Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5051 E. 2023/12329 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5051
Karar No
2023/12329
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/214 E., 2022/432 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, (Kapatılan) Yargıtay 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı .... vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.03.2002 tarihinde meydana gelen ve davalıların işleteni, sürücüsü, trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan müvekkili ...'ın eşi, ...'ın babası ...'ın vefat ettiğini, bu kazanın meydana gelmesinde sürücü davalı ... Kaymakçı'nın 8/8 oranında kusurlu olduğunu, Bolu Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/206 Esas sayılı dosyası ile görülen davada sürücünün kurtarılması için 5/8 oranında teknik kusur verildiğini beyanla için 500,00 TL maddi, için 500,00 TL maddi olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ,ve Sigorta'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; için 10.000,00 TL manevi, için 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ve 'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacılar vekili 8.3.2012 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini davacı ... için 5.000,00 TL'ye, davacı ... için 55.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın 08.03.2002 tarihinde meydana geldiğini, davanın 08.03.2011 tarihinde açıldığını, davanın müvekkili açısından zamanaşımına uğradığını, davacıların Ak Sigorta A.Ş.'den 5466880 nolu hasar dosyasından zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçe teminatından ve aşan miktar bakımından kasko poliçesinden tazminat aldıklarını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; diğer davalı ...'ya ait araçla İstanbul'dan Sinop'a giderken Bolu'da arabanın lastiğinin patladığını ve aracın kontrolden çıktığını, araçta akrabalarının bulunduğunu, akrabalarından birinin vefat ettiğini, kaza nedeni ile kusurunun olmadığını, davanın zamanaşımına uğrandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; aracın Trafik ve Kasko Sigortalarının bulunduğunu, kaza nedeni ile hasar dosyasının açıldığını, yapılan aktüer hesabında hasar dosyasından 18.000,00 TL'lik hasar teminatından artan 2.000,00 TL'sinin 07.02.2003 tarihinde ödenmek üzere toplam 20.000,00 TL destek tazminatı ödenmesi yapıldığını, hasar dosyasından sürücünün vefatı ile ilgili ferti kaza teminatı olarak 1.000,00 TL'sinin 24.01.2003 tarihinde ödendiğini, dava konusu kaza nedeni ile poliçe teminatlarının tamamının ödendiğini, herhangi bir sorumluluklarının kalmadığını bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.12.2013 tarihli ve 2011/123 Esas, 2013/496 Karar sayılı kararı ile; ceza davası kesinleştikten sonra ceza zamanaşımının uygulanamayacağı, ceza davası kesinleştikten sonra hukuk davasının bir yıllık süre içerisinde açılması gerektiği, bu sürenin 07.05.2004 tarihinde dolduğu, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.02.2016 tarihli ve 2014/5647 Esas, 2016/1941 Karar sayılı ilamıyla; "... somut olaya bakıldığında, 08.03.2002 tarihli kaza sonucu davacıların desteği ... vefat etmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan TCK'nun 455/2. ve 102/3. maddesine göre zamanaşımı süresi 10 yıldır. Davaya konu trafik kazası 08.03.2002 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 08.03.2011 tarihinde açılmıştır. Bu durumda zamamaşımı süresi dolmadığı halde mahkemece hatalı değerlendirme ile zamanaşımının dolduğundan bahisle davanın reddi doğru değildir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.02.2017 tarihli ve 2016/13157 Esas, 2017/1914 Karar sayılı ilamıyla davalılar ... ve ... vekillerinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 22.02.2018 tarihli ve 2017/217 Esas, 2018/43 Karar sayılı kararıyla; ceza dosyasında davalı sürücü 'nın 3/8 oranında kusurlu bulunduğu, 07/02/2003 tarihli makbuz ve ibranamedir isimli belgede eşi ...'ın vefatı nedeniyle Avukat ...'ın tahsil ettiği 21.000,00 TL'den masraf dışında kalan 19.250,00 TL tazminat bedelini tam ve eksiksiz aldığını, sigorta şirketinden hiç bir alacağının kalmadığını beyan ettiği, aktüerya bilirkişi raporuna göre 3/8 kusur oranına ve sigorta şirketinin ödemesine göre davacıların davalılardan bakiye tazminat alacaklarının kalmadığı, davalı sürücünün kusuru, davalı sigortanın ödemesi, davacı tarafından tanzim edilen 07.02.2003 tarihli makbuz ve ibraname ile bilirkişi raporu dikkate alınarak maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle; maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000,00 TL, davalı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın 08.03.2002 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve 'dan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 2018/3065 Esas, 2020/3542 Karar sayılı ilamıyla, "... Mahkemece trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi bakımından dava dosyasında herhangi bir rapor alınmamış; Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2002/206 Esas sayılı ceza dosyasında alınan rapor hükme esas alınmıştır. Ceza dosyasındaki 21.02.2003 tarihli bilirkişi raporunda davalı sürücünün 2/3 oranında kusurlu olduğu, aracın lastik patlaması sebebiyle 5/8 araç kusuru kabul edilerek belirtilen kusur oranları ile tazminata hükmedilmiştir. Anılan bu raporda, davalı sürücünün tek taraflı gerçekleştirdiği kazada, o araçta yolcu olan davacıların desteğinin kazanın oluşumunda kusurunun olamayacağı da izahtan uzaktır. Olaya ilişkin kusur tespiti, ceza yargılamasında alınan kusur raporundaki tespitlerden hareketle, davalı sürücünün kazada 3/8 oranında kusurlu olduğu benimsenmiş olup mahkeme kabul ve gerekçesi yerinde değildir. Davaya konu kazada kusur yüklenen tek kişinin davalı sürücü ve kazaya etken tek sebebin de onun idaresindeki araç lastiğinin patlaması olduğu, ceza davasında alınan raporla belirlenmiştir. Kazada başka kusurlu kişi ya da kazaya etki eden başka sebep olmadığı; davalı sürücünün çarptığı araçta yolcu olan desteğin kusursuz olduğu; Dairemiz'in yerleşik uygulamalarına göre, araç lastiği ya da freninin patlaması, rotun çıkması gibi durumların teknik arıza olduğu ve bu durumların yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği hususları hep birlikte dikkate alındığında; lastik patlaması sebebiyle sürücüye verilen 3/8 kusur oranı ile hesaplama yapılarak yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Davalı ... tarafından 07.02.3003 tarihinde davacı vekili ...'a 24.01.2003 tarihinde 21.000,00 TL ödeme yapıldığı ibranamede masraf ve vekalet ücretleri düştükten sonra 19.250,00 TL tazminat bedelinin tam ve eksiksiz alındığı ve hiçbir alacağın kalmadığı belirtilmiş, ödeme dekontunda Avukat ...'ın adı yazılıdır. Ancak sigorta şirketi tarafından dosyaya gönderilen belgelerin arasında davacı tarafından Avukat ...'a yetki veren vekaletname bulunmamaktadır. Mahkemece, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sebebiyle bakiye tazminat alacağı kalmadığı belirtilmişse de ödeme yapılan vekilin geçerli bir vekaletnamesinin olup olmadığının, bu hususun ceza yargılamasına konu edilmiş ise aşamasının ne olduğunun araştırılması, bu araştırma sonucu sigorta şirketinin ödemesinin yetkili kişiye yapıp yapmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece ikinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, davalı ... şirketinden tazminatı tahsil eden Avukat ... davacı tarafça tanzim edilmiş vekaletname bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapıldığı, Avukat ...'ın 09.02.2022 tarihli dilekçesinde müteveffa mirasçılarına ücretlerini teslim ettiğini, makbuz altındaki ve sigorta şirketinden parayı aldığına dair makbuzlar üzerindeki imzaların kendisine ait olduğunu, söz konusu paranın tahsil ve teslim edilme zamanı 2003 yılı olması ve davacıların geçen zaman diliminde başkaca bir davalarının olmaması ayrıca 2005 veya 2007 yılında Sultanahmet adliyesinin yanındaki zemin katta bulunan ofisindeki eşyaların atık su giderinin patlaması nedeniyle su içinde kalmasından dolayı eşyalarının zayi olduğunu, istenilen vekaletname suretini bulunamadığını beyan ettiği, ibranamenin yetkili vekille yapıldığının ispatlanamadığı, davacının ibranameyi kabul etmediği, aktüerya bilirkişisi 'ın 13.05.2013 tarihli raporunun dosya kapsamına uygun, denetlenebilir ve hükme elverişli olduğu, davacılar vekilinin 08.03.2012 tarihli ıslah talebine göre miktarın çerçevelenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın maddi tazminat yönünden ıslah talebine göre kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ... için 55.000,00 TL, davacı ... için 3.370,86 TL olmak üzere toplam 58.370,86 TLnin kaza tarihi olan 08.03.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ile limit dahilinde davalı ... şirketinden alınarak müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazla talebin reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000,00 TL, davalı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın 08.03.2002 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve 'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde; kaza sonrasında davacılar vekili Avukat ... ile yapılan ibraname ile 07.02.2003 tarihinde dava konusu kaza nedeni ile poliçe teminatlarının tamamının ödenmiş olduğunu ve müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, Avukat ...'a yapılan ödemenin yetkili vekaletnameye istinaden yapılıp yapılmadığı hususunun gereği gibi araştırılmadığını, ödemenin yapıldığı makbuz ve dekontlar ile ispat olunduğundan tazminat ödemesi kalmadığını, hesap bilirkişi raporunda müteveffanın annesi ve babasının hayatta olup olmadığının araştırılmadığını, bakiye ömrün tespitinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınması gerekmekte olup hesaplamada ülkemiz gerçeklerine ve yasal düzenlemelere uygun olan %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, öncelikle ödeme tarihi olan 07.02.2003 tarihindeki verilere göre hesaplama yapılarak, yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının tespit edilmesini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket bakımından olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 ve 47 nci) maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yapılan yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; sigorta şirketi tarafından tazminat ödemesi avukata ait geçerli vekaletname bulunamadığı, davalı tarafından vekaletnamenin varlığı ispat edilemediğinden yetkisiz kişiye yapılan ödemenin davalıyı borçtan kurtarmayacağına göre, mahkeme kararı usul ve kanuna uygun olup davalı .... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı .... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ....'ye yükletilmesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5051, K. 2023/12329, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5051-e-2023-12329-k-31485e5d681c