Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5280 E. 2023/12702 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5280
- Karar No
- 2023/12702
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/335 E., 2022/741 K. HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava dışı kişiler tarafından Sağlık Bakanlığı aleyhine hizmet kusuru nedeniyle Antalya 1.İdare Mahkemesinin 2004/1029 Esas sayılı dosyasında açılan dava sonucunda tazminat ödenmesine karar verildiğini, mahkeme kararı uyarınca davalıya rızaen ödeme yapması için tebligat yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, mahkeme kararının ifası için Alanya Döner Sermaye Saymanlığınca 24.06.2009 tarihinde alacaklı tarafa 33.171,39 TL ödeme yapıldığını, olayda davalının kusurlu olduğunu belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 33.171,39 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin tüm olumsuzluklara rağmen elinden geleni gösterdiğini, ancak çocuğun kordonu boynuna dolanmış halde doğmasına çare bulamadığını, ortada bir kusur ve buna bağlı olarak oluşmuş bir zarar varsa bunun sorumlusunun davalı olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.07.2014 tarihli ve 2009/452 Esas, 2014/499 Karar sayılı kararıyla; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 19.01.2015 tarihli ve 2014/15529 Esas, 2015/438 Karar sayılı ilamıyla; "1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda mazereti kabul edilen tarafa yeni oturum gününün bildirimi konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargılama esnasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'da da bu yönde bir usul getirilmemiştir. Kural olarak, yargısal işlemler açıklama (tefhim) veya bildirim (tebliğ) ile sonuç doğuracağından, ilgilisi hakkında menfi sonuç doğuracak işlemlerin 7201 sayılı Tebligat Yasası'nda yer alan düzenlemeler gereğince bildirilmesi gerekir. Anılan Yasa'nın 10. maddesi uyarınca, tebligatın bilinen son adreste yapılması zorunlu olup, ancak ilgilisinin başvurusu veya kabulü halinde her yerde tebligat yapılabilmesi mümkündür. Bilinen son adres dışında yapılan tebligat, başvuru veya kabul koşuluna bağlı olup aksine uygulama hukuki sonuç doğurmaz. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun, 06/04/1955 gün ve 1591/1690 sayılı kararında da; “Duruşmanın talikine dair talebi mahkemece kabul edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen günün usulüne tevfikan bildirilmesi icap eder. Dilekçede duruşma gününün kalemden öğrenileceğinin beyan edilmesi, bu usuli muamelenin ihmalini gerektirmez” görüşü benimsenmiştir. Şu halde, usule uygun bildirim yapılmadan dosyanın işlemden kaldırılması ve akabinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava devam ederken yürürlüğe giren 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun (3359 sayılı Kanun) geçici 13 üncü maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un Ek 18 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince davacıya Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için 2 aylık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 3359 sayılı Kanun'da açık şekilde usulden reddedilen davada davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği düzenlenmesine karşın İdare aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının hizmet kusuru sonucu dava dışı kişilere yapılan ödemenin ebe olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3359 Kanun'un ek 18 ve geçici 13 üncü maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15 inci maddesiyle 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü maddesi "Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez." hükmünü haizdir. Dosya kapsamından, yargılama sırasında yukarıda açıklanan maddenin yürürlüğe girdiği, mahkemece davacıya Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurulması için 2 aylık kesin süre verildiği, davacı tarafından kesin süre içerisinde herhangi bir başvuru yapılmadığından mahkemece davanın usulden reddine karar verildiği ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla; mevzuatın açık hükmü gereğince davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de; belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin silinerek yerine “4-Davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.