Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9103 E. 2024/10041 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9103
- Karar No
- 2024/10041
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/165 E., 2022/819 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili dışındaki temyiz eden diğer davalılar tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı ... ve diğerleri vekili Av. .... ile davalı ... vekili Av. ..., davalı ... vekili ... geldiler. Diğer davalılar ile davacı ... San. ve Tic. A.Ş. adlarına gelen olmadı. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 22.10.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının borçlu ... San. Ltd. Şti. ve ...., ... ve ...'dan alacaklı olduğundan haklarında takip yaptıklarını, borçluların davacıdan mal kaçırma amacı ile dava konusu 21 adet taşınmazını diğer yakınları davalılara devrettiklerini belirterek bu muvazaalı şatış işlemlerinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptal davasını elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan alacaklının açabileceğini, dava şartlarından birisinin de tasarruf sahibinin öncelikle borçlu olması gereği olduğunu, davalı şirketin borçlu olmadığı yönünde bekletici mesele kararı verildiğini, müvekkilinin borçlulardan değil de borçluların satışta bulunduğu şahıstan taşınmazları satın aldığını, kötüniyetli olduklarını davacının kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; iptal davasını elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan alacaklının açabileceğini, öncelikle bu şartları davacının yerine getirmesi gerektiğini, müvekkili ...'ın dava konusu taşınmaz hissesini 14.10.2002 tarihinde rayiç bedeli üzerinden tapu sicilindeki kayda güvenerek iyi niyetli olarak iktisap ettiğini, satıştan önce davalılardan ... aleyhine ... Traktör tarafından başlatılan takipten haberi olmadığını, müvekkili ..., ... ve ....'ın da borçlulardan değil borçluların satışta bulunduğu şahıstan taşınmazı satın aldığını, bu nedenle 278 inci maddeye değil 280 inci maddeye göre bu davalılar yönünden uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.12.2013 tarihli ve 2003/510 Esas, 2013/727 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazlardan Kırşehir İli, ... Mahallesi 1110 Ada 3 parsel, 801 ada 20 parsel, 324 ada 154 parsel, ... İlçesi ... Köyü 726 ve ... Köyü 527 parsel sayılı taşınmazların davacı tarafından icra takibi başlatılmadan uzunca bir süre önce devirlerinin gerçekleştirildiği, bu hali ile icra takibinin sonuçsuz kalması amaçlı yapılan satışlar olduğu hususunun ispatlanamadığı, dava konusu edilen ... İlçesi ... Köyü 870 parsel ve ... İlçesi ... Köyü 476 parsel sayılı taşınmazların da yine icra takibinden uzunca bir süre önce satışlarının gerçekleştirildiği ve hali hazırdaki maliklerinin daha önceki satışların muvazaalı olduğunu bilebilecek durumda bulunmadıkları, Kırşehir İli, ... İlçesi 706 parsel sayılı taşınmaz bakımından bir satış işleminin bulunmadığı ve zaten halihazırda davalılardan ... adına kayıtlı bulunduğu, Kırşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 528 parsel, ... Köyü 705 parsel, ... Köyü 810 parsel, ... Köyü 865 parsel ve 525 parsel ile ... İli 488 Ada 40 nolu taşınmazların ise yine takipten uzunca bir süre önce satışlarının gerçekleştirildiği, halihazırda muvazaa olsa bile bunu bilebilecek durumda olmayan 3. kişiler adına kayıtlı oldukları gerekçesiyle söz konusu taşınmazlar bakımından açılan davanın reddine, dava konusu edilen Kırşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü 869 parsel sayılı, ... İlçesi ... Köyü 165, 305, 733, 761, 907 ve 908 parsel sayılı taşınmazların 10.10.2002 tarihi itibarı ile devir işlemlerinin yapıldıkları, satış tarihleri ve devredilen kişiler dikkate alındığında alacaklıdan mal kaçırma amaçlı olarak söz konusu devir işlemlerinin gerçekleştirildiği hususunun sabit olduğu bu hali ile belirtilen taşınmazlar bakımından açılan davanın kabulü ile Kırşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü 869 parsel sayılı, ... İlçesi ... Köyü 165, 305, 733, 761, 907 ve 948 parsel sayılı taşınmazların yapılan devir ve temlikinin davacı şirket aleyhine muvazaalı olduğunun tesbiti ile davacı şirket bakımından hükümsüz olduğuna ve yine davacı şirketin alacağı nedeni ile belirtilen taşınmazların haczini ve satışını isteyebileceğine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarihli ve 2016/16979 Esas, 2018/9101 Karar sayılı ilamı ile; " 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere, davalılar ... ve ...'un kötü niyetli olduklarının somut delil bulunmamasına ve borçlu şirketin takibe itiraz ettiği ve itirazın iptali davası açılmadığından şirket hakkında bir takibin bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının, davalılar ... ve ...’ın borçlular ile yakın hısım olmaları nedeni ile tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Gerek BK'nun 19.maddesi gerekse İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarından amaç davacıya alacağını tahsil imkanı vermek olup bunun doğal sonucu davacıların davalılardan bir alacağının olması ve bu borcun muvazaalı işlemlerden önce gerçekleşmiş olması gerekir. Dosya içerisinde mevcut olan ve davalı borçlular tarafından Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/530 Esas ve 2007/ 124 Karar sayılı dosyasından davacı alacaklı aleyhine açılan menfi tesbit ve istirdat davası ile eldeki davaya konu alacak ile ilgili olarak açılan 2003/302 Esas sayılı dosyada birleşmiş ve yapılan yargılamada davacı alacaklı ile borçlular arasındaki cari hesap ilişkisinin 1997 den beri devam ettiği, yapılan yargılama sonunda davalı borçluların davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu 476-870-726-523-865-528 nolu parsellerin, borcun doğmundan sonra akrabalar arasında yapılan satışlar olduğundan iptali gerektiği, yine 527 nolu parselin borçlu ...'a ait olan hissenin 20.08.2001 tarihinde akrabası olan ... oğlu ...'a sattığı hissenin satışının iptali gerekmektedir. Mahkemenin kabulünün aksine dava konusu 706 nolu parsel, 20.08.2001 tarihinde borçlu ... tarafından ... oğlu ...'a satış yapıldığından bu parsel yönünden de iptal kararı verilmesi gerekir. Öte yandan davalı ... borçlular ile akraba olmakla birlikte borçulardan iki adet taşınmazı 110 ada 3 parsel 3 nolu bağımsız bölüm ve 8101 ada 20 parseli üçüncü kişi sıfatı ile 14.10.2002 Tarihinde satın aldıktan sonra, 110 ada 3 parsel 3 nolu bağımsız bölümü 19.06.2003 tarihinde borçlu çocukları ... ve ...'a sattığı bu hali ile yapılan işlemlerin mal kaçırma amacı ile yapıldığı, borçlunun mali durumunu bildiğinin kabulü gerektiğinden bu iki taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. B.Karar Düzeltme 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... ve ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/991 Esas, 2020/2064 Karar sayılı ilamı ile; "... 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalılar .... ile ... vekilinin borçlunun akrabaları olmaları ve mahkemenin red kararının bozulmuş olması nedeni ile davacı vekilinin ise 810 nolu parselin son maliki ...'ın kötü niyeti ispatlanmadığından aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmiştir. 2-Borçlu, ... yargılama sırasında 18.05.2007 tarihinde öldüğü ve mirascılarından ... davaya dahil edilmediğinden, anılan şahsın davaya dahilini sağlayarak (HMK'nun 55) taraf teşekkülünü sağlanması yine borçlulardan ... yargılama devam ederken 15.08.2017 tarihinde öldüğü geriye mirasçı olarak ..., ... ve ...'u bıraktığı onlarında mirası red ettikleri anlaşıldığından, konunun miras hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, anılan mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145, 1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) 3-Dava konularından 705 parsel, 10.10.2002 tarihinde borçlu Mehmet tarafından davalı ...'e o da 13.06.2013 tarihinde davalı ...'e satmış, 324 ada 154 parsel borçlu şirket tarafından davalı ...'e o da ...'ye, 488 ada 40 parsel borçlu ... tarafından davalı ...'e o da ... ye satmıştır. Yeni sunulan deliller çerçevesinde, davalı ... ve ..., ... ve ...'un akraba ve borçluların mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan tarafların karar düzeltme isteklerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kırşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü 869 -870-568-865-527 parsel sayılı, ... İlçesi, ... Köyü 165, 305, 733, 761, 907, 476 ve 948 parsel sayılı, Kırşehir ili ... ilçesi ... köyü 726-706-705 parsel sayılı, Kırşehir ili ... İlçesi ... Mahallesi, 1110 ada 3 parsel - 801 ada 20 parsel, 324 ada 154 parsel, Kırşehir İli ... Mahallesi 488 ada 40 parsel sayılı taşınmazların yapılan devir ve temlikinin muvazaalı olduğu, yapılan işlemlerin mal kaçırma amacı ile yapıldığı, taşınmazları devir alan kişilerin, borçlunun mali durumunu bildiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile; Kırşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü 869 -870-568-865-527 parsel sayılı, ... İlçesi ... Köyü 165, 305, 733, 761, 907 -476 ve 948 parsel sayılı, Kırşehir ili ... ilçesi ... köyü 726-706-705 parsel sayılı , Kırşehir ili ... İlçesi ... Mahallesi, 1110 ada 3 parsel - 801 ada 20 parsel, 324 ada 154 parsel, Kırşehir İli ... Mahallesi 488 ada 40 parsel sayılı taşınmazların yapılan devir ve temlikinin davacı şirket aleyhine muvazaalı olduğunun tespiti ile davacı şirket bakımından hükümsüz olduğuna ve yine davacı şirketin alacağı nedeni ile belirtilen taşınmazların haczini ve satışını isteyebileceğine, bu hususta kendisine yetki verilmesine ; dava konusu edilen diğer taşınmazlar (Kırşehir ili ... ilçesi ... köyü 810 parsel sayılı taşınmaz ile Kırşehir ili merkez ilçesi Üçkuyu köyü 525 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ .A. Temyiz Yoluna Başvuranlar .Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ..., davalı ..., davalı ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ..., davalı ..., davalı ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı sundukları temyiz dilekçelerinde; kararın hangi hukuki gerekçeyle verildiğinin belirtilmediğini, davanın tasarrufun iptali davası olup tapu iptal tescili gibi karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, icra takibinin zamanaşımına uğradığını, icranın geri bırakılmasına dair dava açılmış olup, bu davaların beklenmesi gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin yanlış belirlendiğini, tüm taşınmazların ayrı kişiler tarafından ayrı kişilere devredilmiş olup, ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, yapılan tüm alım satım işlemlerinin gerçek olup muvazaa bulunmadığını, akrabalık ilişkisi, yakınlığı vs.nin değerlendirilmediğini, sadece akraba diyerek davanın kabul edildiğini, Kırşehir ili ... İlçesi ... Köyü 528 Parsel ile 865 parsel sayılı taşınmazın son maliki ... olup ...'un yargılama devam ederken vefat ettiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ile ...'un mirasçıları araştırılmadan, mirasçı var ise davaya dahil edilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mirasbırakan aleyhine karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19 uncu maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. İptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup mahkemece davanın her aşamasında resen incelenmesi gerekmektedir. Somut olayda; davalılardan ...'un iş bu dava sırasında 29.07.2014 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacı vekilinden adı geçen davalının veraset ilamı istenerek mirasçılara tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması gerekirken bu husus tamamlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Yine davalı ...'un 16.08.2023 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının ise Kırşehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023/2477 E., 2023/2580 K. Ve 2023/2264 E., 2023/2382 K. sayılı kararları ile murisin mirasını reddettikleri ve verilen kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. T.M.K.'nun 605 ve devamı maddeleri uyarınca zorunlu hasım olan bu davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz.(Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) Ayrıca yine murisin ölüm gününde terekenin borca batık olduğunun şayi ve sabit olması durumunda da miras reddedilmiş olacağından ve bu tespit için sınırlayıcı bir süre yasaca öngörülmediğinden bu yönüyle de mahkemece işlem yapılması imkanı vardır. Hal böyle olunca Mahkemece usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı ..., davalı ..., davalı ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı ..., davalı ..., davalı ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı ..., davalı ..., davalı ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar ..., ... ve ... ile ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ..., ..., ... ve ... ile ...'ye iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.