Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/449 E. 2024/3612 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/449
Karar No
2024/3612
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/299 E., 2022/378 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rehin kaydından kaynaklı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... arasında Tüketici Kredisi ve Rehin Sözleşmesi imzaladığını ve aracın kaydına müvekkili lehine rehin şerhi işlendiğini, sözleşmenin tarafı .......,’ın kredi borcunu ödemediğini, icra dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattıklarını, işlemler devam ederken aracın 15.03.2015 tarihinde hasara uğradığını, kasko sigortasını tanzim eden davalı ... tarafından hasar dosyası açıldığını, hasar bedeli olan 30.750,00 TL'lik kısmın rehin alacaklısı olan müvekkilinden muvafakat alınmadan sigortalı ...’a ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 04.04.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 29.817,69 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının araç üzerinde rehinli alacaklı olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, müvekkili şirketin sonradan konan araç üzerindeki rehnin ve buna ilişkin borcu bilmesinin zaten mümkün de olmadığını, 15.03.2015 tarihinde meydana gelen kazadan doğan hasara ilişkin davacı şirketin müvekkili şirkete herhangi bir başvurusu ya da bildirimi olmadığını, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve 2016/270 Esas, 2017/231 Karar sayılı kararıyla; poliçede daini mürtehin kaydı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin26.09.2019 tarihli ve 2017/2135 Esas, 2019/1622 Karar sayılı kararıyla; davalı ... şirketinin kredi sözleşmesinden önce düzenlenen kasko sigorta poliçesi doğrultusunda yükümlülüğünü yerine getirdiği, kredi sözleşmesinde, kasko poliçesinde dain ve mürtehin olduğu konusunda kaydın bulunmadığı, davacı tarafından kasko poliçesini tanzim eden davalı şirkete aracın rehinli olduğu konusunda herhangi bir bildirimin de bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 24.11.2020 tarihli 2020/2753 esas ve 2020/7568 karar sayılı ilamıyla; ''Dava, rehin hakkı sahibi bankanın muvafakati alınmadan kasko sigorta şirketinin dava dışı sigortalı-kredi borçlusuna ödediği hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6762 sayılı TTK'nın 1269. maddesi (6102 sayılı TTK'nın 1453. maddesi) uyarınca malı rehin alan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi (6102 sayılı TTK'nun 1406. maddesi) uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 1456/1-2 maddesi uyarınca da sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi ya da rehin hakkı sahibinin malın sahibine sigorta tazminatının ödenmesine açık muvafakatinin alınması gereklidir. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan, sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain-i mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelenmişse tazminat isteme hakkına sahip olur. İfade edilen yasal düzenlemelerde de görüldüğü üzere; rehinli bir mal ile ilgili olarak rehin hakkı sahibinin, rehin konusu malın uğradığı zararın giderilmesini talep etme hakkına öncelikli olarak sahip olması ya da mal sahibinin talepte bulunmasının, rehin hakkı sahibinin muvafakati şartına bağlı olması hali, sigorta tazminatına ilişkin istemler yönünden söz konusu olabilecektir. TMK 879. madde hükmünde de aynı konu düzenlenmiştir. Somut olayda; dava dışı malik-sigortalı ... ile davalı ... arasında ... plaka sayılı araç için 23.05.2014 tarihinde kasko sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Daha sonra ... ile davacı banka arasında ... plaka sayılı kredi konusu araç için 31.05.2014 tarihinde Tüketici Kredi Sözleşmesi düzenlenerek 31.05.2014 tarihinde ... plaka sayılı aracın trafik siciline banka lehine rehin kaydı işlenmiştir. Davalıya kasko sigortalı aracın 15.03.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hasarlanması sonucu, davalı ... şirketince 26.08.2015 tarihli ekspertiz raporuna göre pert işlemi yapılmış ve davalı ... tarafından dava dışı sigortalısı ...'e 21.07.2015 tarihinde 30.750,00 TL ödenmiştir. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından dava dışı sigortalı ... ve kefil Uğur aleyhine 6.1.2016 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başlanmış, 23.02.2016 tarihinde davalı ... şirketine ihtarname gönderilmiş, işbu dava sigorta şirketine karşı 7.3.2016 tarihinde açılmıştır. İlk derece mahkemesince poliçede daini mürtehin kaydı olmadığından bahisle davanın reddine, bölge adliye mahkemesince de davalı ... şirketinin kredi sözleşmesinden önce düzenlenen kasko sigorta poliçesi doğrultusunda yükümlülüğünü yerine getirdiği, kredi sözleşmesinde, kasko poliçesinde dain ve mürtehin olduğu konusunda kaydın bulunmadığı, davacı tarafından kasko poliçesini tanzim eden davalı şirkete aracın rehinli olduğu konusunda herhangi bir bildirimin de bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Oysaki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun menfaat üzerinde sınırlamalar a) Sınırlı ayni hak başlıklı 1456. maddesinde “(1) Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder. (2) Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir...” düzenlemesi yer almaktadır. Yine Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın 3.3.2.2. maddesi gereği “…Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir ... geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez...” Tüm dosya kapsamında ... plaka sayılı araç için çekilen tüketici kredisi nedeniyle aracın trafik siciline 31.05.2014 tarihinde davacı banka lehine rehin kaydı işlendiği, 15.03.2015 tarihli trafik kazası nedeniyle davalı ... şirketince 26.8.2015 tarihli eksper raporu ile pert işlemi yapıldığı ve araç hurdasının sigorta şirketinde bırakıldığı, davalı ... şirketinin dava dışı sigortalısına 21.07.2015 tarihinde 30.750,00 TL hasar ödemesi yapmadan önce rehin hakkının trafik siciline kaydedilerek alenileştiği, hatta davalı ... şirketince mahkemeye gönderilen hasar dosyası içerisinde de yer alan araç sorgulama kaydında aracın rehinli olduğunun görüldüğü, dolayısıyla yukarıdaki düzenlemeler de gözetildiğinde davalı ... şirketinin rehin hakkını bilmediğini ileri süremeyeceği, basiretli tacir gibi davranması gerektiği, davalının araç üzerindeki rehin kaydını gözetmeden sigortalısına ödeme yaptığı anlaşılmakla, mahkemece taraf delilleri toplanarak işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ve diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek davalının zamanaşımı definin reddi ile davanın kabulüne, 29.817,69 TL nin 21.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmi bir alacak gösterilerek fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının belirsiz alacak davası türünde açtığı davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile öncelikle usulden reddi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, poliçeden de anlaşılacağı üzere sigortalı araç üzerinde davacı şirketin hiçbir dain ve mürtehin kaydı bulunmadığını, sigorta tazminatı üzerinde davacının müvekkil şirkete karşı ileri sürebileceği bir hakkının olmadığını, davanın hukuken dayanaksız olduğunu, davacının poliçeden sonra tesis edilen rehin hakkına dayanarak talep ileri sürmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirkete hasar tarihinde davacı şirket tarafından yapılmış herhangi bir bildirimin de bulunmadığını, davacı şirketin rehin hakkı sahibi olarak bu yönde talebini ancak sözleşme imzaladığı sigortalıya yöneltme hakkına sahip olduğunu belirterek İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; rehin hakkı sahibi bankanın muvafakati alınmadan kasko sigorta şirketinin dava dışı sigortalı-kredi borçlusuna ödediği hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369, 370, ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1406, 1453, 1456 ncı maddesi 3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/449, K. 2024/3612, T. 22.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-449-e-2024-3612-k-ff918cb8ff54