Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3545 E. 2023/6856 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3545
Karar No
2023/6856
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/24 E.- 2023/26 K. SAYISI : 2022/KIT- 2724 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü - İtirazın Reddi SAYISI : 2019/36752 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; itirazın reddine karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.04.2011 tarihinde müvekkilinin yolcu olduğu davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (...) poliçesi ile sigortalanan aracın çift taraflı kazası neticesinde yaralandığını, davalı tarafından %19 maluliyet oranı esas alınarak müvekkiline ödeme yapıldığını, ancak müvekkilinin maluliyetinde gelişen durum nedeniyle artış olduğunu, maluliyetin %32,3 oranına yükseldiğini belirterek, artan maluliyet nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL bakiye sürekli maluliyet tazminatı, 200,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 210,00 TL bakıcı gideri, 1.000,00 TL yol gideri ve 590,00 TL adli tıp rapor ücretinin sigorta şirketine ilk başvuru tarihinden temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, talebini 10.04.2019 tarihli dilekçesi ile toplam 44.835,00 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafa yapılan ödemeler nedeniyle davacının bakiye alacağının kalmadığını, daha evvel tahkim başvurusu sonucu ödeme yapılması nedeniyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün sorumluluğu ile sınırlı olması nedeniyle kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınacak kusur raporu ile netleştirilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ve asgari ücret esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, yapılmış olması halinde mahsubunun gerektiğini, davalının temerrüdü söz konusu olmadığından ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz ile sorumlu olabileceğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 01.05.2019 tarihli ve 2018.E.94711 başvuru, K-2019/36752 karar sayılı kararı ile; "...davacı tarafından sunulan 08.10.2018 tarihli maluliyetinin usul ve yasaya uygun olduğu, evvelce davacının tahkim başvurunda bulunduğu ancak %19 maluliyete dayalı rapor ile eldeki başvuruda sunulan raporun birbirinden farklı olduğu, her iki başvurunun dayandığı raporların isnat ettiği yönetmelik mesnetlerinin, tespit edilen maluliyet türlerinin ve aynı zamanda bu raporlarla davalıdan istemde bulunulan talep sonuçlarının birbirinden tamamen farklı olduğu, bu nedenle artan maluliyete dayalı eldeki başvuru bakımında kesin hüküm teşkil etmeyeceği, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması gerektiği" gerekçesiyle başvurunun kabulüne, toplam 44.835,00 TL tazminatın yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz etmiştir. B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 02.08.2019 tarihli 2019/İHK-9382 sayılı kararı ile; "...zamanaşımı def'inin cevap dilekçesinde ileri sürülmediği, itiraz aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'inin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olacağı, bu nedenle zamanaşımı definin reddi gerektiği, davacı tarafından sunulan 08.10.2018 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olduğu" gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 17.03.2022 tarihli 2021/11327 esas ve 2022/5203 karar sayılı kararı ile; " ...Dosya kapsamından; davacı ile davalı ... tarafından 29/02/2016 tarihli 13.501,00 TL maluliyet tazminatına ilişkin ödemenin davacının Erzurum Devlet Hastanesi’nin 29.01.2015 tarihli raporundaki %19 oranındaki engellilik durumu nazara alınarak ödeme yapıldığı, eldeki uyuşmazlık bakımından hakem heyetine sunulan Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 08/10/2018 tarihli raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre %32,3 oranında sürekli maluliyetinin olduğunun tespit edildiği ve ...’nce gelişen durumun varlığının kabulü ile davalının zamanaşımı itirazının reddedildiği anlaşılmaktadır. Maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunmakla birlikte, bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı konusunda yapılmış bir araştırma da yoktur. Davacıya %19 maluliyet oranı üzerinden tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, maluliyette gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. Açıklanan vakıalar karşısında ...'nce; davacının ibraname-feragat tarihinden önceki ve sonraki eksik tüm tedavi evraklarının dosyaya teminin sağlanması, davalı ... şirketinden hasar dosyasının getirtilmesi ve dosya kapsamında olan iki raporun karşılaştırılması, maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, iki rapor arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı, İbraname-feragat tarihi olan 2016 ile eldeki başvuru 2018 yılları arasındaki süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre ATK İhtisas Kurulu'ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile oluşacak sonuca göre Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. Maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...bozma ilamı doğrultusunda alınan 16.06.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nin raporunda davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %32,3 oranında sürekli maluliyetinin olduğu tespiti yapıldığı, raporun ilgili Yönetmelik hükümleri doğru uygulanarak, davacının son muayenesi yapılarak hazırlandığı, daha evvelki maluliyet raporları da değerlendirilerek sonuca gidildiği, bozma ilamından önceki 08.10.2018 tarihli maluliyet oranı ile bozma ilamından sonra alınan Adli Tıp Kurumu raporundaki maluliyet oranı aynı olduğundan davalının itirazlarının reddi gerektiği " gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası verilen kararın bozmaya uygun olmadığını, maluliyet artışı olup olmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu raporunda ve kararda tartışılmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunda maluliyet tayini yoluna gidilmeksizin sadece artan maluliyet olgusunun araştırılması gerekirken maluliyet oranı belirlenmesinin yerinde olmadığını, davacıda 2016-2018 yılları arasında arazların gelişim gösterip göstermediğinin belirlenmesi gerektiğini, artan maluliyet olgusunu ispatlamak için mevzuata uygun ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması, mümkün olmaması halinde %1,65 teknik faizin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın dava dışı araçla 24.04.2011 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun artan maluliyet iddiasına dayalı olarak uğradığı bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, yol giderleri ve adli tıp rapor ücreti talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır. Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. Dosyanın incelenmesinde, davacı tarafa, 29.02.2016 tarihinde 13.501,00 TL ödeme yapıldığı, 31.10.2016 tarihinde Erzurum Devlet Hastanesi'nden alınan 29.01.2015 tarihli rapora göre belirlenen %19 oranlı maluliyeti sebebiyle 18.544,00 TL ödeme yapıldığı, eldeki dosyada ise davacı vekili, davacının maluliyetinde gelişen durum nedeniyle artış olduğunu, 08.10.2018 tarihli Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'e göre davacının maluliyet oranının %32,3 olarak belirlendiğini belirterek tazminat talebinde bulunmuştur. Hakemce bozma ilamı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi'nden yeni bir rapor alıdığı, 16.06.2021-10687 karar numaralı raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak rapor tarihi itibariyle maluliyet oranı takdir ve tayin edildiği, davacının tedavi evrakı ile önceki maluliyet raporunun değerlendirildiği ancak raporda davacının %19 maluliyet oranlı rapor tarihi ile %32,3 maluliyet oranlı Adli Tıp Kurumu rapor tarihine kadar süregelen zamanda, tedavi gördüğüne ve bedensel zararın bu süreçte gelişim gösterdiğine dair bir bilginin yer almadığı anlaşılmaktadır. Şu halde, davacının talebinin gelişen durum nedeniyle artan maluliyet iddiasına dayalı olduğu dikkate alındığında, bozma ilamı doğrultusunda alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile önceki maluliyet raporu birlikte değerlendirildiğinde, maluliyetin tespit edildiği Adli Tıp Kurumu rapor tarihine kadar gelişen bir durumun varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle ... tarafından davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bozma neden ve şekline göre incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamından, Erzurum Devlet Hastanesinden alınan 21.10.2016 tarihli raporda davacının % 19 oranında maluliyeti olduğu tespit edilmiş, Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 08.10.2018 tarihli raporda ise % 32,3 oranında maluliyeti olduğu belirtilmiştir. Dairemizin bozma ilamında bu iki rapor arasındaki oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilmeyeceği hususlarında rapor alınması gerektiği ifade edilmiş; Hakem Heyetince bozma sonrasında Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesinden alınan % 32,3 oran bildirir maluliyet raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Bozma ilamında belirtilen şekilde oransal farklılığının maluliyet oranında artış olarak kabul edilip edilmeyeceği hakkında açıkça artan maluliyetin varlığı ya da yokluğunu bildirir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3545, K. 2023/6856, T. 23.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-3545-e-2023-6856-k-efec8306e571