Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11544 E. 2024/12124 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11544
- Karar No
- 2024/12124
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/35 E., 2023/279 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... AŞ vekili, davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili; davacı ...'nin eşi ve diğer davacıların babası olan ...'in yaya konumunda iken davalı ... Hafriyat şirketinin işleten, davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın 30.07.2013 tarihinde çarpması neticesinde yaralandığını, 22.08.2013 tarihinde kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, müteveffanın Ankara İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunu olup Maliye Bakanlığı Gelirler Başkontrolü iken emekli olduğunu ve Ankara'da kendi adını taşıyan %95 ortağı olduğu "O bir denetim ve YMM Limited" şirketini işlettiğini, yüksek geliri olduğunu, müteveffanın davacı çocukları reşit olsa da destek olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı eş için 90.000,00 TL, davacı çocukların her biri için 5.000,00 TL destek tazminatı ve her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili; davacı ...'nin eşi ve diğer davacıların babası olan ...'in yaya konumunda iken davalı Halk Sigortaya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı ve diğer davalı ... Sigortaya kasko poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün 30.07.2013 tarihinde çarpması neticesinde yaralandığını, 22.08.2013 tarihinde kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, müteveffanın Ankara İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunu olup Maliye Bakanlığı Gelirler Başkontrolü iken emekli olduğunu ve Ankara'da kendi adını taşıyan %95 ortağı olduğu "O bir denetim ve YMM Limited" şirketini işlettiğini, yüksek geliri olduğunu, aynı olay ile ilgili mahkemenin 2013/299 Esas sayılı dosya ile alınan bilirkişi raporu ile davacı ... için 326.712,18 TL destek tazminatı hesaplandığı bu miktarın 250.000,00 TL'sinin Halk Sigorta A.Ş.'den, artan 76.712,18 TL'nin ise Anadolu Sigorta şirketinden tahsili gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 326.712,18 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ... Harfiyat şirketinden, 250.000,00 TL destek tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Halk Sigorta AŞ.'den, 76.172,18 TL destek tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 04.04.2022 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporu ile tazminat taleplerinin 444.548,65 TL olarak belirlendiği, asıl ve birleşen dosya yönünden taleplerini 117.836,47 TL daha artırarak toplam 444.548,65 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP ... Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; kazaya neden olan aracın işleteni olduklarını, kazada kusurları olmadığını, yayanın kurallara uyması halinde kazanın olmayacağını, zarar görenin kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunu, gelirin ispatı, davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının Halk Sigortadan sorulması, bunun dışında davacı eşe Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık bağlandığını bu hususun dikkate alınmasını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı Halk Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; kusur oranını kabul etmediklerini bu nedenle rapor alınmasını, gelir durumunun belirlenmesi gerektiği, davacının bilirkişi raporuna dayalı olarak somut davayı açtığını, ihbar edilen sıfatı ile asıl dosyada bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, temerrüt tarihinin 25.09.2013 olarak kabul edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava konu 38 BK 433 plakalı aracın kendilerine kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, 250.000,00 TL teminat miktarı olduğunu, poliçe limiti ve kusur oranı ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, kusur oranını kabul etmemekle birlikte müteveffanın kazada müterafık kusuru olduğunu, destek iddialarının ispatı gerektiğini, davacının Sosyal Güvenlik Kurumundan ödeme alıp almadığının belirlenmesini, temerrüde düşmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2013/299 Esas, 2016/403 Karar sayılı kararıyla; maddi tazminat yönünden, mahkemenin asıl dosyası ve birleşen 2015/22 esas sayılı dosyası birlikte değerlendirilerek; davacı ...'in 30.07.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle 326.712,18 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının davalı Halk Sigorta A.Ş yönünden (ZMMS poliçe bedeli olan ile vefat halinde kişi başına ilk 250.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) 25.09.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, ... A.Ş yönünden 76.712,18 TL'sinin (İMSS olması ve ZMSS'nin üzerinde kalan kısmı teminat altına alması sebebiyle artan mali sorumluluk limiti ile sınırlı olmak üzere) birleşen dava tarihi olan 13.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, diğer davalılar araç sürücüsü ... ve araç maliki ... Gıda Ürn. Tic. Ltd. Şti yönünden ise tazminatın tamamından sorumlu olmak kaydıyla kaza tarihi olan 30.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, davacı ... ve ...'in davalılara karşı maddi tazminat talebi ile açılan destekten yoksun kalma tazminat davasının şartları oluşmadığından reddine, manevi tazminat yönünden; davacı ... lehine 32.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Gıda Ürünleri Ltd. Şti'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... lehine 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı davalılar ... ve ... Gıda Ürünleri Ltd. Şti.'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacı ... Kararer'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... lehine 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Gıda Ürünleri Ltd. Şti'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi davacılar vekili, davalı ... şirketi, davalı ... Gıda Ür. Tic. San Ltd.Şti süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay ( kapatılan) 17 Hukuk Dairesinin 30.09.2019 tarih, 2016/18416 Esas, 2019/8680 Karar sayılı kararı ile; " 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... Gıda Ürn. Tic. San. Ltd. Şti. vekili ve davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dairemizce kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. Bu durumda mahkemece; Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle, davacı ...’in talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınarak(davacı ...’in usuli kazanılmış hakları gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-BK'nın 47. maddesindeki (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Yukarıda belirtilen hususlar ve olay tarihi, desteği, yaşı, kusur durumu gibi hususlar da dikkate alındığında, davacılar için takdir edilen manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. 4-Trafik kazası sonucu destekten yoksun kalma tazminatı nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde desteğin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Ancak mahkeme bedensel zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır. Bu nedenle mahkeme, davacılar desteğin asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise SGK'dan trafik kazasının olduğu tarihteki desteğin ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın, örneğin duvar ustası, sıvacı gibi belirli bir meslek icra eden kişilerden ise S.G.K kaytıları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. Somut olayda, davacılar vekili, dava dilekçesinde desteğin kendi adına YMM bürosu olduğunu ve %95 ortağı olduğu aynı işi yapan bir şirketi bulunduğunu beyan etmiş, bu husustaki ticari ve resmi belgeleri dosyaya sunmuş, hükme esas alınan ek bilirkişi hesap raporunda da desteğin şirkette denetim görevini üstlenmiş olması ve konumu itibariyle yapmış olduğu görev karşılığı en az aylık 10.000,00 TL maaş alacağı düşünülerek şirketten gelecek gelir aylık 10.000,00 TL kendisine ait YMM bürosundan incelenen defter, belge ve kayıtlara göre aylık 20.688,02 TL olmak üzere toplam aylık gelirinin aylık 30.688,02 TL olarak kabul edilip hesap yapılmış ise de mahkemece, denetim görevini üstlendiği şirkette bu görevinden dolayı ne kadar ücret alacağının ilgili meslek odasından sorularak gelen yazı cevabı ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de; somut olayda, murisin nüfus kayıt örneği dosya içerisine alınmamış olup, dosya kapsamından murisin 65 yaşında vefat ettiği, geride eşi ve çocukları kaldığı, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğine göre; desteğin babası Şükrü Nail Kararer’in 2004 tarihinde vefat ettiği, annesi Hikmet Kararer’in halen sağ olduğu anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı eş Hafiza için 326.712,18 TL destekten yoksun kalma alacağı hesaplanmış, ancak annenin destek payı tartışılmamıştır. Mahkemece yukarıda anlatılan hususları gözetmeden hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmayıp, murisin nüfus kayıt örneği de dosya içerisine alınarak bu konuda aynı bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş ancak davalı tarafın bu yönde temyiz itirazı bulunmadığından temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar 06.03.2023 tarihli aktüer raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, müteveffa ...'in gelirinin 30.668,02 TL olduğunun kabulü durumunda destekten yoksun kalan eş olan davacı ... 'in 467.996,68 TL tazminatının hesaplandığı, 04.04.2022 tarihli davacı ıslah beyanı ile taleple bağlı olarak davacı ... 'in uğradığı 444.548.,65 TL maddi zararının bulunduğu, davalı Halk Sigorta A.Ş yönünden (ZMSS poliçe bedeli olan ile vefat halinde kişi başına ilk 250.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, Avanos İcra Müdürlüğü'nün 2016/252 Esas sayılı icra dosyasında yapılan tahsilatın tahsilde tekerrüre mahal verilmemekle ) 25.09.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, ... A.Ş yönünden 194.548,65 TL'sinin (İMSS olması ve ZMSS'nin üzerinde kalan kısmı teminat altına alması sebebiyle artan mali sorumluluk limiti ile sınırlı olmak üzere ) birleşen dava tarihi olan 13.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, diğer davalılar araç sürücüsü ... ve araç maliki ... Gıda Ürn. Tic. Ltd.Şti yönünden ise tazminatın tamamından sorumlu olmak kaydıyla kaza tarihi olan 30.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (birleşen 2015/22 Esas sayılı dosya ıslah talebine dayalı olarak davalı ...'ın sorumlu olduğu tutarın 326.712,18 TL ile sınırlı kalmak üzere) tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde müştereken ve müteselsilen davacı ...'e karşı sorumlu oldukları, diğer davacılar ... ve ... yönlerinden ise maddi zararın oluşmadığı, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı ... lehine 25.000,00 TL, davacı ... lehine 10.000,00 TL, davacı ... lehine 10.000,00 TL manevi karar verildiği gerekçesi ile asıl ve birleşen dava yönünden, maddi tazminatın kabulü ile davacı ...'in 30.07.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle 444.548,65 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının davalı Halk Sigorta A.Ş yönünden (ZMMS poliçe bedeli olan ile vefat halinde kişi başına ilk 250.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, Avanos İcra Müdürlüğü'nün 2016/252 Esas sayılı icra dosyasında yapılan tahsilatın tahsilde tekerrüre mahal verilmemekle ) 25.09.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, ... A.Ş yönünden 194.548,65 TL'sinin (İMM sigortacısı olması ve ZMMS'nın üzerinde kalan kısmı teminat altına alması sebebiyle Artan mali sorumluluk limiti ile sınırlı olmak üzere ) birleşen dava tarihi olan 13.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, diğer davalılar araç sürücüsü ... ve araç maliki ... Gıda Ürn. Tic. Ltd.Şti yönünden ise tazminatın tamamından sorumlu olmak kaydıyla kaza tarihi olan 30.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (birleşen 2015/22 Esas sayılı dosya ıslah talebine dayalı olarak davalı ...'ın sorumlu olduğu tutarın 326.712,18 TL ile sınırlı kalmak üzere) tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, davacı ... lehine 25.000,00 TL, tazminatın olay tarihi olan 30.07.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı davalılar ... ve ... Gıda Ürünleri Ltd.Şti'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacı ... Kararer'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen dosya davalıları olan Türkiye Sigorta AŞ ve davalı ... şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğu, babanın payının anneye verildiği, pay sahiplerine poliçe limitinin garame yapılması gerekirken tüm limitin davacı eşe verildiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; poliçe limitinin gözetilmediği, Avanos İcra Müdürlüğünün 2016/262 E sayılı dosyasına ödeme yaptıklarını, desteğin gelirinin ispatlanamadığı gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... şirketleri tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi İMSS Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 30.07.2013 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53, 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları 3. Değerlendirme 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalı ... şirketinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2. Davalı ... şirketlerinin diğer temyiz nedenlerine gelince; Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH Yaşam Tablosu 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; karara esas alınan tazminat hesaplamasında, TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olmakla birlikte, davacı vekilinin dava dilekçesinde PMF 1931 Tablosu'nun kullanılması gerektiğine ilişkin talebi nedeniyle, tazminat hesabında PMF 1931 Tablosu'nun (TRH 2010 Yaşam Tablosu'ndan daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı kabulü gereği) kullanılması gerekli görülmüştür. Davacının hak kazanabileceği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için alınan ve mahkeme tarafından da karara esas kabul edilen 23.03.2022 tarihli ek raporunda; 01.06.2015 tarihli ZMSS Genel Şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmış ve rapor karar esas alınmıştır. Ancak bozmadan önce alınan 24.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosu kullanılarak hesaplama yapılmış ve davacı ... 'in alabileceği tazminat miktarı 326.712,18 TL olarak belirlenmiş, davacı vekili tarafından birleşen dosyada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak hesaplanan bu miktar talep edilmiştir. Davacı vekili 16.02.2016 tarihli beyan dilekçesi ile toplanması gereken başka delil olmadığını beyan ederek hesaplanan 326.712,18 TL tazminat bedelini talep etmiş ve mahkemenin 03.06.2016 tarihli kararı ile bu miktar tazminata karar verilmiştir. Karar her kadar davacı vekili tarafından da temyiz edilmişse de hesaplama yöntemi temyize konu edilmemiş olup PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplama davacının kabulündedir. Davacı vekilinin kabulü karşısında, hesaplamada PMF 1931 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi (davalı lehine olacak biçimde daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı vekilinin kabulü ile bağlı kalınması gerektiğinden), % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3. 2918 sayılı KTK'nın 96. maddesi uyarınca, zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise tazminat taleplerinin, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına göre indirime tabi tutulması gerekir. Mahkemece, zarar gören üçüncü kişilerin 96. maddesinde belirtilen esaslar uyarınca, "garameten paylaştırma" esaslarına göre tazminat isteyebilecekleri ve sigorta şirketinin poliçe limiti kapsamında sorumlu olduğu gözetilmelidir. Desteğin annesi Hikmet Karaen'in yaşadığı ancak destek payının tartışılmadığı gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. Karara esas alınan bilirkişi raporunda desteğin annesi olan Hikmet Karaer'in 24.07.2021 tarihinde vefat ettiği ve bu tarihe kadar pay verildiği belirtilmiştir. Her ne kadar desteğin annesine vefat tarihine kadar pay verildiği belirtilmiş ise de teminat miktarından garame yapılmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu aktüer rapor bu yönden denetime elverişli olmayıp karara esas alınması hatalıdır. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... AŞ vekili ve davalı ... Şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı ... AŞ vekili ve davalı ... Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya Türkiye Sigorta AŞ ve Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.