Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9837 E. 2024/921 K. – Tasarrufun İptali
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9837
- Karar No
- 2024/921
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/559 E., 2022/513 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... 3. ... 4. ... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2. ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 20.12.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine / Davacıların İstinaf Talebinin Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/1534 E., 2021/389 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı gayrımenkullerini diğer davalıya devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; resmi tapu satış değeri toplamı 950.000,00 TL olup bu miktar üzerinden eksik dava harcının tamamlanması için karar verilmesini, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, esasen de dava şartları bulunmadığından davanın esastan reddine, haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 30.11.2021 tarihli ve 2017/534 esas ve 2021/389 karar sayılı kararıyla; dosyada toplanan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; davanın İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2017/3888 sayılı icra takip dosyası dayanak gösterilmek suretiyle açıldığı, icra takibinde belirtilen alacağın bulunmadığının anlaşıldığı böylece İİK' nun 277. ve devamında belirtilen tasarrufun iptali davalarında dava şartı olarak bulunması gerekli, borçlu hakkında kesinleşmiş ilamsız icra takibinin somut olayda bulunmadığının anlaşılması sebebiyle HMK' nun 114 ve 115. Maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2021/10316 E., 2021/2284 K. sayılı, 30.03.2021 tarihli onama ilamının "Maddi Hata" içermesi nedeniyle, Yargıtay tarafından yeniden incelenerek, verilen onama kararının ortadan kaldırılması ve maddi hatanın düzeltilmesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2017/665 E., 2019/131 K. sayılı ve 07.02.2019 tarihli, dosya içeriğine, yerleşik Yargıtay kararlarına, usul ve yasaya aykırı kararının bozulması istemiyle yeniden talepte bulunulduğunu, talepleri üzerine kararın verildiği dosyanın, yeniden Yargıtay'a gönderilmiş olup karara yönelik maddi hata incelemesinin, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2021/2837 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü ve derdest olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin maddi hata başvurusunun sonucunun beklemesi gerekirken karar vermiş olmasının, müvekkillerinin haklarını ihlâl ettiğini, dosyada mevcut delillerin, tasarrufun iptali davasının haklılığını ortaya koyduğunu, davalı borçlu ...'ye ait taşınmazın diğer davalı ...'a devir ve temlik edildiğinin taraflar arasında ihtilafsız olduğunu, davalı ...'nin, dava konusu taşınmazı, müvekkillerinden mal kaçırmak amacıyla düşük bedeller üzeriden, muvazaalı olarak devrettiğini, mahkemece söz konusu devir işleminin, davalı ...’nin alacaklılarından mal kaçırmak ve müvekkillerinin alacağının tahsil edilmesini önlemek amacıyla davalılar tarafından gerçekleştirilen ve İİK md. 277 vd hükümlerine göre iptale tabi bir tasarruf olduğunun dikkate alınmadığını, deliller arasında yemin delili bulunmasına rağmen mahkemece, yemin delilinin hatırlatılmadığını, davalılara yemin teklif edilmediğini, davalıların dava konusu taşınmazı, mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak düşük bedel üzerinden devrettikleri ispat edilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin, itirazın iptali dosyasının maddi hata nedeniyle Yargıtay'a gönderildiğini dikkate almadan karar verdiğini ve bu kararı verirken de davada, yemin deliline dayandıklarını dikkate almadığını beyan ederek Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/1534 E., 2021/389 K. sayılı ve 30.11.2021 günlü kararının kaldırılmasına, davalarının kabulüne, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç "Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyap sisteminden yapılan incelemeye göre; davacı alacaklının borçlu ... hakkında İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2013/18008(yeni esas 2017/3888) esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine duran takibe itirazın iptali için İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.01.2017 tarih, 2014/179 Esas ve 2017/6 sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile takibe itirazın kısmen iptali ile takibin 13.569,000,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2.713,800,00TL icra inkar tazminatının davalı borçlulardan alınarak davacıya verilmesine ilişkin karar verildiği, istinaf talebi üzerine bu karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 07.02.2019 tarih, 2017/665 Esas, 2019/131 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış ve davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 14. HD' nin 2021/1031 Esas, 2021/2284 Karar sayılı ilamı ile BAM kararının onanmasına karar verilmek suretiyle itirazın iptali talebinin reddine ilişkin kararın kesinleştiği, başka bir ifade ile davacının anılan icra takibine bağlı olarak alacaklı olmadığı anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçesi yerinde olup, davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü maddi hatanın düzeltimine ilişkin başvurunun da Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/2837 Esas, 2021/2610 Karar sayılı ilamı ile değerlendirilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği, bu suretle davacının davalıdan kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği, bu haliyle tasarrufun iptaline ilişkin dava şartının somut olayda mevcut olmadığı ve ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, bununla birlikte davalı vekilinin ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin 08.04.2022 tarihli talebinin ise İlk Derece Makemesinde ileri sürülmesi gerekliliği karşısında bu aşamada değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve tüm dosya içeriğine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-(1) maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirtttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davacıların kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre davacılar vekilinin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.