Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12316 E. 2024/3694 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12316
Karar No
2024/3694
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/351 E., 2023/445 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.09.1994 tarihinden davalılardan ...'ın kullanmakta olduğu ve mülkiyeti diğer davalı ...'a ait olan kamyon ile davalılardan ... idaresindeki otobüsün kaza yaptığını, ...'ın kullandığı araca çarptığını ve bu şahsın ölümüne sebebiyet verdiğini, otobüste yolcu olarak bulunan davacının ağır yaralandığını, uzun süre hastanede tedavi gördüğünü, davacının bu kaza sonucu hiçbir iş yapamadığı gibi bu olaydan da çok etkilendiğini ve sağlığının da tamamen bozulduğunu belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000,00 YTL maddi, 100.000,00 YTL manevi olmak üzere cem'an 250.000,00 YTL tazminatın kaza tarihi olan 25.09.1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı İnan Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğradığını, sigortalılık durumunun ispat edilmesi gerektiğini, sorumluluğun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'a ait kamyonun aniden sol dönerek şerit değiştirdiğini, kusurun kamyon sürücüsünde olduğunu, ceza dosyasında suçsuz olduğundan beraat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 20.07.2007 tarihli ve 1996/736 Esas 2007/53 Karar sayılı kararıyla; ceza mahkemesinde alınan İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlilerinin hazırladığı 15.02.1997 tarihli kusur raporu dikkate alınarak kusuru olmayan davalı ..., İnan Sigorta A.Ş. hakkında açılan davanın reddine; diğer davalılar ..., ... ve Şark Sigorta A.Ş. hakkında açılan dava hakkında ise; davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği 6/8 kusur oranı ile aktüerya raporunda belirtilen zararın oranlanması ile talep edilebilecek maddi tazminat tutarının 15.579,96 YTL olduğunun tespiti ile davacının talebi ile bağlı kalınarak 150,00 YTL maddi tazminatın 25.09.1994 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Şark Sigorta A.Ş. bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılar ..., ... ve Şark Sigorta A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarının saklı tutulmasına; manevi tazminat yönünden Şark Sigorta A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, manevi tazminat yönünden davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, takdiren 60,00 YTL manevi tazminatın 25.09.1994 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1293 Esas- 2021/2371 Karar sayılı 08.03.2021 tarihli kararı ile; "07.10.2004 tarih, 25606 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5236 sayılı Kanun ile HUMK’na eklenen ek madde 4 ile aynı yasanın 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2007 tarihinden itibaren 1.170.00 YTL’ye çıkarılmıştır. Davacı tarafın manevi tazminata ilişkin talebinin kabul edilmeyen (reddedilen) kısmı 40 TL olup, temyize konu karar anılan tarihten sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. 3-Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu kaza çift taraflı olarak gerçekleşmiş olup, davacı, davalılardan ...’ın kullandığı araçta yolcu konumundadır. Dosya münderecatında incelenen ceza yargılaması evrakından; kaza tespit tutanağında kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü ...’ın asli kusurlu olduğunun, diğer sürücüler ... ve ...’ın kusurlarının bulunmadığının belirlendiği, ceza mahkemesince İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan 15.08.1996 tarihli kusur raporuna göre; davalı araç sürücüsü ...’ın asli ve 5/8 oranında, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...’ın tali ve 3/8 oranında kusurlu olduğu ve ...’ın kusurunun bulunmadığı; ceza mahkemesince İTÜ Heyet’ten alınan 15.02.1997 tarihli kusur raporuna göre; kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü ...’ın asli ve 8/8 oranında kusurlu olduğu, diğer sürücüler ... ve ...’ın kusurlarının bulunmadığı belirtilmiş, dosya içerisinde bulunan ceza dosyasında henüz hüküm verilmediği görülmüş, mahkemece, kusur belirlemesi konusunda bir rapor alınmadan, ceza mahkemesince İTÜ Heyet’ten alınan 15.02.1997 tarihli kusur raporunda belirlenen kusur oranlarına göre hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Davacı; yolcu konumunda olup yolcunun sürüş kusuru bulunmasa da, kazanın gerçekleşme şekli değerlendirildiğinde davaya konu kazadaki kusur oranlarının tespiti önem arzetmektedir. Bu nedenle mahkemece, ceza mahkemesi dosyasının eksiksiz olarak dosyaya kazandırıldıktan sonra Karayolları Trafik Kürsüsünden oluşturulacak heyetten kazanın oluşumundaki kusur dağılımına ilişkin, ceza dosyasındaki kusur raporları ile tüm dosyadaki delillerin değerlendirildiği, gerekçeli denetime elverişli ve çelişkileri giderici kusur raporu alınarak gerekirken kusur raporu alınmadan hüküm tesisi yoluna gidilmesi isabetli görülmemiş,yeniden hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir. 4-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda yargılama aşamasında mahkemece Taksim Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nden aldırılan ve hükme esas alınan 26/07/2001 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda davacının yaralanmaya bağlı olarak çalışma gücü kaybı oranının %15 olduğu bildirilmiştir. 25/09/1994 kaza tarihi itibari ile Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, yürürlükte olup, bilirkişi tarafından ancak raporun hangi yasal düzenlemeye göre düzenlendiği belirtilmemiştir. O halde mahkemece;Adli Tıp Kurumu'ndan, olay tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun, yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; davalı İnan Sigorta A.Ş. ve davalı ... hakkında açılan maddi tazminat davasının red sebepleri aynı olduğu için AAÜT'nin 3/2 maddesi gereğince bu davalılar lehine tek vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak davacı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 5-Bozma kapsam ve şekline göre davacılar vekilinin hesap raporuna yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce hazırlanan 04.02.2022 tarihli raporda sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu kanaatine varıldığı, maluliyet tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği, kurum tarafından davacının genel cerrahiye sevk edilerek muayene edilmesi istendiğinden davacı vekiline davacıyı hazır etmesi için ihtaratlı tebligat ile duruşma zabtı tebliğ edilerek 1 aylık kesin süre verildiği ancak davacının kesin süreye rağmen işlem yapmadığı, kesin süre içerisinde rapor hazırlanabilmesi için ...'in hastaneye sevkinin sağlanarak muayene ve tetkik yaptırılarak rapor ve tetkik sonuçlarının gönderilmesi sonrasında raporun hazırlanabileceği belirtiltildiğinden davacının hastaneye sevkinin sağlanması için davacı vekiline verilen sürelerde ve ihtaratlı kesin sürede işlem yapılmadığında maluliyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma kararı sonucu verilen bozmaya uyma kararına istinaden, müvekkilinin maluliyet oranının tespiti için hastaneye sevki ile muayene ve tetkiklerinin yaptırılmasına karar verildiği ancak müvekkiline ulaşıp bu hususu müvekkile izah etmek ve müvekkili muayene için hazır etmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin müvekkile ulaşarak hastaneye sevkini, muayene ve tetkiklerinin yapılmasını res'en sağlaması gerektiğinden yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketleri tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araçların karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yolcu davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla temyiz eden taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan onama harcının temyiz eden davacıya geri verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12316, K. 2024/3694, T. 24.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-12316-e-2024-3694-k-cc89a92e8e24