Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11734 E. 2023/13842 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11734
Karar No
2023/13842
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/966 Değişik İş, 2021/966 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/42186 HÜKÜM/KARAR : Davalı Vekilinin İtirazının Reddine SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/105839 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıya trafik sigortalı araç sürücüsü arasında çıkan tartışma sonrasında davalıya sigortalı araç sürücünün olay yerinden kaçmaya çalışırken aracı ile davacının ayağının üzerinden geçerek yaralanmasına sebep olduğunu beirtip, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir. Davacı vekili 23.08.2021 tarihinde talebini 360.000,00 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlığın trafik kazası olmadığını, sigortalı araç sürücünün kasıtlı olarak davacının yaralanmasına neden olduğu, bu durumun teminat kapsamında olmadığını, davacının daha öncede tahkime başvuru yaptığını ancak olayın kasten gerçekleşmiş olması nedeni ile başvurunun reddine karar verildiğini, davacının ve vekilinin başvuru esnasında kişisel verilerin işlenmesine rıza gösterdiklerine dair beyanları olmadığını bu nedenle talebin işleme alınmaması gerektiğini, fiziki muayene dahi yapılmadan alınan raporun hükme esas alınamayacağını, davacının polis memuru olduğunu 2330 sayılı Yasa kapsamında ödeme alıp almadığının tespiti ile tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, uzlaştırmanın belirsiz olduğu faiz ve vekalet ücreti talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ihtilafın sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğu, açılan ceza davası kapsamında taraflar arasında uzlaşmaya varılamadığı, kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücünün yaya konumunda olan başvurucunun üzerine aracını durdurmadan sürmesi, kazayı önleyecek hiçbir eylemde bulunmaması ve başvurana çarpması nedeni ile kusurlu olduğunun kabul edildiği, davacının ibraz ettiği Şişli Eftal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hazırlanan 17.02.2021 tarihli raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik cetvelleri uyarıca kazaya bağlı olarak %17 oranında engel oranı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından itiraz prosedürü işletilmeden kesinleşmiş raporun benimsenmesine karar verildiği, alınan hesap raporu ile başvuranın 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının belirlendiği, haksız fiilin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 86 ncı maddesinde sayıları mücbir sebep, zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı, davalı işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu sürücünün kasıtlı fiili sonucu gerçekleştiğini, işletenin, tehlike sorumluluğu ilkesi gereğince davacının zararından sorumlu olduğu, zararın teminat kapsamında olduğu, başvuranın polis memuru olmakla birlikte uyuşmazlık konusu olayın görevi nedeni ile meydana gelmediği gerekçesi ile 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; olayın kasten işlendiği bu nedenle talebin teminat kapsamında olmadığını, başvurunun belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, başvuranın yetki ile yetkilendirilmemiş vekilinin Tahkime başvuru formunda kişise| verilerin işlenmesine dair rıza beyanının bulunmaması nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, maluliyet raporunun kabul etmediklerini, başvuranın müvekkili şirkete uygun maluliyet raporuyla başvurmamış olması sebebiyle başvurunun dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu kazanın başvuranın görevi esnasında gerçekleştiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve idare tarafından yapılan/yapılacak ödemelerin tespit edilerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, dosyada mübrez evrak kapsamına göre uzlaşma durumunun belirsiz olduğunu, uzlaşma durumunun mevcut olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, başvuran lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini beyan etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru esnasında davacının elindeki tüm belgeleri davalıya ibraz ettiği, başvuru ön şartının yerine getirildiği, kaza tarihi itibari ile zamanaşımı süresi dolmadan talepte bulunulduğu, dosyada uzlaşmaya dair belge bulunmadığı, tehlike sorumluluğu ilkesi gereği 2918 sayılı KTK'nın 86 ncı maddesi uyarınca zararın davalının sorumluluğunda olduğu, maluliyet raporunun kaza tarihi itibari ile uygulanması gereken yönetmelik hükümlerine göre tanzim edildiği, medikal raporun,dokuz uzmanın katılımı ile tanzim edilen rapor ile eşdeğer tutulamayacağı, olayın davacının görevi nedeni ile meydana gelmediği bu nedenle SGK ödemesinin araştırılmasına yer olmadığı, davalıya sigortalı araç sürücünün eyleminin kasti gerçekleştiğinin davalının da kabulünde olduğu bu nedenle kusur raporu alınmasına yer olmadığı, davacı lehine nispi tam vekalet ücreti verilmesi gerektiğinden davalının yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere ilave olarak hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 faiz yönteminin kullanılması gerektiği gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 16.06.2019 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; kaza tarihine göre geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınmış olmasına, hesaplamanın usul ve yasaya uygun yapılmış olmasına, davalının, davacının uğradığı zarardan sorumlu olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ancak belirlenen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 3. bendinde yer alan " 33.650,00 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "6.730,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 20.12.2023 tarihinde Başkan Vekili ... ve Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arzetmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif- pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla birlikte; asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacı polis olup, kazadaki yaralanması sonucu iş gücü kaybına uğramıştır. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından hükme esas alınan aktüer raporunda, davacının 60 yaşına kadar çalışacağı ve aktif devresinin devam edeceği; 60 yaşı ile muhtemel bakiye ömür süresi sonu arasındaki dönem için de pasif devrede olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, kendi özel yasaları gereği daha erken emekli olma (aktif devresi sona erme) imkanı bulunan meslek gruplarından birinde yer alan davacı için, herhangi bir araştırma yapılmadan, 60 yaş sonunun aktif devre sonu olarak kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; polis olan ve 60 yaşından önce emekli olma ihtimali bulunan davacının çalıştığı kuruma ve SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, davacının yaşı ile mesleki kıdemine göre muhtemel emeklilik yaşının kaç olduğunun sorulması; yazı cevabının gelmesinden sonra, bildirilen muhtemel emeklilik yaşı da dikkate alınarak, bildirilen yaşa kadar aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden pasif devre hesabının yapılması için ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerektiğini düşündüğünden sayın çoğunluğun 1. bentteki temyiz itirazlarının reddi kararına katılmıyorum. KARŞI OY Dosya kapsamından, dava konusu olayın davalıya sigortalı araç sürücüsü Halil Karanfil'in aracı davacının üzerine sürmesi ve bacağının üzerinden geçmesi suretiyle meydana geldiği, sürücü Halil Karanfil'in aracı silah olarak kullanmak suretiyle davacıyı kasten yaralaması nedeniyle İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/1064 Esas 2022/1003 Karar sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği; hükmün, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin 2023/110 Esas 2023/505 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar ile 20.02.2023 tarihinde kesinleştiği, kazaya karışan aracın ise dava dışı Melek Karanfil adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davalıya sigortalı araç sürücüsü Halil Karanfil'in yaralama eylemi, "bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazası" niteliğinde bulunmamakta; sürücünün aracı işletilme kavramından bağımsız ve silah olarak kullandığı kasıtlı bir eylem vasfını taşımakta olup 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamına girmediğinden ve olayın işletenin de bilgisi dahilinde meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı ... şirketinin zarardan sorumlu tutulma imkanı bulunmamaktadır. Sigortacı, sigortalı işletene düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde sorumlu tutulabileceğinden dava konusu olayda işletenin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden ve olay dava dışı sürücünün kasten eylemi neticesinde meydana gediğinden davalı ... şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu haliyle davanın reddi gerektiği hususundaki temyiz itirazının kabulü ile kararın bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğünden sayın çoğunluğun 1. bentteki temyiz itirazlarının reddi kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11734, K. 2023/13842, T. 20.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11734-e-2023-13842-k-950d79bdec8b