Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6070 E. 2024/6943 K. – Maddi Tazminat
Konu: Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6070
- Karar No
- 2024/6943
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1169 E., 2020/17 K. DAVA TARİHİ : 14.07.2010 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiş; direnme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca, taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.12.2004 tarihinde dava dışı Adnan Özdemir idaresindeki zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklete çarpması sonucu davacıda %19 oranında maluliyet oluştuğunu, kazanın dava dışı sürücünün kusuruyla meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 1.000,00 TL iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; 02.09.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 12.041,34 TL'ye yükseltmiştir II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, kaza tarihi itibariyle geçerli olan zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçe limitinin 40.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin ancak kusur ve gerçek zarar miktarından poliçe limiti ile sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2014 tarihli ve 2014/832 Esas, 2014/402 Karar sayılı kararı ile; trafik kazasının 07.12.2004 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 14.07.2010 tarihinde açıldığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 60/2 ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 109/1 ve 2 nci maddeleri uyarınca suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınmasının gerektiği, sürücü Adnan Özdemir'in Kozan Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/875 Esas sayılı dosyasında yargılanmış olduğu ve mahkemenin 15.03.2011 tarihli mahkûmiyete ilişkin kararının henüz kesinleşmediği, sürücü dava konusu kazadan dolayı yargılanıp 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 89/1 inci maddesi gereğince cezalandırıldığından eldeki davada uygulanması gereken ceza zamanaşımı süresinin aynı Kanun’un 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıl olduğu, davanın sekiz yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmadan açıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile trafik kazası sonucu %13 oranında malül kalan davacının gerçek maddi zararı olan 12.041,34 TL’nin 29.06.2010 olan temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarihli ve 2015/8607 Esas, 2018/3879 Karar sayılı kararı ile;“…1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle iş göremezlik tazminat istemine ilişkindir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık, 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanunu'na göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ayrıca, ceza davasında şahsi hak talebinde bulunmak şartıyla davaya müdahil olarak katılma halinde de dava zamanaşımı süresinin kesileceği gözardı edilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları) Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava 14.07.2010 tarihinde açılmış, davalı Türkiye Sigorta Ve Reasürans Şirketler Birliği ... Müdürlüğü vekili, süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Davaya konu kaza, 07.12.2004 tarihinde gerçekleşmiştir. Kaza sonucunda davacı yaralanarak, ceza dosyasında davaya müdahil olarak katılmış, ancak şahsi hak talebi saklı tutulmamıştır. Eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 5 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihiyle uzamış ceza zamanaşımı süresi de dolmuştur. Hal böyle iken, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ceza zamanaşımının 8 yıl kabul edilip eksik inceleme ile ve yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli ve 2018/1169 Esas, 2020/17 Karar sayılı kararı ile; mahkemece bozma öncesi gerekçeli kararda hatalı değerlendirme yapılarak davanın ceza zamanaşımı süresinde açıldığının belirtildiği, davanın ceza zamanaşımı süresinde açıldığı yönündeki gerekçe hatalı olsa da 2918 sayılı KTK’nın 109/1 inci maddesi hükmüne göre zamanaşımının başlaması için zararın da öğrenilmesinin gerektiği, zararın öğrenilmesinin davacının maluliyetini ve maluliyet oranını öğrenmesini de kapsadığı, buna göre davacının maluliyet oranını Kazan Devlet Hastanesinin 03.05.2010 tarihli raporu ile öğrendiği, davanın ise 14.07.2010 tarihinde açıldığı, kaza tarihinin 07.12.2004 olduğu dikkate alındığında davanın iki ve on yıllık süreler içinde ve süresinde açıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin maluliyet oranının %19 olup, karara esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, 04.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda tazminat hesaplaması yapılırken PMF Yaşama Tablosunu esas alındığını, fakat bu tablonun güncelliğini yitirdiğini, bu nedenle tazminat raporunun 1980 CSO Tablolarına veya Devlet İstatistik Enstitüsünce (TUİK) belirlenen Türk verilerine göre hesaplanması gerektiğini, kesinleşmeye ve usuli kazanılmış hakka sebebiyet vermemek için yerel mahkeme kararında aleyhe hususları kabul etmediklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımından davanın reddi gerekirken mahkemenin direnerek davanın kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Hukuk Genel Kurulunca Verilen Gönderme Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.04.2023 tarihli ve 2021/(17) 4-366 Esas, 2023/299 Karar sayılı kararı ile; "... Görüldüğü üzere mahkemece ilk kararda KTK’nın 109/2 nci maddesine dayanılmış iken direnme adı altında verilen kararda KTK’nın 109/1 inci maddesinin uygulanması gerektiği belirtilip, zamanaşımının başlangıcı konusunda hangi tarihin esas alınması gerektiği konusunda da farklı bir gerekçeye dayanılmıştır. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil yeni bir gerekçeye dayalı olarak verilen yeni hüküm bulunmaktadır. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir." gerekçesiyle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. D. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan karşı araçtaki davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, ... Yönetmeliği, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri; Zamanaşımı: Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun aşağıdaki maddeleri; IV - Müruru zamanın kat'ı: 1 – Katı sebepleri Madde 133 – Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde. 2 - Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde. 2 – Borçlulara karşı kat'ın neticeleri Madde 134 – Müruru zaman, müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmıyan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşıda katedilmiş olur. 3 – Yeni müddetin mebdei a) İkrar ve hüküm halinde Madde 135 – Müruru zaman katedilmiş olunca katıdan itibaren yeni bir müddet cereyan etmeğe başlar. 3. Değerlendirme 1. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre alacaklının mahkemeye müracaat ile hakkını talep ettiği hallerde zamanaşımının kesilmesine, 134 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımının diğerlerine karşı da kesilmiş olmasına, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesi üçüncü fıkrası uyarınca zamanaşımının, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olmasına, sigortacı bakımından kesilen zamanaşımının, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılmasına, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 135 inci maddesine göre zamanaşımı kesilmiş olunca kesilmesinden itibaren yeni bir sürenin başlamasına, Dairenin eldeki dosya ile aynı gün temyiz incelemesi görülen 2023/5924 Esas sayılı dosyanın aynı kazaya ilişkin olarak eldeki dosya davacısı tarafından 02.02.2005 tarihinde davacı yolcuya çarpan trafik sigortasız araç sürücüsü ve maliklerine karşı açılmış olmasına, dolayısıyla davacıya çarpan araç sürücüsü ve maliklerine karşı açılan davanın müteselsil borçlulardan biri olan eldeki davalı ... Hesabına karşı açılan davadaki zamanaşımı süresini de kesmesine, böylece eldeki davadaki zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre davalı vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 07.12.2004 tarihinde meydana gelmiştir. Dosya kapsamından, davacı tarafından sunulan 03.05.2010 tarihli Kozan Devlet Hastanesinin Özürlü Sağlık Kurulu Raporunda %19 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının oluştuğunun tespit edildiği; karara esas alınan 05.04.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporuna göre davacının geçirmiş olduğu kazadan dolayı %13 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğunun tespit edildiği, iyileşme süresinin ise 9 ay kadar uzayabileceğinin belirtildiği; Dairenin aynı gün temyiz incelemesi görülen aynı kazaya ilişkin 2023/5924 Esas sayılı dosyada 17.03.2011 tarihli tek adli tıp uzmanından alınan raporda şahsın %6.2 oranında beden gücünden kaybettiği kanaatinin bildirildiği, yine aynı dosyadan alınan 30.04.2014 tarihli Çukurova Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda davacının %28 sürekli iş göremezliği bulunduğunun tespit edildiği, tüm bu raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince; Dairenin aynı gün temyiz incelemesi görülen aynı kazaya ilişkin 2023/5924 Esas sayılı dosyada yapılan bozma uyarınca davacı maluliyeti hususunda raporlar arasındaki çelişkileri giderecek yetkili sağlık kurulundan alınacak rapor beklenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya ve davalıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.