunmadığı ve talepten fazlasına hükmedilmesi mümkün bulunmadığından mahkeme kararında bu konuda gerekçede geçen; "Güvence Hesabının geçici maluliyete ilişkin yasal sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle" şeklindeki cümle doğru değil ise de, geçici iş göremezliğe dair bir talebin dava konusu olmaması nedeniyle, esasa etkili görülmeyen bu husus eleştirilmekle yetinilerek; davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada İzmir Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünden alınan 05.10.2018 tarihli rapor her ne kadar kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre tanzim edilmemiş ise de İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen adli raporla arasında engellilik oranı açısından büyük çelişki bulunmakta olup raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, her ne kadar dava dilekçesinde sadece sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilmiş ve dosyaya alınan adli raporda davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı geçici iş göremezliğinin bulunduğu tespit edilmişse de, HMK'nın 176. maddesi kapsamında sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin geçici iş göremezlik tazminatı şeklinde ıslah edilmesinin mümkün olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmesine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9152, K. 2024/11360, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9152-e-2024-11360-k-53af4a141484