Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9144 E. 2025/8699 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9144
- Karar No
- 2025/8699
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/ 185 Esas, 2023/1172 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; sürücü olan davacı ile davalıya sigortalı araç sürücüsü arasındaki 17.11.2018 tarihli kazada müvekkilinin malul kaldığını, tedavi masrafları ve faturalandırılan diğer giderlerinin olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonradan artırılmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL alacağın 13.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 29.05.2019 tarihli açıklama dilekçesi ile 500,00 TL tazminat miktarının, 200,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik tazminatı, 200,00 TL'sinin geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL'sinin bakıcı gideri talebi olduğunu beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile; maluliyet raporunu kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmasını, kusur oranı kadar sorumlu olacaklarını bu nedenle kusur raporu alınmasını, koruyucu ekipman kullanılmadığını, tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını, manevi tazminatın teminat kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/245 Soruşturma sayılı evrakından şüphelinin ..., şikayetçinin ... olduğu, eylemin uzlaşma kapsamında olması nedeniyle evrakın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, uzlaştırmacıdan alınan usul ve yasaya uygun rapora göre tarafların uzlaştıkları ve edimin de yerine getirildiği belirlendiğinden 10.03.2020 tarihli 2020/2821 sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, ekinde bulunan uzlaştırma raporunda müştekinin kitap okumayı çok sevdiği, almak istediği 25 adet kitabın alınması yada nakit olarak (toplam 686,00 TL) parasının kendisine verilmesi durumunda uzlaşmayı kabul ettiğini beyan ettiği, şüphelinin uzlaşmayı kabul ettiği ve 686,00 TL nakit para karşılığında uzlaşmanın sağlandığının belirtildiği, nakit paranın müştekiye teslim edildiği, uzlaşma teklif formunun düzenlendiği, Ceza Muhakemeleri Kanunu 253/19 madde kapsamına göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davasının açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağı, mahkememizdeki davanın açıldıktan sonra davacının ... plakalı araç sürücüsü-işleteni ile uzlaştığı nazara alındığında işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalı ... şirketi yönünden de davacı tarafın davadan feragat etmiş sayılacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin davanın reddine karar verdiği, davacının kararı istinaf ettiği, uzlaşma tutanağının CMK'nun 253/19. maddesi gereği ilam niteliğinde olması, araç sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı bulunan şirket arasında kanundan kaynaklanan müteselsil borçluluk ilişkisi bulunması, kendi aralarındaki iç ilişki de (rücu) şartları varsa zararın en son haksız fiil faili olan araç sürücüsü üzerinde kalması (TBK'nın 162,163.vd mad.), TBK'nın 166. maddesi gereğince borçlulardan birinin ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmesi halinde, bu oranda diğer borçluların da borçtan kurtulması, aynı Kanun'un 168/2 fıkrası gereğince alacaklının diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirmesi halinde bunun sonuçlarına kendisinin katlanması gerektiği, davalı ... şirketi araç işleteninin üçüncü kişilere olan hukuki sorumluluğunu sigortalısının kusuru ve azami poliçe limitine kadar üstlenmesi nedeniyle, sürücü/ işleten ile yapılan uzlaşmanın, davalı ... şirketine de sirayet ettiği, 5271 sayılı CMK'nun 253. maddesi kapsamında uzlaşma usulünün tamamlandığının anlaşıldığı, bu durumda CMK'nın 253/19. maddesindeki uzlaşmanın sağlanması nedeniyle "soruşturma konusu suçtan dolayı tazminat davası açılamaz ve açılmış olan davadan feragat etmiş sayılır" hükmü nazara alındığında, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uzlaşma nedeni ile ret kararının hatalı olduğu, tazminattan feragat etmediklerini, maddi zararlarının giderilmediğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının olduğu gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 17.11.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin 17.11.2018 tarihinde yaptığı kaza neticesinde yaralanıp malul kaldığını beyanla sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri isteminde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi dava konusu eylem nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında tarafların uzlaştığından bahisle davanın reddine karar vermiş, davacının karara yaptığı istinaf başvurusu sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.". Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince; a) Uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenip belirlenmediği veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar olup olmadığı belirlenmeli, b) Zararın kesin olarak belirlenmesinden sonra uzlaşma yapılmış veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar yoksa CMK'nın 253/19. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmeli, c) Zararın kesin olarak belirlenmesi mümkün değil veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar söz konusu ise davanın esası incelenmeli, d) Davanın esasının incelenmesi durumunda uzlaşmanın edimli olup olmadığının belirlenerek uzlaşma sürecinde ödenen edimin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenerek o zarar kalemine ilişkin hesaplanacak tazminattan güncellenerek mahsup edilerek bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar arasında uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.