Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/607 E. 2023/9728 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/607
- Karar No
- 2023/9728
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/30 E., 2022/1928 K. HÜKÜM/KARAR : Davalının istinaf başvurusunun reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/292 E., 2021/1053 Karar Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2016 tarihli ve 2014/1638 Esas, 2016/950 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 10.05.2019 tarihli ve 2017/1762 Esas, 2019/1036 Karar sayılı kararı ile İlk derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) ncı alt bendi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından 20.11.2011-2012 vadeli ZMMS poliçesi ile sigortalı işleten dava dışı ... Lojistik Ulus. Taş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait aracın 28.01.2012 tarihinde dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresinde seyir halinde iken, kaza yapan başka bir araç sürücüsüne yardım etmek için aracından inen davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 10.11.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 225.000,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin sorumluluğunun sigorta poliçesi kapsamında kendi sigortalısının kusuru oranında zarar görenin uğradığı gerçek zararın tazmini noktasında bulunduğunu, bu nedenle davacının maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, ayrıca davalı şirketin temerrüte düşürülmediğini bu nedenle faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 10.06.2014 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı yanın dava dilekçesinde %32 maluliyet oranına dayandığını, bu halde davacının %32'nin üzerindeki maluliyet oranını talep hakkı bulunmadığını, 22.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda ATK kusur raporunda kazaya karışan diğer şahısların asli, sigortalı araç sürücüsü ...'in tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak mahkemece hiçbir teknik bilgisi olmayan "kaza araştırma uzmanı" polis memuru tarafından düzenlenen %50'lik kusur oranı üzerinden hüküm kurulduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın İTÜ öğretim görevlilerinden müteşekkil üç kişilik bilirkişi heyetine gönderilmesine yönelik talebin gerekçesiz olarak dinlenmediğini, %50'lik kusur oranının davacı yan için kesinleştiğini, gelir tespitinin hatalı olup müvekkilini bağlamayacağını, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, SGK tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı sorulmadan hüküm kurulduğunu, huzurdaki davanın konusunun davacı yanın gelecekte uğradığı iş göremezlik zararı olduğunu, gelecekteki bir zarar için bugün faize hükmedilmesinin faizin ruhuna aykırı olduğunu, işleyecek dönem hesabına faiz işletilemeyeceğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince İTÜ Trafik Kürsüsü öğretim görevlilerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı, heyet raporunda; ilk kazada dava dışı sürücüsü ...'ün tam ve %100 oranında kusuru bulunduğu, diğer herhangi yaya ve/veya sürücünün kusuru bulunmadığı, ikinci kazada ise çekici sürücüsü ...'in tam ve %100 oranında kusuru bulunduğu, diğer herhangi yaya ve/veya sürücünün kusuru bulunmadığı kanaatine varılarak bildirildiği, davalının talebi gibi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı doğrultusunda İTÜ Trafik Kürsüsü öğretim görevlilerinden üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak çelişkinin giderilmiş olduğu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 20.06.2016 tarihli raporunda Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalından rapor alındığı, davacının muayenesinin yapılarak tüm vücut kemik sintigrafisi çekilerek olay tarihinde yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre değerlendirme yapılarak kazaya bağlı yaralanması nedeniyle % 81 oranında maluliyetinin tespit edildiği, 29.11.2013 tarihli raporun ise tek bir adli tabip tarafından düzenlendiği, yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı, bu haliyle maluliyet tespitinde kriter olarak alınamayacağı, davacı vekilinin 16.06.2015 tarihli dilekçesinde müvekkilinin boya kaporta ustası olarak çalıştığını beyan ettiği, dava dilekçesi ekinde davacı adına vergi levhasının sunulduğu, mahkemece emsal ücret araştırması yapıldığı, bilirkişi raporunda davacının asgari ücretin 1.93 katı emsal ücret alacağının tespit edilerek, aktif dönem için kazanç hesabında bu oranın dikkate alındığı, pasif dönem de ise AGİ indirilmiş net asgari ücreti esas alarak hesaplama yapıldığı, Kemalpaşa SGK Merkezi'nin 07.01.2015 tarihli cevap yazısında bağlanan herhangi bir gelir olmadığı bilgisi verildiği, davalı ... şirketinin hasar dosyasına göre davalıya başvuruda bulunulduğu, bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı ... temerrüde düşmüş olacağından Sigortacı yönünden belirlenen tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte çekici olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli işgöremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1-Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2-Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.