Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6747 E. 2023/12419 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6747
- Karar No
- 2023/12419
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/186 E., 2023/30 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl davanın kabulü/ Birleşen davanın reddi Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... ile davalı ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.12.2011 günü sürücü ... yönetimindeki aracın içerisinde bulunduğu sırada meydana gelen kaza neticesinde yaralandığını ve bedensel zarara uğradığını, sürücü ...'ın ise kaza neticesinde öldüğünü, davacının kaza neticesinde geçirdiği operasyonlar sonucu dalağını kaybettiğini ve ayağında meydana gelen kırık nedeniyle bacağına platin takıldığını, davalı ... şirketince bir miktar ödeme yapıldığını ancak bu miktarın müvekkilinin zararını karşılamadığını, trafik kazasında bedensel zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın 6100 sayılı Yasanın 107 nci maddesi uyarınca işleten Erzurum Oto Kiralama Ltd. Şti. ve sürücü ...'ın mirasçıları olan diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren, davalı ... yönünden temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen işleten Erzurum Oto Kiralama Ltd. Şti. ve sürücü ın mirasçılarından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2013/1677 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili; müvekkilinin 10.12.2011 tarihinde ...'ın yönetimindeki aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde yaralanmış olup ve ayrıca bedensel zarara uğradığını, kaza sırasında araç içerisinde yolcu olarak bulunmakta olduğunu, aracı olay günü müteveffa ...'a kiralayan davalıların KTK'nın 85.md. uyarınca işleten sıfatına haiz olarak maddi ve manevi tazminattan müşterek ve müteselsil sorumluluklarının bulunduğunu, bu nedenlerle 40.500,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağa olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2022/361 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili; asıl davada bozmadan sonra 2021 yılı verileri dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alındığını, aynı davada 3. kez ıslah yapılamayacağından işbu davanın açıldığını belirterek dosyanın Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/186 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 131.184,49 TL maddi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihi olan 12.04.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddiasının doğru olduğunu, 10.12.2011 tarihinde anılan kazanın olduğu ve bu kazada davacının yaralandığını, olaya davacının anlattığı gibi merhum ...'ın dikkatsiz tutum ve davranışlarının sebep olduğunu, olayda kendisinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığı ve aracın ruhsat sahibi kendisi olduğundan olaydan tarafının sorumlu tutulmasına anlam veremediğini, şahsın varislerinin haklarını sigorta şirketinden aldıklarını belirterek haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte plakalı aracın 10/08/2011-2012 tarihli Trafik Sigortası Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin davalının sigortacısı olarak üçüncü kişilere verilen zarardan doğan sorumluluğunun kusur oranında ve işbu poliçe ile belirlenen trafik sigortası limitleriyle sınırlı olduğunu, kusur oranlarının ve zarar miktarının bilirkişi incelemesinde kesinleşmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi ve müvekkilinin aynı kazadan dolayı rücu talepleriyle karşı karşıya kalmaması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve diğer kurumlar tarafından davacıya bağlanan ödeneklerin tespit edilerek mahsup işlemi yapılmasını, zarar karşılanmışsa davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.05.2015 tarih ve 2012/1105 E.-2015/881 K. sayılı kararı ile; davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak, davacı için 40.500,00 TL maddi tazminatın davalı ... Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 12.11.2012 tarihinden yasal faizi ile birlikte ve teminat limiti ile sınırlı olmak üzere, diğer davalı ... Kiralama Ltd. Şirketi yönünden olay tarihi olan 10.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın 10.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kiralama Ltd. Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacının 20.04.2015 havale tarihli feragat dilekçesi dikkate alınarak davalılar ..., , ..., , ... ve yönünden maddi - manevi tazminat bakımından davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarih ve 2016/19844 E.- 2019/8286 K. sayılı ilamıyla "Somut olayda dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin 05.12.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.500,00 TL olarak ıslah ettiği, daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırdığı, belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabileceği, ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176 ncı maddesi gereği ıslah yapmak hakkının da mevcut olduğu, Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki talep gibi karar verilmesi ve bedel artırım talebinin dikkate alınmamasının doğru olmadığı, ayrıca takdir olunan manevi tazminatın az olduğu ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerektiği" hususlarına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2012/1105 Esas ve birleşen 2013/1677 Esas sayılı dosyasında; davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile 68.815,51 TL maddi tazminatın davalılar ... ile ...'den olay tarihi olan 10.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle olmak üzere; davalı ... A.Ş.'den ise dava tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı ... A.Ş.'nin poliçe limitiyle sorumlu olmasına, faizin türüne ilişkin talebin reddine, ödeme yapılan kısımların infazda gözetilmesine, davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 10.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, faizin türüne ilişkin talebin reddine, davacının 20.04.2015 havale tarihli feragat dilekçesi dikkate alınarak davalılar ..., , ..., , ... ve yönünden maddi - manevi tazminat bakımından davanın feragat nedeniyle reddine, davalı olarak gösterilen Erzurum Oto Kiralama Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliği bulunmadığından ve husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalı yönünden davanın reddine, birleşen 2022/361 Esas sayılı dosyasında; davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... ile davalı ... A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası mahkemece davacının gerçek zararının tam olarak giderilmemesi nedeniyle güncel asgari ücret dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alındığını ve bu rapora göre bakiye 192.179,50 TL tespit edildiğini, hâli hazırdaki davada bir kez bedel arttırımı bir kez de ıslah yapılması nedeniyle yeniden 2. ıslah yapılmayacağı için ek dava açma zaruretinin hasıl olduğunu, davalı ... A.Ş. tarafından Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/1105 Esas 2015/881 sayılı kararı sonrası ödeme yapıldığını, birleşen 2022/361 Esas sayılı dava dosyasının reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; kararda davalı ... lehine hükümler bulunmasına rağmen müvekkil şirket lehine karar verilen kısım üzerinden AAÜT doğrultusunda karşı vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bozma sonrası yeniden bilirkişi raporu alındığını, güncel bilirkişi raporu üzerinden davalı ... tarafından yapılan ödemenin mahsup edilmesi ile hüküm kurulmasının doğru olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay ilamında bozma nedeni olarak görülmeyen, davacı tarafından 2012 yılından beri dahili davalı olarak eklenmesi için talep dahi edilmeyen davalı ...'in hakkaniyete aykırı olarak Erzurum Oto Kiralama Ltd. Şti. yerine şahsen müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, mahkeme kararının yeterli açıklama ve gerekçeden uzak olduğunu belirtmiştir. Davalı ... temyiz dilekçesinde; kazada yaralanan kişiyle hiçbir ilişkisi olmadığını, aracı ölen kişiye kiraya verdiğini, aracının kullanılmaz ... gelmesinde bu şahsın sorumluluğunun bulunduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 üncü maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3 üncü maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Somut olayda; kazaya sebep olan aracın ruhsat sahibinin davalı ... olduğu, 09.12.2011 tarihinde araç sürücüsü ... tarafından Erzurum firmasından kiralandığı, kiralama sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, davalı ...'in Erzurum firmasının yöneticisi olduğu, yine davalı ... tarafından aracın davalı ... şirketince kasko poliçesinin düzenlendiği, davalı ... araç kayıt maliki olmakla birlikte davalı ...'a aracı kiralamış olmakla işleten sıfatı kalmadığı anlaşılmakla yukarıda açıklanan ilkeler de dikkate alındığında adı geçen davalı yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. 3. Davalı ... A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; adı geçen davalı yönünden birleşen 2022/361 E. sayılı dosyada davanın reddine karar verildiği halde davalı ... lehine vekalet ücreti verilmemesi usul ve yasaya uygun olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ...'in, (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... A.Ş. temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ... ile davalı ... .'ye iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.