Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6055 E. 2025/13742 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6055
- Karar No
- 2025/13742
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/794 E., 2022/397 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2016/306 E., 2018/829 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalı vekili Avukat ... geldi, davacı adına gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.10.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından 09.03.2016/2017 vade tarihli...-... - ... numaralı Konut Sigorta Poliçeleri ile davacının konut ve eşyalarının terör teminatı ile sigortalandığını, konutun bulunduğu mahal ve çevresinde terör örgütü üyeleri tarafından yapılan eylemlere mukabil güvenlik güçlerince operasyonlar gerçekleştirildiğini, operasyonlar sırasında sivil vatandaşların zarar görmemesi için 13.03.2016-30.05.2016 tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, bu sırada güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasında çıkan çatışma sırasında dava konusu konut ve içindeki eşyaların zarar gördüğünü, 30.05.2016 tarihinde sokağa çıkma yasağının kalkmasından sonra müvekkilinin söz konusu hasara muttali olduğunu ve kısa bir süre sonra söz konusu hasarın davalı ... şirketine ihbar edildiğini, ancak söz konusu poliçelerden kaynaklanan hasar bedelinin müvekkiline ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalması kaydıyla taşınmazda meydana gelen hasar nedeniyle 4.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 723.890,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu sigorta poliçelerinin yaptırıldığı tarihte bölgede sokağa çıkma yasağının mevcut olduğunu, poliçe yaptırılırken zaten riskin gerçekleşeceğinin bilinebilir hale geldiğini, zararın gerçekleşeceği bilinerek poliçe yaptırıldığını, sigorta süresi içinde zararın gerçekleşeceği “kesin” ise o sigortanın geçerli olmayacağını, sigorta tekniğine göre gerçekleşen rizikonun ani ve beklenmedik olması gerektiğini, kamu tasarrufu ile önceden ilan edilip zaman içine yayılarak yapılmasının, ayrıca münferit terör olaylarına değil komple imhaya yönelik ve düzenli olmasının ''rizikonun ani ve beklenmedik olması'' şartını ortadan kaldırdığını, bu nedenle hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu, kamu otoritesi tarafından yapılacak tasarruflar nedeniyle meydana gelen zararın sigorta teminatı dışında olduğunu ve davacının zararı devlet tarafından giderileceğinden sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriği, taraf beyanları, bilirkişi raporu, Zarar Tespit Komisyonu yazıları ve poliçe içeriğinden, 2016 yılında Hakkari İli Yüksekova İlçesinde terör örgütü PKK'ya karşı yürütülen operasyonlar nedeniyle 13.03.2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, davacının ise bölgede meydana gelebilecek saldırıları da gözününde bulundurarak davalı ... ile 09.03.2016 tarihinde kendisine ait konut ve içerisindeki eşyaları terör olaylarını da kapsar şekilde mal sigortası ile sigortaladığı, daha sonra bölgedeki çatışmalar nedeni ile davacının konutunun ve konutunun içindeki eşyalarının zarar gördüğü, davaya konu rizikonun teminat süresi içerisinde gerçekleştiği, poliçenin hasar tarihinde yürürlükte olduğu, sigorta poliçesindeki limit içerisinde kalan zararın sigorta kapsamında sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiği, usul ve yasaya uygun hazırlanan oluşa uygun, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu ile poliçe şartları gereği düşülmesi gereken %5 muafiyet oranı düşülerek zarar miktarının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 723.890,00 TL alacağın dava tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı ... arasında kurulan sigorta poliçesine ilişkin sözleşme 6502 sayılı TKHK'nın 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi olup görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğundan davalının ticaret mahkemesinin görevli olduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, olay tarihlerinde Yüksekova ve diğer bir kısım yerlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinin güvenlik güçlerinin terör örgütü üyelerine yönelik operasyonlar yaptığının ulusal televizyon ve basında yer aldığı, davalı şirketin acentesinin olaylardan önce konut sigortası poliçesi tanzim etmesinin davalıyı muhtemel risklere karşı uyarmamasının davalı ... ile acente arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiği, rizikodan önce poliçe tanzim edilmesinin tek başına kötü niyeti göstermeyeceği, kaldı ki anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18 . maddesinin 2. fıkrasına göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi, riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği, dava konusu olayda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435. maddesi anlamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinden söz edilemeyeceğinden davacının konutunun zarar göreceğini kesin olarak bilmesi mümkün görülmediğinden davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği, yine terörle mücadele kapsamında zarar gören kişilere Devlet kurumları tarafından ödemeler yapıldığı, sigortalıların mevcut koruma dışında taşınmazlarını sigorta örtüsü altına almak istedikleri, resmi kurumlar tarafından konut yapılmasının veya diğer kanunlar uyarınca yardımda bulunulmasının sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, bu durumun zenginleşme yasağı kapsamına girmeyeceği, kaldı ki mahkemece hasar nedeniyle davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin yazılan yazıya Zarar Tespit Komisyonunca verilen cevapta davacıya ödeme yapılmadığının bildirildiğinin görüldüğü, davalı vekilince ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de ıslah dilekçesinin davalı şirket vekillerine 14.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça eldeki dava kısmi dava olarak açılmış olup, dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı taşınmazlara ve eşyalara ait zararın toplam terör muafiyeti tenzilinden sonra 723.890,00 TL olarak hesaplandığı, raporun dosya kapsamına uygun olduğu, davacı talebi ve poliçedeki teminat limiti dahilinde davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, davacı tarafından poliçe akdedileceği esnada taşınmazın bulunduğu bölgede terör olaylarının yaşandığı daha önce ilan edildiği gibi yine sokağa çıkma yasağı ilan edileceği bilinmekte iken, rizikonun bilinmezliği ilkesine de aykırı olacak şekilde mezkur poliçenin akdedilmek istendiğini, mezkur poliçeye istinaden, davacı tarafın bildirim yükümlülüğüne uymaması nedeni ile, talepte bulunulamayacağını, davacı tarafın zararının karşılanması için 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca taşınmazın bulunduğu Yüksekova Kaymakamlığı’na başvurması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunun hüküm tesisine elverişli olmadığını, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediğini ve ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme Gerekçe Uyuşmazlık, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği ve bunun tüm kamuoyu tarafından bilindiği dikkate alındığında davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi ve riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekeceğinden, dava konusu olayda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435. maddesi anlamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik delil bulunmamasına, zararın terör klozu teminatı dahilinde olmasına, bilirkişi raporunun benimsenmesinde hata edilmemiş olmasına, davacı vekilinin ıslah dilekçesinin davalı vekillerine tebliğ edildiğinin anlaşılmış olmasına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesi gereği sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, bu sürenin 45 günlük ihbar süresinden sonra başlayacağı gözetildiğinde ıslah ile talep edilen alacak kaleminin zamanaşımına uğramamış olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.