Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4567 E. 2024/2504 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4567
- Karar No
- 2024/2504
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/245 E., 2023/16 K. MİRAS BIRAKANLAR : 1-..., 2-... DAVA TARİHİ : 31.07.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.11.2008 tarihinde maliki Semiha ve sürücüsü ... olan trafik sigortası olmayan aracın meydana getirdiği kaza neticesinde,...'ın vefat ettiğini, ...'in malul kaldığını, destekten yoksun kalma tazminatı olarak desteğin annesi Zehra Gürsel için 15.506,00 TL, babası Mehmet için 11.045,00 TL olmak üzere toplam 26.551,00 TL ödendiğini, Ramazan'a 17.03.2010 tarihinde 16.004,00 TL maluliyet tazminatı ödemesi yapıldığını, bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05.03.2010 tarih 2010/16-16 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden Emirdağ İcra Müdürlüğü'nün 2012/229 sayılı takip dosyası ile davalı hakkında icra takibine girişildiğini, davalının bu takibe haksız yere itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın dayanağı olan icra takibinde ödeme emrinin tarafına usule ve Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmediğini, bu durumu ilk dilekçesinde belirttiğini, buna karşılık asıl itiraz konusu olduğu halde yenileme dilekçesindeki delil listesinde tebligatın yapıldığına dair belge ve bilgi olmadığını, icra dosyasına sonradan gönderilen yenileme emirlerinin de usule ve yasaya uygun olmadığını, takip tarihi ve yılı itibariyle İcra ve İflas Kanunu'na (İİK) göre 1 yıl içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açılmadığını öncelikle bu yönden davanın reddine karar verilmesini, davanın murisin tam kusur oranına göre açıldığını, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.07.2015 tarihli, 2013/299 Esas 2014/446 karar nolu kararı ile; davanın kısmen kabulü ile davalının Emirdağ İcra Müdürlüğü'nün 2012/229 sayılı takip dosyasındaki itirazının 37.279,27 TL asıl alacak, 123,30 TL işlemiş faiz, 175,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 48,05 TL ihtiyati haciz gideri yönünden iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2017 tarihli ve 2016/16235 Esas, 2017/12148 Karar sayılı kararı ile; "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 46 ncı maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmektedir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda, çift taraflı kazada, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) olmayan araç %100 kusurludur. Davacı ... karşı araç sürücü ...'e 17.03.2010 tarihinde 16.004,00 TL maluliyet tazminatı ödemesi yapmış ve rücuen davalıdan zararın tazminini istemektedir. Mahkemece, ...'in maluliyetine ilişkin Uşak Devlet Hastanesinden Sağlık Kurulu Raporu (%9 maluliyet) hükme esas alınmış ve aktüer bilirkişice rücuen tazmin edilebilecek miktarı belirleyen maluliyet tazminatı hesaplaması bu rapora göre yapılmıştır. Kaza, 10.11.2008 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüktedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan veya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre davacının daimi işgücü kaybının tespiti yönünden anılan Yönetmeliğe uygun şekilde maluliyet raporu alındıktan sonra bu maluliyet oranı üzerinden aktüer hesabı yaptırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu'ndan ...'in maluliyetine ilişkin rapor alındığı, 13.03.2020 tarihli raporda ...'in %6.2 oranında malul kaldığının belirtildiği, 13.03.2020 tarihli raporun Yargıtay bozma ilamına, usul ve yasaya uygun olduğu, yeni belirlenen maluliyet oranı doğrultusunda alınan 27.05.2021 tarihli hesap raporunda ...'in kalıcı maluliyetine ilişkin zararının 19.451,67 TL olduğunun belirlendiği, belirlenen bedelin davacı ... tarafından ödenen bedelden fazla olduğunun anlaşıldığı,... yönünden ödenen bedele ilişkin daha önce verilen karar bozma kapsamı dışında tutulduğundan bu hususta davalının usuli kazanılmış hakkı söz konusu olduğu, haliyle Güvence Hesabının 16.004,00 TL olarak ödediği bedeli geri istemekte haklı olduğu, ancak...'ın hak sahiplerine ödediği toplam 26.551,00 TL bedelin yalnızca bozma öncesi hükümde belirtilen 21.551,00 TL ile sınırlı olarak hüküm altına alınabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; davalı tarafından Emirdağ İcra Müdürlüğü'nün 2021/229 sayılı takip dosyasında yapılan itirazın kısmen iptali ile; 37.279,27 TL asıl alacak, 123,30 TL işlemiş faiz, 175,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 48,05 TL ihtiyati haciz gideri yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; adil yargılanma ve savunma haklarının kısıtlandığını, kusur konusunda itirazlarının dikkate alınmadığını, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, kusuru kabul etmediklerini, maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu, maluliyet oranını kabul etmediklerini, murisin mirasının borca batık olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini, icra dosyasında faizin hatalı talep edildiğini, yasal faiz üzerinden devam kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı tarafça ödenen bedelin rücuan tazmini talebine dayanan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 5684 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.