Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11410 E. 2024/8245 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11410
Karar No
2024/8245
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/307 E., 2022/201 K. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'nun 06.10.1995 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak vefat ettiğini ve bu nedenle Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile Enver Yazcıoğlu'nun mirasının tamamının hazineye intikal ettiğini, müteveffanın Ankara İli Çankaya ilçesi Çukurca Mahallesi 26173 ada 1 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduğunu ve müteveffanın diğer paydaşlar ile birlikte kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre arsa sahiplerine isabet edecek olan (3) numaralı bağımsız bölümdeki müteveffaya ait payın, müteveffanın ölümünden sonra geçersiz vekaletnameye dayanılarak davalı tarafından dava dışı Nermin Atılgan'a, Nermin Atılgan tarafından da dava dışı ...'a satıldığını, dava dışı ...'a karşı açılan tapu iptal tescil davasının reddine karar verildiğini ve muris ...'nun son mirasçısının Hazine olduğunu belirterek 35.000,00 TL hazine alacağının satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davalı müvekkilinin murisi ... ile muris ... arasında inançlı işlem ile dava konusu taşınmazın devrinin yapıldığını, davacı tarafın bir zararının söz konusu olmadığını, davalı hakkında vekaleti kötüye kullanmak veya emniyeti suiistimal suçundan verilmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.07.2014 tarihli, 2011/306 Esas ve 2014/367 Karar sayılı ilamı ile; davalının murisin ölümünden önce verdiği vekaletnameyi kötüye kullandığı ve mirasçı olan hazinenin zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.168,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 03.04.2019 tarihli, 2018/3732 Esas ve 2019/2008 Karar sayılı ilamı ile; ''...Davalı yargılama sırasında duruşmalara katılmamış ve herhangi bir yazılı beyanda bulunmamış, Dairemizin 29.11.2017 tarihli 2016/1063-2017/7722 sayılı geri çevirme ilamı üzerine vekili aracılığıyla verilen temyiz dilekçesinde; davanın hiçbir aşamasından usulüne uygun haberdar edilmediğini ve hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı 27. maddesi; ''Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun ile eklenen 2. fıkraya göre; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Yine Tebligat Kanunu'nun aynı Kanun ile değişik 35/2. maddesine göre; adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde bu maddeye göre tebligat yapılır. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davalının dava dilekçesinde belirtilen adresine iki kez tebligat çıkarıldığı ve tebligatların iade edildiği, bunun üzerine davalının mernis adresi araştırılmaksızın tüm tebligatların aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinin iade edilmesi üzerine ilgilinin mernis adresinin olup olmadığı araştırılmadan ve tebligatın iade edildiği bu adreste daha önce usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadan Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılması usulsüzdür. Bu nedenlerle davalının hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir. Şu durumda; davalıya usulüne uygun bir şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmeli, bu şekilde yasal savunma hakkı tanındıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, savunma hakkını kısıtlar şekilde usulsüz tebligat yapılarak karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının ise incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, muris ...'nun mirasçısız olarak 06.10.1995 tarihinde vefat ettiği ve geriye mirasçı olarak Ankara 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2001/1054 esas sayılı veraset ilamına göre Maliye Hazinesi'nin kaldığı, murise ait taşınmazların geçersiz vekaletname ile dava dışı kişilere satılmasına ilişkin olarak Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/13 Esas ve 2007/111 Karar sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazdaki payın Hazine adına tesciline karar verildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, dava konusu 26193 ada 1 parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün satışının vekaletin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği, bu taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle davacının tazminat isteminde haklı olduğu, 27.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 27.049,00 TL olarak belirlendiği ve alınan raporun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 27.049,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece verilen karara dayanak alınan raporda yeterli emsal araştırması yapılmadan yerleşmiş yargı kararları gözardı edilerek eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde taşınmazın değerinin eksik hesaplandığını, 35.000,00 TL Hazine alacağının satış tarihi olan 20.09.1996 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve 6100 sayılı HMK'nın 177 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarında ıslah talebinin değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bozma sonrası yeniden rapor alınmadığını, bu nedenle bozma öncesi verilen kararda hüküm altına alınan 14.168,00 TL bedelin değiştirilemeyeceğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu edilen taşınmaz, tapuda her ne kadar ... adına kayıtlı ise de, esasen davalı müvekkilinin babasına ait olduğunu, inançlı işlem sonucu ... adına kayıtlı göründüğünü, bu nedenle davacı tarafın bir zararı söz konusu olmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513 üncü maddesinde "Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. " şeklinde düzenlemeye yer verildiğini, bununla beraber aynı Kanun'un 514 üncü maddesinde "Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur." düzenlemesine yer verildiğini, muris ...'nun gerçek iradesinin, yıllar önce inançlı işlem sonucu tapuda adına kayıtlı görünen taşınmazları gerçek hak sahiplerine iade etmek olduğunu, vekil edenin gerçek iradesi emaneten üzerine aldığı taşınmazların gerçek hak sahiplerine iadesi olduğu için, vekaletin ölümden sonra da devam edeceğini ve ölümle sona ermeyeceğinin işin niteliğinden anlaşıldığını, aksinin kabulü halinde istenebilecek tazminat tutarının taşınmazın satış tarihindeki değeri olduğunu, davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi ile faizin başlangıç tarihinin satış tarihi olarak değiştirilmesine itibar edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geçersiz vekaletname ile taşınmaz satışından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve özellikle bozma ilamında bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına ve bu nedenle ilk kararda hükmedilen tutar yönünden davalı yönünden usulu kazanılmış haktan bahsedilemeyecek olmasına ve dava konusu taşınmazın bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle belirlenen bedeline hükmedildiği gözetildiğinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmasına göre taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11410, K. 2024/8245, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11410-e-2024-8245-k-8214e5c42abc