Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/938 E. 2023/6172 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/938
Karar No
2023/6172
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/884 Değişik İş, 2021/857 Karar SAYISI : 2021/İHK-38195 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü / İtirazın Kabulü / Başvurunun Reddi SAYISI : 2021/87515K Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile başvurunun reddine karar verilmiştir. ... kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.05.2019 tarihinde müvekkilinin yolcu olduğu Halk otobüsünün tek taraflı kazada yapması sonucunda davacının bedensel zarara uğradığını, sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alamadıklarını, bu sebeble fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.800,00 TL sürekli işgöremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 56.494,93 TL sürekli iş göremezlik, 5.408,19 TL geçici iş göremezlik ve 2.987,78 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 64.890,90 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce usule uygun başvuru yapılmadığını, başvuran tarafından sunulan maluliyet raporunun yürürlükteki mevzuata uygun olmadığını, maluliyet oranının yüksek olduğunu, davacı ile sürücünün soruşturma aşamasında uzlaştıklarını , zarar hesabının genel şartlara göre yapılması gerektiğini, sigortalının kusuru oranında sorumlu olduklarını, davacının müterafik kusurunun olduğunu, SGK'dan ödeme alıp almadığının araştırılması gerektiğini, davacı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin nispinin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. ... KARARI ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurlu olmasına, yargılama sırasında alınan raporda, sürekli işgöremezlik oranının %18 , geçici iş göremezliğinin 90 gün ve 45 gün bakıcıya muhtaç olduğunun tespit edildiği ve bu raporun karara esas alındığı; TRH Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle tazminatın hesaplandığı aktüer raporunun benimsendiği" gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile 56.494,93 TL sürekli iş göremezlik, 5.408,19 TL geçici iş göremezlik ve 2.987,78 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 64.890,90 TL maddi tazminatın 15.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacı ile dava dışı araç sürücüsü arasında ceza soruşturma dosyasında uzlaştırma yapıldığını, sigorta şirketinin de sorumluluğunun kalmadığını, davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının müterafik kusurlu olduğunu, hesaplamada %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararından sorumlu olmadıklarını, tazminattan müterafik kusur indirmi yapılması gerektiğini, avans faizine hükmedilemeyecğini, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....dosya içeriğine göre davacının yaralanmasından dolayı Erzincan C. Başsavcılığı'nın 2019/4586 sayılı dosyasında 18.08.2019 tarihli uzlaştırma raporu ile tarafların birbirlerinden maddi-manevi talepleri olmaksızın uzlaştırma sağlandığı, raporun C. Savcısı tarafından onaylandığı, usuüne uygun olarak CMK'nın 253/17. maddesi uyarınca başvuran artık dava açamayacağından başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği" belirtilerek Uyuşamazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilinin itirazının kabulü ile davanın reddine, esasa dair itirazların incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçinde; Uzlaştırma tutanağının geçersiz olduğunu, uzlaştırma raporu ve uzlaşma teklif formunun usulüne göre düzenlenmediğini, Uzlaştırmacının sicilinin, tarafların kimlik numaralarının ve uzlaştırma süresinin yazılması gerektiğini, Uzlaştırma Raporunun bu bilgileri içermediğini, uzlaştırma raporlarında uzlaşma tarihinin de belirtilmesi gerektiğini,ancak işbu raporda uzlaştırma sürecinin başladığı tarih 04.09.2019 olarak belirtildiğini, müvekkiline Uzlaşmanın hukuki sonuçlarının anlatılmadığını, ayrıca uzlaştırma evrakının düzenlendiği tarihte 72 yaşında olan müvekkilin yalnızca bu forma dayanarak hukuk mahkemesinde tazminat davası açma hakkından vazgeçtiğini öngörmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki matbu şekilde düzenlenen Uzlaştırma Teklif Formu'nda zararın tazmini için “sigorta şirketlerine başvuru yapılamayacağının" da açıkça belirtilmediğini, uzlaştırma teklifinin 18.09.2019 tarihinde yapıldığını, raporun ertesi gün onaylandığını, müvekkilinin uzlaşma konusunda müzakere etme, uzlaşmanın mahiyeti ve hukuki sonuçları hakkında detaylıca düşünme zamanının verilmediğini, KTK 111. maddesinin uygulanması gerektiğini, doğmamış haktan ferağgat edilemeyeceğini, kaldı ki sigorta şirketinin işletene rücu durumu olmadığından durumunun ağırlaştığının söylenemeyeceğini, bu sebeble kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yolcu olan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (17) ve (19) numaralı bentleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1. İtiraz Hakem Heyetinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak olmasına, bu kapsamda davacı ile davalıya sigortalı aracın dava dışı sürücüsü arasında Savcılık soruşturma aşamasında edimsiz olarak uzlaşmanın sağlanmış olmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ile kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan ... kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine, 09.05.2023 tarihinde Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Sayın Çoğunluk ile görüş ayrılığı, tarafların ceza soruşturması sırasında uzlaşma sonucu düzenlenen ödeme ve ibra sözleşmesi sonucu, tazminat miktarının az ya da edimsiz olduğu durumlarda başvuran tarafından ayrıca maddi tazminat istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Yargıtay (Kapatılan) 21 Hukuk Dairesinin 2015/13528 Esas,2016/6953 Karar sayılı ve 19/04/2016 günlü ilamında Karşı Oy da belirtildiği ve daha sonra 21 Hukuk Dairesinin 2016/16146 Easas ,2018/ 3263 Karar sayılı ve 03/04/2018 tarihli ilamında işaret edildiği üzere ve tarafımızca da benimsenen görüşe göre'' 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda, bazı suç tipleri için mağdur ile şüphelinin uzlaşması ile mağdurun zararlarının giderilmesi karşılığında suç faili lehine hükümler getirilmiştir. Trafik kazası bazı hallerde taksirle yaralama suçunu oluşturabilir. Taksirle yaralama suçu, Türk Ceza Kanununun 89. maddesinde düzenlenmiştir. Taksirle yaralamaya neden olma suçu, şikayete bağlı olsun veya olmasın uzlaşma hükümlerine tabidir. Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan uzlaşma hükümleri (253., 254., 255. maddeler), aynı zamanda taksirle yaralama suçunun oluşması durumunda tazminat hukuku bakımından sonuçlar doğurucu niteliktedir. Uzlaşmanın sağlanması halinde yukarıda belirtilen uzlaşma hükümlerine göre, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Ancak bu sonucun doğması için, mağdur taraf maddi ve manevi tazmin borcunun miktarını belirlemiş ve şüpheli ya da sanık da bu miktara razı olarak belirlenen borcu ödemiş olmalıdır. Türk Borçlar Kanununun 28 ile 30,36,37 maddelerinde düzenlenen yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik deneyimsizlik parasal yönde sıkıntı içinde olma gibi iradeyi sakatlayan haller olmamalıdır. Ancak bu halde, tazmin borcunun uzlaşma ile belirlenmesi ve belirlenen para borcunun ödenmesi, uzlaşmaya taraf olan şüpheli ya da sanık yönünden doğrudan kendi eyleminin sonucu olan borcun ifası anlamına gelecektir''. Başka bir ifadeyle, uzlaşmanını geçerli olması için mağdurun iradesini sakatlayan hiç bir hal olmamalı ve uzlaşmanın sonuçları hakkında mağdur aydınlatılmalıdır. Kaldı ki, Karayolları Trafik Kanunu 111. maddesi '' Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup yetersiz ve fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir '' düzenlemesini içermektedir. Düzenleme ile trafik kazaları sonucu meydana gelen zararlar yönünden özel bir düzenleme getirilmiştir. Zarar veren ile yapılan yetersiz veya fahiş olduğu anlaşılan anlaşmaların geçersizliği iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülebilir. Bu halde Türk Borçlar Kanununda düzenlenen irade sakatlığı hallerini aramaya dahi gerek yoktur. Somut olayda uzlaşmanın edimsiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde başvurulması halinde başvuranın talebinin incelenmesi gerektiğini düşündüğümden Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/938, K. 2023/6172, T. 09.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-938-e-2023-6172-k-30f782a9d82e