Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7385 E. 2026/3824 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7385
Karar No
2026/3824
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1582 E., 2023/1634 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davalılar vekili Avukat ... ile davacılar vekili Avukat ... geldiler. Davacılar ve davalılar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.04.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 25.06.2010 tarihinde avukat olan müvekkilinin bir dosyasının keşfi esnasında mahkeme hakiminin keşif zaptını imzalanmasını müteakip keşif mahallinden ayrılmasından sonra davalıların, müvekkilinin müvekkili olan anılan dosyadaki davacı dava dışı ...'a sözlü olarak sataştığını ve davalıların bu sataşması neticesinde taraflar arasında sözlü tartışmanın başladığını, davalıların başlattıkları bu sataşma ve tartışmanın akabinde ellerindeki sopalar ile hem dava dışı ...'ı ve eşini hem de tarafların arasına girip kavgayı önlemeye çalışan müvekkilini karşı taraf vekili olması sebebiyle darp ettiklerini, davalıların sopalı saldırıları neticesinde, müvekkilinin özellikle gözünden ve burnundan olmak üzere vücudunun birçok yerinden çok ağır darbeler aldığını, öyle ki, aldığı sopa darbeleri ile sağ gözünde çok şiddetli kanamalar oluştuğunu ve burnunun da kırıldığını, meydana gelen saldırı sonucunda müvekkilinin burnunun kırıldığını ve sağ gözünü sürekli olarak yitirdiğini, ceza yargılaması sonrasında davalıların, müvekkiline karşı kasten yaralama suçunu birlikte işlediklerinin sabit görüldüğünü ve mahkumiyetlerine karar verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere yaralanan ... için çalışma gücü kaybından doğan zararları için şimdilik 4.000,00 TL, ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklanan zararları için şimdilik 3.000,00 TL, kazanç kaybı sebebiyle uğradığı zararları için şimdilik 3.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminat ile 250.000,00 manevi tazminatın, müvekkilinin anne ve babası olan diğer müvekkilleri bakımından her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 08.12.2022 ıslah dilekçesi ile ... yönünden maddi tazminat taleplerini geçici ve sürekli iş göremezlik zararına ilişkin hesaplama uyarınca 2.195.213,81 TL'ye yükseltmiş, maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ceza yargılamasının sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini, davacı yaralının yakınları olan anne ve babası olan diğer davacıların manevi tazminat isteyemeyeceğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...’nın maddi tazminat taleplerinin kabulü ile 2.195.213,81 TL’nin 25.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı ...'ya verilmesine, davacı ...’nın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 200.000,00 TL’nin 25.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı ...’ya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davacılar Ziyafe ve ...’nın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile her ikisi için ayrı ayrı 20.000,00 TL’nin 25.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılar ... ve ...’ya (müteveffa davacı ...’nın mirasçılarına) verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 7 sene süren ve bir hayli kabarık olan dosyada Bölge Adliye Mahkemesince 19 gün içerisinde karar verilmesinin kararın yanlış ve kanuna aykırı olması ihtimalini güçlendirdiğini, zamanaaşımı süresinin dolduğunu, davanın belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunu, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat ile ilgili dava dilekçesinde faiz talebi yer almadığı halde manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin ve maddi tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, kusur incelemesi yapılmadan karar verilmesinin ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itirazlarının gerekçesiz reddedilerek aktüerya hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunu, ...'nın avukat olması sebebiyle gelirini dosyaya sunmadığını, vergi kayıtları ile gelirini ispat etmesi gerektiğini, olayın tarihi dikkate alındığında eski Borçlar Kanunu'nun uygulanması gerekeceğinden cismani zarara uğrayan davacı haricindeki davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1- Davalılar vekilinin davacılar ... (mirasçıları) ve ...'ya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup davalılar aleyhine karar verilen ve davalılar tarafından adı geçen her bir davacıya yönelik temyize konu edilen tazminat miktarları Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalmaktadır.

2- Davalılar vekilin davacı ...'ya yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin davacılar ... (mirasçıları) ve ...'ya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin davacı ...'ya yönelik kurulan hükme ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,

40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7385, K. 2026/3824, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-7385-e-2026-3824-k-f69b73265f18