Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13416 E. 2024/6687 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13416
Karar No
2024/6687
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/594 Esas 2019/807 Karar BİRLEŞEN DOSYA MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/547 Esas 2009/538 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen kurum zararına dayalı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne; diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ...vekili, davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen 30.04.2002 tarihli teftiş raporunda İSU Genel Müdürlüğünün 1997 ile 2001 yılları arasındaki akaryakıt ve madeni yağ ihtiyacının İSU Genel Müdürlüğü İhale Yönetmeliği’nin 7 nci maddesine aykırı olarak, yönetim kurulu başkanı olan davalı ...’in ikinci derece sıhri akrabası olan dava dışı ...'in sahibi olduğu şirketten satın alındığının tespit edildiğini, İzmit Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde 16 adet akaryakıt istasyonu bulunmasına karşın ihalede açıklık ve rekabet ilkelerine aykırı hareket edilerek ve piyasadan % 10 indirim ile mal alma yolları kullanılmayarak kurumun zarara uğratıldığını belirterek bir kısım davalılar hakkında yürütülen ceza yargılamasında bilirkişi tarafından belirlenen zarar miktarı olan 4.419,11 TL'nin olay tarihlerinden avans faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan ödemelerin kurumun akaryakıt alımına dayandığından zararın söz konusu olmadığını, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunu kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan ödemelerin kurumun akaryakıt alımına dayandığını, iddia edilen zararı kabul etmediğini, kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan ödemelerin kurumun akaryakıt alımına dayandığını, iddia edilen zararı kabul etmediğini, kusur ve sorumluluğunun olmadığını, varsayıma dayalı zarar tespiti yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan ödemelerin kurumun akaryakıt alımına dayandığını, kurumun zararının olmadığını, ceza dosyasında varsayıma dayalı zarar tespiti yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin teklif toplanması ile ilgisinin olmadığını, yapılan ödemelerin kurumun akaryakıt alımına dayandığını, kurum zararının olmadığını, ceza dosyasında varsayıma dayalı zarar tespiti yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; ihale komisyonu üyesi olarak en uygun teklifin değerlendirilerek kabul edildiğini, kurum zararının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığını, en düşük teklif sunan şirket yönünden ihalenin neticelendirildiğini, kurum zararının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; zarara sebep olduğu iddia edilen litre yerine kg üzerinden yağın satın alınması gerektiğine dair hususun kendi görev tanımına girmediğini, kurumu zarara uğratma kastının olmadığını, olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; ön inceleme raporu incelendiğinde hakkında istifa etmesi nedeniyle soruşturma izni verilmediğinin tespit edileceğini, iyiniyetinin bu rapordan da görüleceğini, olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, ceza yargılamasının neticesinin beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.06.2012 tarihli ve 2005/746 Esas, 2012/843 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yapılan kurum zararı nedeniyle İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında düzenlenen 30.04.2002 tarihli ön inceleme raporu, bir kısım davalılar hakkında yürütülen ceza yargılamasına ilişkin Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/151 esas ve 2006/493 karar sayılı dosyasında yer alan kusur raporu ve yerel mahkeme bilirkişi raporu bir arada değerlendirilmek suretiyle; belirlenen zararın 11.07.2000 gün ve 654 sayılı ihale komisyon kararına dayanılarak 19.01.2001 tarihli 115050 sayılı fatura ile gerçekleştirilen madeni yağ alımı nedeniyle doğduğu ve bahsi geçen ihalenin satın alma komisyon üyeleri olarak kusurları bulunduğu gerekçesi ile davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kabulü ile 15.436,18 TL 'nin 4.419,11 TL 'sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile adı geçen davalılardan tahsiline; diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ... temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 21.02.2017 tarihli ve 2016/11359 Esas, 2017/926 sayılı kararı ile "...Dosya kapsamından; davanın dayanağı olan eylem, haksız fiil niteliğindedir. Davanın bu niteliği gözönüne alınarak hüküm altına alınan tazminata yasal faiz uygulanması gerekirken, avans faizi uygulanması usul ve yasaya uygun düşmediğinden karar bu nedenle bozulmalıdır. 6100 sayılı HMK 26. maddesi hükmüne göre; hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Şu durumda mahkemece; hükme esas alınan yerel bilirkişi raporunda avans faizine göre hesaplanmış faiz alacağıda dahil edilerek belirlenen miktarın tamamına hükmedilmek suretiyle, davacının talebi aşılarak fazlaya hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları (... ve ...) yönünden davanın kabulü ile 4.419,11 TL'nin 19.01.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile adı geçen davalılardan tahsiline; diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... ... vekili, davalı ... mirasçısı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; teftiş raporuna göre kurum zararının tespit edildiğini, tüm davalılar zarardan sorumlu olmasına rağmen kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin 30.11.2000 tarihinde komisyondaki görevinden istifa ettiğini, bu kararın hükümde değerlendirilmediğini, zarara yol açtığı iddia edilen fatura tarihinin istifa tarihinden daha sonra olduğunu, bu nedenle soruşturma izni verilmediğini, kurumu zarara uğratma kastının olmadığını, kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirtmiştir. Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu alıma ilişkin ihalenin usulüne uygun olarak yapıldığını, kurum zararının söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilleri mirası reddetmesine karşın aleyhlerinde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin 30.11.2000 tarihinde komisyondaki görevinden istifa ettiğini, bu kararın hükümde değerlendirilmediğini, zarara yol açtığı iddia edilen fatura tarihinin daha sonra olduğunu, olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirtmiştir. Davalı ... mirasçısı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan ödemelerin kurumun akaryakıt alımına dayandığını, ceza yargılamasında suç teşkil eden eylemin belirlenmediğini, iddia edilen kurum zararının dayanağının olmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 30.04.2002 tarihli teftiş raporuna dayanılarak davacı kurumun 1997 ile 2001 yılları arasındaki akaryakıt ve madeni yağ ihtiyacının İSU Genel Müdürlüğü İhale Yönetmeliği’nin 7 nci maddesine aykırı olarak alınması nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... ... vekili, davalı ... mirasçısı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Dosya kapsamından, mahkemenin 26.06.2012 tarihli ve 2005/746 Esas, 2012/843 sayılı kararına karşı davalılar ..., ..., ..., ..., ... mirasçılarının temyiz isteminde bulunmadığı; davalılar ..., ..., ..., ... vekilinin temyizi üzerine hükmün bu davalılar yararına Dairenin 21.02.2017 tarihli ve 2016/11359 Esas, 2017/926 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, ilk kararı temyiz etmeyen ..., ..., ..., ..., ... yönünden "15.436,18 TL'nin 4.419,11 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline" dair ilk kararın davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmıştır. Şu hâlde; 26.06.2012 tarihli ve 2005/746 Esas, 2012/843 sayılı mahkeme kararı ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları tarafından temyiz edilmediği için bu davalılar yönünden davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden bozma sonrası adı geçen davalılar yönünden de tazminatın indirilmesi ve bu davalılar yönünden avans faiz yerine yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... ... vekili, davalı ... mirasçısı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... mirasçıları, ..., ... mirasçıları, ... ve ... mirasçısı ...'e yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13416, K. 2024/6687, T. 27.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-13416-e-2024-6687-k-72f350545e72