Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7515 E. 2023/10736 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7515
- Karar No
- 2023/10736
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/82 E., 2023/83 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, Taraflar arasındaki fatura bedellerinin tahsili, çek iadesi, olmazsa bedellerinin tahsili, maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, davalılar ... ve ... yönünden esastan reddine, manevi tazminat talebinin tüm davalılar yönünden reddine, davalı ...Ş yönünden maddi tazminat talebinin ve çeklerin bedelsiz iadesine ilişkin talebin kısmen kabulüne, çek bedellerinin ödenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ...Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; 13.12.2008 ile 29.01.2009 tarihleri arasında sağlık problemleri nedeniyle hastanede yattığını, şahitlerin beyanına göre 05.01.2009 tarihinde kendisine ait dükkanda satış elemanı olarak çalışan davalı ...’ın işbirliği ile daha önce mal alış verişi yaptığı davalılardan Özelbaş Ticaret yetkilisi ... ve Ege Tamaş A.Ş yetkilisi ... tarafından dükkanındaki bütün malların satış yapılmış gibi sahte evrak düzenlenerek götürüldüğünü, anılan şirketlere verdiği çeklerden dolayı borçlu olduğunu, sanki satın alınmış gibi eski tarihli 5 adet sevk irsaliyesi ve 8 adet fatura düzenlenerek toplam 89.354,93 TL lik malının işyerinden götürüldüğünü, işyerinden götürülen malların değerlerinin ise toplam 119.000,00 TL olduğunu, davalılara verdiği çeklerin karşılığı olarak bu mallar götürülmüş ise çeklerinin vadesinin gelmediğini, ibraname alınmadığını ve verdiği çeklerin iade edilmemiş olduğunu ileri sürerek, uğradığı 119.000,00 TL maddi zararının davalılardan müteselsilen tahsilini, bu mümkün olmadığı taktirde dükkanından götürüldüğüne dair fatura düzenlenmiş olan malların iptal edilen fatura haricindeki toplam fatura bedeli olan 89.354,93 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalı ...Ş’ye verdiği 4 adet ve toplam 35.000,00 TL değerindeki çeklerinin ve davalı Özelbaş Ticarete verdiği 1 adet ve 4.000,00 TL değerindeki çekinin iadesini ya da bedellerinin faizi ile birlikte keşide ettiği tarafça ödenmesini, yoksun kalınan kâr olan yıllık 100.000,00 TL nin dava ettiği müddetçe her yıl için ayrı ayrı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, uğradığı manevi zarar nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar dava dilekçesinde; davacının hastanede yattığı sırada tüm işletmeyi davalı ...’a bıraktığını, bu çalışanın araması ve teklifi ile davacının dükkânındaki malları alacaklı oldukları kısmı karşılamamasına rağmen faturalı olarak teslim aldıklarını, bu işlemin bir nevi satış olduğunu, ancak tek farkın kendilerinin alacaklı olup evvelce satılan malların teklif üzerine geri alınmasına ilişkin olduğunu, davacının çalışanı olan davalı ...’ın bu işlemleri yapmaya yetkili olduğunu, sattıkları malları ödeme imkanı olmadığı için geri almaları teklifini davalı ...’in yaptığını ve patronu ile görüştüğünü söylediğini, davalı ...’in gösterdiği malları bir kısım iade bir kısım da borçtan düşülmek üzere fatura ile satın aldıklarını, alınan malların parasal değerlerinin de cari hesaba davacı adına alacak kaydettiklerini, davacının kendilerinden alacağı olmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Davalı ... ise; davaya cevap vermemiş, duruşmada alınan beyanında davacının talimatları doğrultusunda alacaklılarına olan borçlarının ödenmesi için dükkandaki malların verildiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.11.2012 tarihli ve 2010/636 Esas, 2012/681 Karar sayılı kararı ile; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 60 ncı maddesinde 1 ve 10 yıllık süreler öngörüldüğü, suçun unsurları oluşmadığından kamu adına kovuşturma yapmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle artık ceza zamanaşımının uygulanamayacağı, şikayet tarihi olan 02.02.2009 tarihi itibariyle zararı ve failleri öğrendiği, dava tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 04.11.2013 tarihli ve 2013/15642 Esas, 2013/16855 Karar sayılı ilamıyla; "...Olay ve dava tarihinde yürürlükte bulunan BK’nın 60 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, zarara yol açan eylemin aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının davalıları emniyeti suistimal suçu ile suçladığı anlaşılmaktadır. Davaya konu eylem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) düzenlenen suç olup, olaya uygulanacak zamanaşımı süresinin belirlenmesinde ceza zamanaşımı süresine bakılmalıdır. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için somut olay ile ilgili bir soruşturma ya da kovuşturma açılmış bulunması da şart değildir. Şu durumda davanın açıldığı günde olay tarihinden itibaren ceza zamanaşımı TCK'nın 66/e maddesi gereğince 8 yıl olup, ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı açıkça anlaşılmakta olduğundan mahkemece işin esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; bir kısım davalılar vekilinin karar düzeltme istemi Dairenin 21.05.2014 tarihli ve 2014/5084 Esas, 2014/8309 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 15.07.2016 tarihli ve 2014/239 Esas, 2016/498 Karar sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporları doğrultusunda tüm davalılar yönünden maddi ve manevi tazminat isteminin reddine, davalı ... yönünden tüm istemlerin husumetten reddine, faturaya dayalı alacak isteminin kısmen kabulü ile 67.926,89 TL fatura bedelinin davalı ...Ş'den alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, çeklerin iadesi isteminin kabulü ile bedelsiz kalan toplam 35.000,00 TL miktarlı ve 4 adet çekin davalı ...Ş'den alınarak davacıya bedelsiz olarak iadesine, çeklerin bedellerinin ödenmesi isteminin reddine, faturaya dayalı alacak isteminin kısmen kabulü ile 21.428,04 TL'nin davalı ...’dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar Özelbaş Ticaret-...’a karşı açılmış olan tüm taleplere ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ...Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 08.05.2017 tarihli ve 2016/16464 Esas, 2017/2593 Karar sayılı ilamıyla; "..Dosya kapsamından; alınan her iki bilirkişi raporunun da taraf defterlerinin sıhhatli olmaması nedeniyle uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki değerlendirilerek, cari hesap, başlangıçta kesilen faturalar kapsamı, sonradan kesilen faturalar ve yine başlangıçta kesilip davalı tarafa verilen çek içerikleri değerlendirilerek; iade konusu yapıldığı iddia edilen faturalar ile başlangıçta kesilen mal alımına konu olan fatura içeriklerinin karşılaştırılması, gerektiğinde takas – mahsup da düşünülerek, sonuçta çeklerden ve faturalardan bakiye bir miktar kalıyor ise, bunun tutarının belirlenmesi gereklidir. Şu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen hususlarda denetime ve hüküm kurmaya elverişli konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak sureti ile ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 26.06.2020 tarihli ve 2017/187 Esas, 2020/130 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılamada yeni bir heyetten alınan 29.06.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu gerekçesiyle; davalı ... yönünden davanın husumetten reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, davacının tüm davalılar yönünden manevi tazminat isteminin reddine, davalı ...Ş yönünden faturaya dayalı alacak isteminin kısmen kabulü ile 67.926,89 TL fatura bedelinin davalı ...Ş den tahsiline, davalı ...Ş ye yönelik çeklerin iadesi isteminin kabulü ile toplam 27.000,00 TL bedelli 3 adet çekin davacıya bedelsiz olarak iadesine, çek bedellerinin ödenmesi isteminin reddine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş vekili ile vekalet ücreti yönünden davalı Özelbaş Ticaret-... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 08.02.2021 tarihli ve 2020/3628 Esas, 2921/509 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilmişse de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamında yer alan hususlarda mahkemece yeterli araştırma yapılmadan ve taraf delilleri toplanmadan dosya bozma sonrası yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, alınan 29.06.2018 tarihli raporda bozma ilamında yer alan hususlar tartışılıp değerlendirilmeksizin sadece bozmadan önce alınan bilirkişi raporlarındaki görüşlerin tekrarlanmasıyla yetinilmiş, mahkemece de bozma ilamında istenilen hususları karşılamayan bu rapor benimsenmiş, bozmanın gereği yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Şu halde mahkemece yapılacak iş; davacının iddiası ve davalıların savunmaları doğrultusunda taraf delilleri eksiksiz şekilde toplanmak ve bozma gerekçesi ve içeriğinde açıklanan şekilde araştırma yapılmak suretiyle eksiklikler giderildikten sonra dosyanın konusunda uzman bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınması ve uyuşmazlığın esası hakkında bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesidir" gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak bozma uyarınca beyanda bulunmak ve toplanmayan delilleri sunmak üzere taraflara süre verildiği ve bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin emanete alındığı davalı tarafça beyan edilen çeklerin dosyaya celbi ile olay tarihinden en az üç yıl öncesine ait davacı adına düzenlenmiş faturaların dosyaya kazandırılması gerektiği yönünde ön rapor verdiği, Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığından gelen cevapta soruşturma dosyasında herhangi bir çek aslının bulunmadığının bildirildiği, bozma uyarınca alınan 13.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda, karşılıklı sunulan faturaların sadece 2008 yılına ait olduğu ve davacı tarafça düzenlenmiş fatura içeriğindeki malların davalının davacıya daha önceden satışını yaptığı mallar olup olmadığı konusunda bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünde alınan 25.01.2023 tarihli ek raporu ve bozma sonrası ön rapor ve 13.09.2022 tarihli raporların da tarafların ticari defterlerini ibraz etmemeleri nedeniyle defterler üzerinde inceleme yapılamadan düzenlendiği, davalı ...Ş'nin davacının kendilerine düzenlediği 26.12.2008-31.12.2008 tarihleri arası düzenlenmiş faturaları kabul ederek fatura içeriği malların geri alımı için düzenlenmiş iade faturaları olduğunu beyan ettiği, gelinen aşamada davacının yasal defterleri işlenmemiş olduğundan inceleme yapılamamakla birlikte davalı ...Ş'nin de ticari defterlerini ibraz etmediği, ancak yargılamada daha önce talimat dosyasında 11.05.2015 tarihli raporu düzenleyen bilirkişilerin, ticari ilişki kapsamında davalı şirketin ibraz ettiği bir kısım bilgisayar çıktısı şeklindeki yardımcı hesap kayıtları üzerinde inceleme yaptıkları, bu raporda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamındaki tüm parasal işlemlerin hesaplandığı ve doğru olarak değerlendirildiği, bu inceleme sonucunda davalı şirketin davacıya 121.512,10 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, ancak davacının talebinin 119.000,00 TL olduğu ve davacının talebini ıslah etmeyeceğini beyan ettiği, davacının davalılardan Özelbaş Ticaret-...'dan alacağı olmadığı gibi borçlu olduğunun tespit edildiği, davacının 2008 yılı net kârı dikkate alınarak dava tarihi itibariyle her yıl asgari net 10.000,0 TL olmak üzere 2009 ve 2019 yılları için toplam 20.000,00 TL kazanç kaybı olduğu gerekçesiyle; davalı ... yönünden davanın husumetten reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, davacının tüm davalılar yönünden manevi tazminat isteminin reddine, davalı ...Ş yönünden faturaya dayalı alacak istemi yönünden 119.000,00 TL ve kazanç kaybı yönünden 20.000,00 TL olmak üzere toplam 139.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...Ş'den tahsiline, davalı ...Ş'ye yönelik çeklerin iadesi isteminin kısmen kabulü ile 30.11.2008 tarihli ve 7.000,00 TL tutarlı, 31.01.2009 tarihli ve 10.000,00 TL tutarlı, 28.02.2009 tarihli ve 10.000,00 TL tutarlı çeklerin davalı ...Ş tarafından davacıya bedelsiz olarak iadesine, çek bedellerinin ödenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...Ş vekili temyiz dilekçesinde; somut olayın müvekkili şirketin davalı ...'in gösterdiği malları bir kısmı iade, bir kısmı da borçtan düşülmek üzere fatura ile satın alması suretiyle gerçekleştiğini, davaya konu çeklerin tahsil edilmediğini ve bu çek asıllarının soruşturma dosyasına ibraz edildiğini, müvekkili şirketin elinde kıymetli evrak kalmadığını, soruşturma dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, müvekkili şirketin davacıya sattığı ve bedeli ödenmeyen malları geri aldığını, bu geri almanın iade faturası düzenlenerek yapılması gerekirken kendilerine mal satılmış gibi düzenlenmesinin karışıklığa yol açtığını, bu nedenle müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, itiraza uğrayan bozma öncesi alınan 11.05.2015 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin davacının kendilerine olan borcu kadar malı geri aldığını, tacirlerin basiretli davranmaları ve yaptıkları işlemlerin sonuçlarına katlanması gerektiğini, davalılar için takdir edilen vekalet ücretlerinin eksik olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hırdavatçı dükkanı işleten davacının sağlık problemleri nedeniyle hastanede yattığı dönemde, aralarındaki cari hesap ilişkisi kapsamında davalı ...Ş'den davacının daha önce satın aldığı malların satış bedeli olarak davalı şirkete verdiği çeklerin bedelleri tahsil edilmeden ve işbu çeklerin vade tarihlerinden önce dükkandan malların davalı şirket adına satış faturaları ve sevk irsaliyeleri düzenlenmek suretiyle götürülmesi nedeniyle, taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında, başlangıçta davalı şirketten satın alınan mallara ilişkin davacı adına kesilen faturalar, yine başlangıçta satış bedeli olarak kesilip davalı tarafa verilen çekler ile sonradan davalı şirket adına kesilen ancak davalı şirketin iade işlemi olduğunu iddia ettiği satış faturaları karşılaştırılıp değerlendirilerek, söz konusu çeklerden ve faturalardan kaynaklı davacının bir alacağı olup olmadığı, davalı şirkete verilen çeklerin bedelsiz olarak davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktasından toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49) maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, yargılama sürecinde davalı şirketin davacıya sattığı malları, bedellerinin ödenmemesi nedeniyle geri aldığını savunmasına ve delil olarak tarafların ticari defterlerine dayanmasına, ancak davalı şirketin ticari defterlerini ve davacıyla olan ticari ilişki kapsamında davacıya sattığı mallara ilişkin başlangıçta kestiği faturaları ibraz etmemesine, soruşturma dosyasından gelen cevaplardan soruşturma dosyasına davalı ...Ş tarafından ibraz edilmiş herhangi bir çek ve ticari defter aslı bulunmadığının anlaşılmasına, davalı şirketin eldeki yargılamaya sadece bir kısım bilgisayar ortamında tutulmuş yardımcı defter kaydı sunmasına, bu kayıtların da davacıya cari hesap kapsamında başlangıçta satılan ve bedeli ödenmediğinden bahisle alacaklı olunan miktar kadar malın geri alındığına yönelik davalı savunmasını desteklemediği gibi malların iadesine ilişkin kesilen bir iade faturası bulunmamasına, davalının hesap kayıtlarının incelenmesi sonucu davalı adına sonradan kesilen satış faturaları kapsamında davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarın belirlenmesine göre davalının bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ...Ş vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ...Ş vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.