Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6566 E. 2023/9691 K. – Maddi Ve Manevi
Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6566
- Karar No
- 2023/9691
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/155 E., 2023/14 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Açılmamış Sayılmasına Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 09.12.2011 tarihinde evinin önünde davalılar tarafından dövülerek yaralandığını, söz konusu fiile ilişkin yapılan ceza yargılaması sonucunda davalıların ayrı ayrı hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geriye bırakıldığını, saldırı sonrası davacının yüzünde sabit iz oluştuğunu ve görme duyusunda kayıp yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; olayın haksız tahrik sonucu meydana geldiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.04.2015 tarihli 2011/494 E., 2015/103 K. sayılı kararı ile davacının somut maddi bir zararı olmadığı, dosya kapsamından hastanede ayakta tedavi gördüğü, hastane masrafı olduğunu beyan etmesine rağmen bu iddiasını dosyaya belge sunarak kanıtlayamamış olması, bahsini ettiği işletmeyi oğluyla beraber işlettikleri, olaydan sonra oğlunun işletmenin başında durmaya devam ettiği, işletmenin açık kaldığı bu yönden somut bir zararları oluşmadığı, davacının gözünün üzerinde sabit bir iz kalmadığı tanık beyanlarından ve dosya kapsamından anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği, davalıların iştirak halinde davacıyı darp ettiklerinin Hadim Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/105 Esas sayılı kararı ile sabit olduğu, davalıların davacıyı aile bireylerinin yanında darp etmelerinin bu olay nedeniyle davacının acısını ve ızdırabını artıran bir neden olarak kabul edildiği gerekçesiyle maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 21.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 29.05.2019 tarihli 2019/1174 E., 2019/3183 K. sayılı kararı ile "...Şu durumda kısa kararda manevi tazminat yönünden kabul edilen kısım ve faiz hakkında hüküm kurulmadığı gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 gereğince kısa kararın gerekçeli karar ile de uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. Mahkemece kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.02.2021 tarihli 2020/167 E., 2021/102 K. sayılı kararı ile dosya kapsamında ve ceza dosyası kapsamında alınan raporlar incelendiğinde davacının yaralama eylemi nedeniyle yüzünde sabit iz oluşmadığı, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamadığı ya da yitirilmediği, hastanelere yazılan müzekkere cevapları ile de sabit olduğu üzere davacının tedavi gördüğüne, iş gücü kaybı ve işgöremezliği olduğuna ilişkin dosyaya delil kazandırılamadığı, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ve toplanan deliller ışığında davacının haksız eylem nedeniyle maddi zarara uğradığını ispat edemediği anlaşılmakla maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği, gerek dosya kapsamından gerekse ceza dosyası kapsamından davalıların davacıyı basit tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek şekilde darp ettiği sabit olmakla olayın oluş şekli, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik mali durumları, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmaması ile yukarıdaki ilkeler bir arada değerlendirilerek, sübut bulan davalıların eylemi karşısında davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle; maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.500,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 09.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 15.09.2021 tarihli 2021/18300 E., 2021/4760 K. sayılı kararı ile "...Dosyanın incelenmesinde; ceza dosyası kapsamında alınmış olan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Konya Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04/03/2010 havale tarihli raporda; davacının yaralanmasının yüzünde sabit iz niteliğinde olmadığı, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olmadığı, sağ göz ve sağ kaş bölgesindeki yaralanması haricinde başkaca yaralanma tarifi yapılmadığı, ancak yaralanmanın BTM ile giderilemeyeceği belirtilmiştir. Yine Konya Numune Hastanesinin 22.06.2012 tarihli raporuna göre, yapılan deri muayenesinde sağ kaş üzerinde deri çizgisine uyan belli belirsiz 2 cm uzunluğunda hafif bir skar dokusunun mevcut olduğu, çehrede kalıcı sabit eser niteliğinde bir izin mevcut olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Hadim Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/105 Esas- 2011/75 Karar sayılı kararının incelenmesinde ise; davalıların davacıya karşı silahla kasten yaralama suçunu işlediklerinin sabit olması nedeniyle haklarında ayrı ayrı 1 yıl 3 ay hapis cezası verildiği, davalı sanıklar hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 22.07.2011 tarihinde kesinleştiği, ceza dosyası kapsamında alınmış olan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Konya Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04/03/2010 havale tarihli rapora göre davacının, yaralanmaya bağlı sürekli maluliyeti bulunmadığı, buna rağmen yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin belirlendiği, ancak söz konusu raporda davacının yaralanmasının olay tarihinden itibaren ne kadar süre ile iş ve gücüne engel olacağına ilişkin bir tespitin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda davacının davalılar tarafından yaralandığı ceza mahkemesi kararı ile sabit olup, davacının yaralanmasının olay tarihinden itibaren ne kadar süre ile iş ve gücüne engel olacağına ilişkin sağlık raporu alınması ve oluşan maddi zararının kapsamı gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilerek maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflara çıkartılan duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiyelerin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu, davacının 30.06.2022 tarihli 2 nci celseye mazeret dilekçesi gönderdiği, duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde 13.10.2022 tarihli 3 üncü celseye mazeret bildirmeksizin katılmadığı, bunun üzerine dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince üç ay içerisinde yenileninceye kadar işlemden kaldırıldığı, dosyanın işlemden kaldırıldığı 13.10.2022 tarihinden itibaren yasal üç aylık süre içerisinde davanın taraflarca yenilenmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 20.01.2022 tarihinde mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davanın açılmamış sayılmasının usuli anlamda nihai bir karar olduğunu, mahkemece davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kasten yaralama eyleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi ve 331 nci maddesinin 3 üncü fıkrası, aynı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası. 3. Değerlendirme Mahkemece; davacının davayı takip etmediği, dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince üç ay içerisinde yenileninceye kadar işlemden kaldırıldığı, dosyanın işlemden kaldırıldığı 13.10.2022 tarihinden itibaren yasal üç aylık süre içerisinde davanın taraflarca yenilenmediği gerekçesiyle HMK'nın 150 ıncı maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararda davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, kararın vekalet ücreti yönünden davalılar vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 331 nci maddesinin üçüncü fıkrasında "Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir." hükmü bulunmaktadır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 inci maddesinin birinci fıkrasında "Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar davanın nakli, davanın açılmamış sayılması, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Şu durumda, mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği halde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kendilerini vekille temsil ettirmiş olan davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzletilerek onanması gerekir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın hüküm kısmına "6-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine," bendinin eklenmesi, kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalılara iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.