Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1245 E. 2023/6377 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1245
- Karar No
- 2023/6377
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/122 E., 2022/483 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.04.2008 tarihinde davalı ...’ın sürücüsü olduğu otobüste yolcu olarak bulunan davacının, aracın açık kapısından düşmesi sonucunda yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsili ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... hariç davalılardan tahsilini talep etmiş, 29.02.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 83.588,28 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, işletenlik sıfatının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının tüm taleplerinin karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davalı Yapı Kredi Sigorta vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının kusur oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.07.2016 tarihli ve 2013/358 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararıyla; maddi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 76.588,28 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketi açısından sigorta üst limiti ile sınırlı tutulmasına, davalılar ..., ... ve Belediye Başkanlığı açısından kaza tarihi olan 16.04.2008 tarihinden, davalı ... şirketi açısından dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, manevi tazminat açısından kısmen kabulü ile 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 10.10.2019 tarih ve 2016/14353 Esas, 2019/9213 Karar sayılı ilamıyla; "... davalı ... vekili ve katılma yoluyla temyiz eden davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, Davacı ...'nin kaza tarihinde herhangi bir işte çalışmadığı, ev hanımı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece, hükme esas alınan aktüer raporunda davacının ev hanımı olduğu ve asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapılması yerindedir. Ancak anılan raporda aktif dönemde ücretin netleştirilmesi sırasında asgari geçim indiriminin dikkate alınması hatalı olmuştur. Davacının zararının hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı ev hanımı olan davacının uğranılan zararın hesaplanması sırasında dikkate alınamayacağı açıktır. O halde mahkemece, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden, yukarıda ifade olunan hesaplamaya göre AGİ dâhil edilmemiş net asgari ücret üzerinden aktif dönem için (pasif dönem AGİ'siz hesaplandığından) hesaplama yapılması konusunda ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı hesaplamaları içeren bilirkişi raporuna göre, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 29.12.2020 tarihli ve 2020/52 Esas, 2020/227 Karar sayılı kararıyla; maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, 73.818,44 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketi açısından sigorta üst limiti ile sınırlı tutulmasına, davalılar ..., ... ve Belediye Başkanlığı açısından kaza tarihi olan 16.04.2008 tarihinden, davalı ... şirketi açısından dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat açısından kısmen kabulü ile 50.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 25.11.2021 tarih ve 2021/18739 Esas, 2021/9162 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; Mahkemece, manevi tazminat açısından kısmen kabulü ile 50.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nce “... manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi....” gerektiği gerekçesi ile yerel mahkeme kararı davalılar ... ve ... lehine bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, manevi tazminat açısından kısmen kabulü ile 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Her ne kadar bozma ilamına uyulmuşsa da bozmanın gerekleri yerine getirilmeyerek bozmadan önceki ilk kararda hükmedilen manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/14353 Esas-2019/9213 Karar sayılı ilamında belirtilen hususlar dikkate alınarak, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı sürücüsünün %70 kusuru ile davacının %41 oranında sürekli maluliyeti 18 ay iyileşme süresi tespit edildiği" gerekçesiyle, maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 73.818,44 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketi açısından sigorta üst limiti ile sınırlı tutulmasına, davalılar ..., ... ve Belediye Başkanlığı açısından kaza tarihi olan 16.04.2008 tarihinden, davalı ... şirketi açısından dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat açısından kısmen kabulü ile 35.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; önceki temyiz itirazlarını tekrar ettiklerini, davalının işleten olarak sorumluluğunun olmadığını, ibraname ile borcun sona erdiğini, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davalı belediyeye kusurunun olmadığını, manevi tazminata fazla hükmedildiğini, faiz başlangıcının farklı tarihlerden hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının davasını ispatlayamadığını, ceza dosyasında şikayetçi olmadığını, davacının tüm ihtiyaçlarının karşılandığı ve ibranamenin imzalandığını, davacının ev hanımı olduğunu,asgari ücret üzerinden bir ücret aldığına dair herhangi bir belge bulunmadığını, bilirkişi tarafından maddi zarar toplamı olarak belirlenmiş ücretin hesaplanmasının hatalı olduğunu ve dosya içeriğine göre herhangi geliri olmayan birine bu şekilde bir zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı 16.04.2008 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici (6100 sayılı Kanun'un) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'un (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin, yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla mülga uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılar ..., ..., ...'na yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi