Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13373 E. 2024/4569 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13373
Karar No
2024/4569
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/426 E., 2023/411 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı borçlu ... ile yapmış olduğu ticari bir alışveriş dolayısıyla almış olduğu 421.950,00 TL'lik bonodan kaynaklanan alacağının tahsili amacı ile Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2 sayılı takip dosyası ile takip yapıldığını, müvekkilinin, borçlu ...'ın adına kayıtlı olan tüm taşınmazları bir başkasına devrettiğini ve yeni bir adres bırakmadan gizlice ayrıldığını farkettiğini, borçlunun, dava konusu edilen taşınmazları kardeşinin oğlu olan ...'a toplamda 90.100,00 TL bedel karşılığında 24.05.2012 tarihinde, müvekkiline olan borçlarını ödememek için muvazaalı bir şekilde devrettiğini, davalıların akraba olup, ...'ın söz konusu gayrimenkulleri satın alma durumunun bulunmadığını belirterek dava konusu taşınmazların davalıya devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptali istenilen tasarrufun, borcun doğum tarihinden önce olduğunu bu nedenle borçlunun tasarrufta bulunurken alacaklıya zarar vermesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; icra dosyası kapsamında borca yetecek miktarda mal varlığının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, dava konusu tasarrufların dava tarihinden 2 yıl önce olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.08.2014 tarihli ve 2014/71 Esas, 2014/500 Karar sayılı kararı ile; eldeki dava açılmadan önce 16.01.2014 tarihinde, dava konusu edilen Şanlıurfa İli ...İlçesi İkiz Mahallesi (Köyü)'nde tapuya kayıtlı olan 463 Parsel sayılı taşınmazın, dava dışı 4. kişiye satıldığı gerekçesiyle 463 Parsel sayılı taşınmaz yönünden açılmış olan davanın husumet nedeniyle reddine, diğer dava konusu taşınmazları satın alan davalı ...'ın, davalı borçlu ...'ın yeğeni, yani. 3. dereceden neseben akrabası olduğu, taşınmazların tapu devir bedellerinin, piyasa rayiçlerinin oldukça aşağısında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2 sayılı takip dosyasındaki alacaklar ve ferileriyle sınırlı olarak, İİK'nun 278 inci maddesi gereğince davacı alacaklı ...'a ayrı ayrı haciz ve satış yetkisi tanınarak, borçlu davalı ... ile davalı ... arasında 24.05.2012 tarihinde yapılan, Şanlıurfa İli ...İlçesi ...... Mahallesi (Köyü)'nde tapuya kayıtlı olan 309, 334, 396, 399, 424, 467 ve 625 Parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki, davalı ...'a intikaline ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.06.2020 tarihli ve 2018/4737 Esas, 2020/3761 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda davacının Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2 sayılı takip konusu alacağı 19.11.2013 tanzim ve 30.12.2013 vade tarihli 421.950,00 TL bonodan kaynaklı olup dava konusu tasarruf 24.05.2012 tarihinde yapıldığından tasarrufun bu borçlardan önce yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı bononun tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır. O halde mahkemece, davacı vekiline takip konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı ve davalı borçlunun varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde davacı ve borçlunun isticvabı ile borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip yasal maddeleri açıklanan iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu maddi hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın dayanağı olan icra takibinin konusu bonoların kaynağı olan borçların iptali istenen tasarruftan önce doğduğuna dair dosyadaki kayıtlarda ve isticvap ve beyanlarda delil mevcut olmadığından işbu davada ön koşulun sağlanamadığı tespiti ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının fıstık üreticisi olup, her yılki hasılatını Nizip’te fıstık komisyonculuğu yapan davalıya ait işletmeye (2011 başı ve 2013 sonu arası muhtelif tarihli) fişler mukabili teslim etmesine rağmen (fıstık bedeli) alacağını tahsil edemeyince, borçlu ... tarafından 19.11.2013 keşide tarihli bononun tanzim edilip kendisine verildiğini, icra takibine konu bononun tanzim tarihi (19.11.2013) taşınmazların devri tarihinden (24.05.2012) sonra olsa da, dava dilekçesinde bononun geçmişe dayalı bir ticari ilişkiden kaynaklı olduğunun belirtildiğini, bu hususun tanık beyanlarında da tekrarlandığını, 2011-2013 yılları arasında yapılmış fıstık teslimine ilişkin (matbu ve imzalı) fişler ibraz edildiğini ve bono bedelinin malen ahzolunduğunun bono metninde yazılı olması karşısında; alacağın gerçek doğum tarihinin bono tarihinden ve tasarruftan önce doğduğu ile ön koşulun gerçekleştiğinin kuşkusuz olduğunu, söz konusu fişlerde yazan tonaj, tarihler ve çuval adetleri ile kambiyo senedinde yazan miktarın, o günün bedeli ile örtüştüğünü belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13373, K. 2024/4569, T. 13.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-13373-e-2024-4569-k-edc3253ec7ee