Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/501 E. 2023/12498 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/501
- Karar No
- 2023/12498
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TARİHİ : 13.07.2005 (Asıl Dava), 22.08.2005 (Birleşen Dava) HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında, görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl davada davacı ... vekili ile davalılar ... mirasçıları ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinde kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde ; asıl davada davacının yolcu olarak bulunduğu, birleşen davada ise davacının sürücüsü olduğu aracın davalıların sürücüsü, maliki ve trafik sigortacısı olduğu araçla karıştığı trafik kazasında yolcu olan davacı ...'nin yaralandığını, iş göremezliği oluştuğunu tedavi gideri kapsamında zararının bulunduğunu, sürücü olan davacı ...'a ait araçta hasar oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asıl davada davacı ... için 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, birleşen davada Mustafa için 1.000,00 TL manevi, 7.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.10.2011 tarihli ve 2005/112 Esas, 2011/621 Karar sayılı kararı ile; asıl davanın kısmen kabulüne, 1.111,00 TL. maddi tazminatın davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline, 500,00 TL manevi tazminatın davalılar Hasan Basri ve Ramazan'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL araç hasarının yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigortanın poliçe limiti ile sorumluluğuna, birleşen dosya yönünden fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.06.2013 tarih ve 2012/4799 Esas - 2013/8771 Karar sayılı kararı ile, asıl davada davacı ... yönünden; talebinin neye ilişkin olduğu sorulup, alınacak cevaba göre maddi tazminat hesabı yaptırılması gereğine değinilmiş, davalılar ... ve ... yönünden; "...a)Davaya konu kazada, hangi tarafın yeşil ışıkta geçtiği taraflar arasında netlik kazanmamıştır. Kaza tutanağında; davacı ... asli kusurlu kabul edilirken, tespit dosyasında verilen kusur raporunda, davacı ... kusursuz kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece ceza dosyası getirtilmeli ve maddi vakıanın tespiti açısından dosya kapsamına göre inceleme yapılarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yapılmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir. b)Davacı tarafın zararlarının karşılanıp karşılanmadığı araştırılmamıştır. Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılıp usulüne uygun bir araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir..." şeklinde belirtilerek hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 05.12.2018 tarihli ve 2013/602 Esas, 2018/575 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde,"...davacı tarafa 1.200,00 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine karar verildiği ve kesin süreye riayet etmemenin sonuçlarının davacı vekiline ihtar olunduğu, Davacının 19.03.2018 tarihli dilekçesi ile önceki keşiflere göre karar verilmesi talebini içerir dilekçe ibraz ettiği, davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davacı vekilinin 18.07.2018 tarihli celsede dosyanın bilirkişiye tevdiine ilişkin ara karardan vazgeçilerek dosyadaki mevcut raporlar doğrultusunda inceleme yapılması talebinde bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda dava konusu talebe dayanak kazanın meydana gelmesinde kusur durumu netleşmemiş olup Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksik hususlarrın giderilemediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı Karara karşı süresi içinde asıl davada davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarih ve 2019/1341 Esas, 2020/7170 Karar sayılı kararı ile "dosya içerinde arternatifli ve çelişkili kusur raporları bulunduğu belirtilerek mahkemece, bozma ilamı gereği ceza dosyası getirtilerek içerisindeki kusur raporları, tanık beyanları da incelenmek suretiyle 09.03.2018 tarihli celsede ihtar olunduğu üzere dosyadaki mevcut delil durumuna göre ve kazanılmış haklarda gözetilerek, kaza nedeniyle düzenlenen tüm kusur raporlarının değerlendirilmesi, kırmızı ışıkta kimin geçtiğinin tespit edilememesi halinde her iki sürücünün de %50 kusurlu olduğu kabul edilerek (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.11.2020 tarihli 2017/17-2112-2020/850 sayılı kararı) hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına, asıl davada davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu trafik kazasında her iki araç sürücünün de %50'şer oranda kusuru bulunduğundan bahisle kusur oranlarına göre dosya kapsamında alınan aktüer hesabı dikkate alınarak asıl davada; maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 262,61 TL iş göremezlik maddi zararı, 879,70 TL tedavi giderleri olmak üzere toplum 1.142,31 TL nin davalı ... poliçe limiti ile sınırlı tutulmak sureti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, 500,00 TL manevi tazminatın davalılar ve mirasçılarından tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, birleşen Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/144 esas sayılı dosya açısından davanın kısmen kabulü ile hasar bedeli karşılığı olarak kusur oranına göre hesaplanan 2.500,00 TL'nin davalı ... poliçe limiti ile sınırlı tutulmak sureti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ... vekili ile davalılar ... mirasçıları ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; ceza dosyasında dahi sadece davalı sürücünün kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğunu, davalı sürücünün tam kusurlu olmasına rağmen %50 kusura göre davanın kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirtmiştir.
Davalılar ... mirasçıları ve ... vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dosya yönünden bozma ilamı öncesinde davanın reddine karar verildiğini, birleşen dosyaya ilişkin yargılamanın hiçbir aşamasında temyiz talebi bulunmamasına rağmen davanın reddine ilişkin karar kesinleşmemiş gibi yeniden tazminata karar verilmesi ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre uyuşmazlık; asıl davada çift taraflı trafik kazası neticesinde yolcu olan davacıda oluşan bedensel zarardan kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine, birleşen davada davacıya ait araçta oluşan hasar bedeline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacı ... vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları ile davalılar ... mirasçıları ve ... vekilinin aşağıdaki (3) ve (4) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2- Davaya konu trafik kazasında davacı ... yolcu konumunda olup, yolcunun sürüş kusuru bulunmasa da, kazanın gerçekleşme şekli değerlendirildiğinde davaya konu kazadaki kusur oranlarının tespiti önem arzetmektedir. Bu bağlamda bozma ilamı gereği kusurun belirlenmesi açısından mahkemece yapılan tahkikat neticesinde her iki araç sürücüsünün de %50 'şer oranda kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece kabul edilen kusur oranlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, davalı konumunda olan karşı araç sorumlularının, davaya konu edilen trafik kazasında az yada çok kusuru bulunmuş olmasına göre ve davacının da yolcu konumunda olup gerçekleşen kazada sürüş kusuru bulunmamasına göre, mahkemece kusur indirimi yapılmadan tazminat hesabı yapılıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davacı ... yönünden %50 kusur indirimi yapılarak maddi tazminata hükmedilmesi isabetli olmayıp hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Asıl dava yönünden yapılan incelemede; sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin ve prim ödeyen işletenin ve sürücüsünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü (belgeli tedavi giderleri), 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi sorumludur. Somut olayda davacı ...'nin belgeli ve belgesiz tedavi gideri talebi bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosyanın incelemesinde, SGK'nın davacı ...'ye 1.038,09 TL tedavi gideri ödediği, hükme esas alınan 10.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda da bir kısım faturalı tedavi gideri bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, yukarıda izah edilen hukuki olgular ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, öncelikle SGK'dan davacının davaya konu kaza nedeniyle gördüğü tedaviler için ne miktarda tedavi gideri ödemesi yapıldığının sorulması; ilgili belgelerin temin edilmesi, sonucuna göre yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun gereği yapılacak değerlendirme neticesinde, hükmün temyiz eden davalılar ... mirasçıları ve ...'nun sadece belgesiz tedavi giderleri yönünden sorumlu olduğunun kabulü ile varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4- Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; Mahkemenin 05.12.2018 tarihli ve 2013/602 Esas, 2018/575 Karar sayılı dosyası ile davanın reddine ilişkin verilen kararı, asıl davada davacı ... vekilinin temyiz ettiği , birleşen davanın davacısı ... vekili olarak kararın temyiz edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda birleşen dava yönünden davanın reddine ilişkin verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarih ve 2019/1341 Esas, 2020/7170 Karar sayılı bozma ilamı ile kesinleştiği dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, birleşen dava yönünden yeniden tazminat hükmü kurulması hatalı olup hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle asıl davada davacı ... vekilinin ve davalılar ... mirasçıları ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle asıl davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar ... mirasçıları ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde asıl davada davacı ... ve davalılar ... mirasçıları ve ...'na iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.