Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5735 E. 2024/366 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5735
Karar No
2024/366
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/508 E., 2017/76 K. DAVA TARİHİ : 01.07.2014 HÜKÜM/KARAR: Direnme/ Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun 373. maddesinin 5. fıkrası gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin zarar miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çıkar amaçlı suç örgütüne yardım etmek suçunu işlediği iddiasıyla 29.08.2000 tarihinde tutuklanıp 20.11.2000 tarihinde tahliye edildiğini... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanarak, aynı mahkemenin 11.03.2004 tarihli ve 2000/259 E., 2004/51 K. sayılı kararıyla beraat ettiğini, soruşturma ile birlikte el konulan...ve ... plakalı araçlarının trafik vakfına çekilerek alıkonulduğunu, defalarca talep edilmesine rağmen iade edilmediğini ve ancak nihai karar ile iadesine karar verildiğini, karar kesinleştikten sonra iade edilmek istenmiş ise de beş yıl parkta bekleyen araçların kullanılamaz hâle geldiğini, bu nedenle Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi marifetiyle tespit yaptırıldığını ve alınan rapora göre 59.000 TL tutarında zarar oluştuğunun belirlendiğini, Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 466 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminat ile trafik vakfının otoparkında uzun süre bekletilmesi nedeniyle kullanılamaz hâle gelen araçlarda tespit raporuyla belirlenen toplam 59.000 TL tutarındaki zararın (hasar bedelinin) tazmini için 13.02.2006 tarihinde dava açıldığını, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2012 tarihli ve 2010/279 E., 2012/238 K. sayılı kararı ile 5.000 TL manevi tazminata ve 168,20 TL maddi tazminata hükmedilerek araçlarda oluşan hasar ile ilgili zararın hukuk mahkemesinde açılacak dava ile takip edilebileceğine karar verildiğini, temyiz aşamasında Yargıtay’ın bu konuya değinmediğini, ayrıca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2008 tarihli kararı ile zarar tazmini yönündeki talep için hukuk mahkemesine başvurulması gerektiği yönünde karar verildiğini belirterek, hukuka aykırı el koyma sonucu araçlarda meydana gelen 59.000 TL zararın el koyma tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5271 sayılı CMK’nın 142/1. ve 2. maddesinin “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır” şeklinde düzenlendiğini, ceza yargılaması sonucunda beraat kararının kesinleştiği tarihe göre tazminat davasının zamanında açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, zamanaşımı def’i ve görev itirazında bulunduklarını bildirerek esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin, 16.04.2015 tarih ve 2014/295 Esas, 2015/177 Karar sayılı kararıyla, "...Davacının davasının kısmen kabulü ile 59.000 TL tazminatın dava tarihi olan 01/07/2014 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine,davacının el koyma tarihinden itibaren faiz talebinin REDDİNE ..." karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarih ve 2015/12406 Esas, 2015/13770 Karar sayılı ilamıyla, "... Davaya konu olayda; İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2005/1196 sayılı müteferrik kararı ile 14.12.2005'te davacı vekilinin talebi üzerine araçlar üzerindeki tedbirin beraat kararı kesinleştiği için kaldırılmasına karar vermiştir. Karar gereği araçlar davacıya iade edilmiş, ardından davacı tarafından araçlar üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması talebiyle tespit isteminde bulunulmuş ve Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2006/22 D.iş sayılı dosyası üzerinden yapılan keşif sonucunda makina mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda her iki araç için de motorun, sökülüp genel bakım, dört lastiğin değişimi ve hareketli tüm parçaların bakımı için gerekli giderler ayrı ayrı hesaplanmıştır. Bu şekilde araç hasarı hesaplandıktan sonra ayrıca bir de araçların piyasa değeri belirlenerek araçlarda oluştuğu ileri sürülen değer kaybı tespit edilmiş ve mahkemece bu miktara tazminat olarak hükmedilmiştir. Şu halde; mahkemece haksız el koyma nedeniyle araçta bir hasar oluşmuşsa bunun tespit edilerek tazminat olarak hükmedilmesi gerekirken araçtaki değer kaybına hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "...Yeniden yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; a)Davacı ... Kutlucan'ın 2000 yılında istanbul 1. nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince çıkar amaçlı suç örgütüne yardım etmek suçundan tutuklanarak ceza evine konulduğu ve ayrıca davacıya ait 34 AY820 VE ... araçlara el konularak kayıtlarına şerh konulduğu, mahkemenin 11.03.2004 tarihli kararı ile araçların karar kesinleştiğinde iadesine karar verildiği,mahkeme safahatında davacı vekilince mahkemeden defalarca talepte bulunulmasına rağmen araçların iade edilmediği, ancak karar kesinliştiğinde iade edildiği, davacı tarafın Şişli 1. Sulh Hukuk mahkemesine başvurarak zarar tesbiti talep ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre araçlarda toplam 59.000 TL lik zarar meydana geldiğinin tespit edildiği, b)Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarihli ve 2015/12406-13770 E-K sayılı ilamı ile, haksız el koyma sebebiyle araçta bir hasar oluşmuşsa bunun tespit edilerek tazminat olarak hükmedilmesi gerekirken araçtaki değer kaybı hükmedilmesinin doğru olmadığının belirtildiği, c)Dosya içinde mevcut Doç. Dr. Murat VURAL'ın 06.02.2006 tarihli raporuna ve tüm dosya kapsamına göre araçların 6 yıl davacıya teslim edilmediği ve çalıştırılmadığının anlaşıldığı, 6 yıllık süredeki değer kaybının da davacıya ödenmesi gerektiği, sadece hasar bedelinin ödenmesinin davacının zararını karşılayamayacağı, davacının araçlarını satışa çıkarması halinde 6 yıllık değer kaybıyla satmak zorunda kalacağı veya kendisinin kullanması halinde pekçok masrafa maruz kalacağı anlaşılıp bu yolda mahkememize vicdani kanaat geldiğinden, Yargıtay bozma ilamına uyulmayarak, davacıya bilirkişinin tespit ettiği hasar bedellerinin ve değer kaybının ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir ..." gerekçesiyle, "... Mahkememizin 16.04.2015 tarihli kararında direnilerek, davacının davasının kısmen kabulü ile 59.000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 01.07.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, davacının el koyma tarihinden itibaren faiz talebinin REDDİNE ..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, olayda davacının kusuru nedeniyle el koyma işlemi uygulandığını, davalının bir kusuru olmadığını, bozma ilamına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Daire Kararı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2017/3035 Esas, 2017/4698 Karar sayılı ilamıyla, "... Dairemizin 30.11.2015 gün, 2015/12406 esas ve 2015/13770 karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve ilk derece mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığının anlaşıldığı ... " gerekçesiyle 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 373. maddesinin 5. fıkrası gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.03.2021 tarih ve 2017/4-3012 Esas, 2021/243 Karar sayılı ilamıyla; "... eldeki dava haksız el koyma nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, yerel mahkemece davacının 2000 yılında ...Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince çıkar amaçlı suç örgütüne yardım etmek suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildiği ve kendisine ait...ve ... plakalı araçlara el konularak kayıtlarına şerh verildiği, mahkemenin 11.03.2004 tarihli kararı ile araçların karar kesinleştiğinde iadesine karar verildiği, yargılama safahatında davacı vekilince mahkemeden defalarca talepte bulunulmasına rağmen araçların iade edilmediği, ancak karar kesinleştiğinde iade edildiği gerekçesiyle Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespit sonucunda alınan bilirkişi raporuna istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklandığına göre zarar doğrucu eylem zarar görenin malvarlığında ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise zarar verenin tazminat borcu da o miktarda olmalıdır. Öyle ise, oluşan gerçek zarar ne kadarsa, tazminat da o kadar olacaktır. Bir başka deyişle, ödenecek tazminat o miktarda olmalıdır ki, eğer zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, ödenecek tazminatla aynı durum tesis edilebilsin. Hâl böyle olunca; davacının araçlarına haksız el konulması sonucunda el koyma öncesi araçların değerleri ile el koyma sonrası değerleri arasındaki fark davacının gerçek zararını oluşturacağından, yerel mahkemece yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir..." gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin zarar miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, karar düzeltme yolu açık olarak karar verilmiştir. E.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına karşı davalı idare vekilince karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine de, 15.02.2023 tarih ve 2023/4-106 Esas, 2023/73 Karar sayılı ilamıyla, "...Hukuk Genel Kurulunun kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin reddine..." karar verilmiştir. F.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya ait araçlara suçta kullanıldığı iddiasıyla el konulması ve ceza yargılaması sonucunda aracın davacıya iade edilmesine karar verilmesi nedeniyle aracın muhafaza altında kaldığı sürece oluşan ve hasar bedeli ve değer kaybının davalıdan tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427, 428, 429 ile 439 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci ve 44 üncü maddeleri, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (mülga) 20 inci maddesi. 3. Değerlendirme Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin zarar miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesi üzerine yapılan incelemede sonucunda; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacıya ait araçlara çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yardım ile para için adam kaçırma suçlarında kullanıldıkları iddiasıyla el konulduğu, ...Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanarak, aynı mahkemenin 11.03.2004 tarihli ve 2000/259 E., 2004/51 K. sayılı kararıyla davacı hakkında delil yetersizliğinden beraat ve araçların iadesine karar verildiği, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2005/1196 sayılı müteferrik kararı ile de 14.12.2005'te davacı vekilinin talebi üzerine araçlar üzerindeki tedbirin beraat kararı kesinleştiği için kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Karar gereği araçlar davacıya iade edilmiş, ardından davacı tarafından araçlar üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması talebiyle tespit isteminde bulunulması üzerine Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/22 D.iş sayılı dosyası üzerinden yapılan keşif sonucunda makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda araçların piyasa değerleri belirlenmiş, araçlarda muhafaza altında kaldıkları süreçte oluşan hasarlar tespit edilerek, hasarlı değerleri belirlenmiş ve mahkemece belirlenen değer kaybına tazminat olarak hükmedilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44 üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesi) uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; davacı ...'nın İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 05.09.2000 tarihli ifadesinde ceza dosyasında kendisi ile birlikte yargılanan ve mahkumiyetine hükmedilen diğer sanık Mehmet ... Çabuk'un kendi çalışanı olduğunu ve kız kaçıracağını söylediği için yardımcı olduğunu belirtmiştir. Sonuç itibariyle davacı başka bir suç için olduğunu savunsa da diğer sanıklara yardımcı olduğunu kabul etmiş olup bu itibarla 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44 üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci) maddesi gereğince önemli miktarda müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5735, K. 2024/366, T. 15.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5735-e-2024-366-k-7d8a51a1db77