Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1329 E. 2023/9727 K. – Maddi Tazminat

Konu: Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1329
Karar No
2023/9727
Karar Tarihi
Konu
Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2449 E., 2022/2476 K. HÜKÜM/KARAR : Davalının istinaf başvurusunun reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Dinar Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/247 E., 2022/178 Karar Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının oğlu olan ...'nın kullandığı aracın 04.09.2009 günü dava dışı sürücü Mehmet Aslan'ın yönetimindeki araç ile çarpışması sonucu maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası sonucu Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/517 Esas sayılı dosyasında yargılamasının yapıldığını, yargılama sonucunda kazaya karışan diğer araç sürücüsü Mehmet Aslan'ın kazada kusurlu olmadığından bahisle beraat kararı verildiğini, gerçekleşen kaza sonrası müvekkilinin oğlunun vefat etmesi nedeniyle, müvekkilinin oğlunun desteğinden yoksun kaldığını, destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa da doğrudan işleten üzerine doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden desteğin kusurlu olup olmaması bu hakkında elde edilmesine etki edebileceğini, müvekkilinin yoksun kaldığı maddi desteğin belirlenebilmesi bu aşamada mümkün olmadığından belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 23.09.2019 tarihli dilekçesiyle talebini 141.685,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu trafik kazasında ...'nın sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikletin Mehmet Aslan'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen ölümlü trafik kazasında motosiklet sürücüsü ...'nın % 100 kusurlu olduğunu, 14.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 4. Maddesi ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 92 inci maddesinin 1. fıkrasına göre sürücü zararlarından kaynaklanan tazminattan dolayı müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu olmadığını, müteveffa ...'nın kazanın oluşumunda kendisinin kusurlu olduğunu, kazaya kendi kusuruyla sebebiyet veren müteveffanın yakınlarına ödeme yapılmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda motosikletin 2006 model 97 cc silindir hacmine sahip ve trafik sigortası zorunluluğu kapsamında bir motosiklet olduğunun bildirildiği, destekten yoksun kalma tazminatında desteğin kusurunun destekten yoksun kalan sıfatıyla zarara uğrayanların hakkı üzerinde etkili olmadığı, murisin ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup bu zararın gerek kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla davacının hakkına desteğin kusurunun olmasının etkili bir unsur olarak kabul edilmediği, böyle bir durumda destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesinin mümkün olduğu, ceza davasında yapılan yargılama sonucunda karşı sürücünün kusursuz ve ölen ...'nın asli kusurlu olduğu belirlenerek sanık Mehmet Aslan'ın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, mahkemece alınan kusur raporunun ceza yargılamasında alınan raporla uyumlu olduğu, davacı, desteğin annesi olup müteveffanın desteğine muhtaç olduğu, alınan hesap raporunun hükme esas alındığı, desteğin sürücüsü olduğu motosikletin trafik sigortası yaptırılması zorunlu araçlardan olduğunun tespit edildiği, dava açılmadan önce davalıya gerekli belgeler ibraz edilerek dava tarihinden önce yapılmış bir müracaat bulunmadığından, davalının dava tarihinde temerrüte düştüğü ve dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 141.685,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 09.06.2018 tarihiden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; aracın trafik tescil kaydı bulunmadığını, tescilsiz motosikletin kusurundan müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, hükme esas alınan hesap raporunda babanın payının anneye aktarılmasının hatalı olduğunu, müteveffanın müterafik kusurlu olduğunun sabit olduğunu, müteveffanın sürücüsü olduğu motosiklete ilişkin sürücü belgesinin bulunmadığının tespit edildiğini, sürücü belgesi bulunmayan müteveffa ...'nın zararın artmasına sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, bu sebeple müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca müteveffanın sürücüsü olduğu motosiklette kask kullanmamış olması sebebiyle müterafik kusurlu olduğunun sabit olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumunun davacıya ödemiş olduğu peşin sermayeli değer tazminatı olup olmadığı araştırılarak, varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, müteveffa ...'nın kendi sevk ve idaresindeki araçta dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle kazaya kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, müvekkili kurum sürücü zararlarından sorumlu olmadığından başvurunun reddi gerektiğini, davaya konu kazanın gerçekleştiği yerin kanunda öngörülen kamuya açık karayolu kapsamında bulunmaması sebebiyle talebe konu kazanın, ZMMS Genel Şartların A.1. maddesinde belirtilen trafik kazası kapsamında olmadığını, tüm bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, desteğin sürücüsü olduğu motosikletin silindir hacmini gösteren trafik kaydının getirtildiği, bilirkişi incelemesi yaptırılarak trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun belirlendiği, davacının, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, davacı desteğinin kazadaki kusurunun davacıya yansıtılamayacağı, desteğin idaresindeki aracın ZMSS poliçesi olmadığından davalı ... hesabının zarardan sorumlu olduğu, babanın payının anneye aktarılması yönündeki itirazı bakımından, bilirkişi raporuna davalı tarafından yazılı olarak herhangi bir itirazda bulunulmadığı, davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, SGK'nın müzekkere cevabında müteveffanın sigortalılık kaydına rastlanmadığının bildirildiği, davacının desteğinin %100 kusuru ile kaza yapmış olduğu, davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destek zararının oluşumundaki kusur davacıya yansıtılamayacak ise (işleten-sürücü) desteğin müterafik kusurunun da davacıya yansıtılamayacağı, kazanın kamuya açık karayolunda gerçekleşmediği itirazı yönünden Dinar-Çay il yolunun 28 km sinde kazanın meydana geldiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinafa getirdiği itirazlarını tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 04.09.2009 tarihinde trafik sigortası olmayan ve davacı desteğinin sürücüsü olduğu motosikletin karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 gününde Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Diğer sigorta türlerinde olduğu gibi sorumluluk sigortalarında da kural olarak sözleşme serbestîsi ilkesi geçerlidir. Ancak, kamu yararını gözeten kanun koyucu birtakım sorumluluk sigortalarının yapılmasını tarafların iradesine bırakmamış bu konularda özel düzenlemeler yapmıştır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 13. maddesinin 1. fıkrası ile de kamu yararı ön planda tutularak, yaptırılması zorunlu tutulan sorumluluk sigortalarının, özel kanunlardaki özel hükümler de saklı tutularak, sigorta şirketlerinin çalışma alanı kapsamında kalanlar bakımından bu tür sigorta sözleşmelerini yapmakla sigorta şirketleri zorunlu ve yükümlü tutulmuştur (Ulaş, I.:Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s. 873). Aynı konuya ilişkin bu yükümlülük 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1483. maddesinde de yinelenmiştir. “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” KTK’nın 85. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş ve “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir. Nitekim Kanun’un 91. maddesi ile de işletenlerin, bu maddeye göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunluluğu getirilmiştir. Burada işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla birlikte, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu ise, akdi (sözleşmesel) niteliktedir. Söz konusu akdi ilişki, işleten ile onun hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu (trafik) sigortacısı arasındadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar aynı Kanun’un 92. maddesinde tahdidi olarak sayılarak, a bendinde; “İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır. Vurgulamakta yarar vardır ki, bu hüküm işletenin eyleminden sorumlu olduğu kişilere yönelik kendi zararına dayalı talepleri noktasında önem arz etmektedir. Kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere göre, salt sigorta şirketinin dava edildiği ve üçüncü kişinin zararının söz konusu olduğu durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı açıktır. Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.11.2013 tarihli ve 2013/17-72 E., 2013/1558 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2017/1718 E., 2021/180 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır. Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nın 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak TTK 1473. maddesi gereği ancak sigortalı işletenin KTK 85/1 maddesinden kaynaklanan bir motorlu aracın işletilmesinden dolayı üçüncü kişinin uğradığı zarardan bir sorumluluğu varsa sigortacı bu sorumluluğu teminat limiti kadar ödemek zorundadır. Ancak doğan bir zarardan işletenin bir sorumluluğu yoksa bir başka ifade ile zarar görenler zararlarının karşılanmasını işletenden talep edemeyeceklerse sigortacıdan da talep etmeleri mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02.03.2021 Tarih, 2021/17-19 Esas, 2021/181 Karar aynı yöndedir.) Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; aracın sürücüsü olan desteğin yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle davacıların nasıl kendi kusuru ile ölen destekten tazminat talep edemeyeceklerse sigorta şirketinden de bu tazminatı talep edemeyeceklerdir. Zira sigorta şirketinin üstleneceği bir işletenin sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddi kararının onanması yönünde verilen çoğunluk kararına katılmamaktayım.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1329, K. 2023/9727, T. 25.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-1329-e-2023-9727-k-bee61c5dd580