Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5816 E. 2025/8668 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5816
- Karar No
- 2025/8668
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/760 Esas 2021/1761 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.07.2011 tarihinde ...de kan bağışında bulunduğunu, davalı tarafından davacının kanında HCV-RNA (Hepatit C) virüsünün bulunduğunun tespit edildiğini, ancak bu durumdan davacıya bahsedilmediğini, davacının 2018 yılında davalı kurumun ... Kan Merkezine tekrar kan vermek için başvurması sırasında bu durumu öğrendiğini ve kendisine kan bağışı yapamayacağının söylendiğini, hastalığının bu şekilde tespit edilmesinden sonra davacının ağır ve sancılı bir tedavi süreci geçirdiğini, bu süreçte işinden ayrılmak zorunda kaldığını, maddi ve manevi açıdan yıprandığını, hastalığının erken teşhis edilme durumunun davalının kusuru nedeniyle ortadan kaldırıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazı olduğunu, ... mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı tarafından davacının bağış formunda bildirdiği adrese bildirim yapıldığını, adresin hatalı olmasının davacının kusuru olduğunu, davalının adres araştırma yükümlülüğünün olmadığını, bu nedenle davalının bu olayda kusurunun olmadığını, Hepatit-C'nin tedavisi olan bir hastalık olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından davacının kan testi sonucunda HCV testinin pozitif çıktığına dair bildirimin davacının kan bağışında bulunurken bildirmiş olduğu "..." adresine iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, ancak adresin kısa ve yetersiz olması nedeniyle bu bildirimin davacıya tebliğ edilemediği, davalının davacıya karşı bildirim yükümlüğünü yerine getirdiği, bildirim yazısının davacının eline ulaşmamasının davacının kendi kusurundan kaynaklandığı, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceği, mahkemece enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı doktordan alınan 05.05.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre de davacının kanındaki enfeksiyonu geç öğrenmesi nedeni ile herhangi bir zararının oluşmadığının bildirildiği gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının adres dışında telefon numarası ve mail yoluyla da davacıya ulaşmayı denemesi gerektiği konusunda kusurlu olduğu kabul edilebilir ise de, davacının Hepatit C virüsü taşıdığını geç öğrenmesi, tedaviye geç başlanması nedeniyle hastalığın gereksiz ilerlediği, tedavisinin zorlaştığı, tedavi süresinin uzadığına ilişkin herhangi bir bulgu bulunmadığı, dolayısıyla davacının hastalığını geç öğrenmiş olması nedeniyle zarara uğradığı iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davalı derneğin bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin araştırılması gerektiğini, davacının hastalık sürecinin doğru şekilde anlatılmadığını, davalının kamuya yararlı bir dernek olduğunu, çalışanların daha özenli olması gerektiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunun yetersiz tespitlerde bulunduğunu, davalının tebliğ evrakı göndermiş olmasının yeterli olmadığını, aslolanın tebligatın ulaşması olduğunu, bu konuda davalının üzerine düşeni yapmadığını, davacının yaşam hakkının ihlal edildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, üniversitelerin akademik kadrosundan seçilecek heyetten bilimsel bir rapor alınması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davacının davalı vasıtasıyla 2011 yılında yaptığı kan bağışı üzerine yapılan tahlillerde kanında Hepatit C virüsünün bulunduğu tespit edilmesine rağmen bu durumun kendisine bildirilmemesi nedeni ile uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde birliğiyle karar verildi.