Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5706 E. 2025/8516 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5706
- Karar No
- 2025/8516
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2020/775 E., 2022/584 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK'nın 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl davada davacı şirket vekili; kısmi dava olarak açılan davanın dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3 adet vinçte meydana gelen zarar için 1.000,00 TL, şirketin çalışamaz hale gelmesi nedeniyle 1.000,00 TL, taşınma, nakliye ve yeniden montaj gideri için 1.000,00 TL olmak üzere 3.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 02.10.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle asıl davada 3 adet vinçte meydana gelen zarar yönünden talebini 29.500,00 TL'ye yükselterek ve asıl davadaki diğer iki talebin artırılmadığını, dava dilekçesindeki miktarda bırakıldığını belirterek toplam 31.500,00 TL'nin davalılardan sadece ...den tahsilini talep etmiş; İlk Derece Mahkemesince asıl davada davanın davalılardan ...yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, vinç hasarının tazminine ilişkin talep yönünden davanın kabulü ile 1.000,00 TL tazminatın davalılar ..., ... ve ... Belediye Başkanlığından müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl davadaki diğer iki talep açısından bu davalılar yönünden açılan davanın reddine, ıslahla artırılan ve davalılardan yalnızca ...'den talep edilen 28.500,00 TL'lik tazminat talebinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ...vekili istinaf başvurusunda bulunmuş; Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen davada davacılar vekili ve davalı ...vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf istemi yönünden, bu davalı yönünden taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL'nin kabulüne karar verildiği, istinaf kesinlik sınırı 3.114,00 TL olup hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle davalı belediyenin istinaf dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre asıl davada davacı şirket yönünden reddedilen ve temyize konu edilen tutar 30.500,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl davada davacı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti müvekkiline ait olan ... ilçesi ... mah 103 ada 4 parselde kain 2.223,72 m2 miktarlı ve üzerinde metal kesim fabrikası bulunan araziye bitişik boş alana Mayıs 2011 tarihinden bu yana davalı şirketçe takriben 45.000.000 m3 civarında hafriyat dökümü yapıldığını, söz konusu hafriyat döküm işinin halen devam ettiğini, bu nedenle fabrika binası ile bitişik üç katlı idari binasının kayarak ağır şekilde hasarlandığını, bu nedenle mahkemede tespit yaptırıldığını, tespitten sonra davalı ...'nin fabrika binası ve idari binada sebep oldukları hasarı kabul ve ikrar ederek müvekkili ile vaki hasarın sulh yolu ile giderilmesi için 05.10.2011 tarihli protokolü akdettiğini, protokol gereği davalı şirketin diğer edimler yanında acilen hafriyat alanı ile davaya konu arazi arasına L şeklinde fore kazıklama işlemi yapmayı taahhüt ettiğini, ancak fore kazıklama işlemini 16.04.2012 tarihinde ancak bitirebildiğini, davalı şirket fore kazıklama işlemini zamanında yapmadığı gibi bu süreç içinde bahsi geçen alana hafriyat toprağı dökme işlemine de devam ettiğini, artan toprak yüküne bağlı olarak zeminden gelen toprak baskısı ile birlikte yağmur sularının akıcılaştırdığı toprak kitlesinin kayarak müvekkiline ait fabrika binasını şu an itibariyle kullanılamaz ve hatta tamir kabul etmez hale getirdiğini, idari binanın ise davalı şirketçe mezkur protokol gereği yenisi yapılmak üzere protokolden kısa bir süre sonra yıkıldığını, davalı şirketin edimlerini protokol gereği zamanında yerine getirmemiş olması ve bu süreçte fabrika binasının artık tamir kabul etmez şekilde hasarlanmış olması sebebiyle 05.10.2011 tarihli protokolün uğranılan zararların tazmini konusunda yargıya müracaat etmek üzere müvekkilince ... Noterliğinin 24.04.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile feshedildiğini, kaymanın devam ettiğini ve şu an itibariyle yaklaşık olarak fabrika binasının 2 metre daha kaydığını, artan zarar yönünden müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını, davalı şirketlerin söz konusu alana hafriyat dökmeleri sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, diğer yandan protokol gereği taahhütlerini (fore kazıklama işlemi) zamanında yerine getirmeyerek vaki zararın artmasından da sorumlu olduklarını, alanın davalı belediyece hafriyat alanı olarak tayin edildiğini, hafriyat toprağı, moloz, kum ve çakıl depolama alanlarını belirleme görev ve yetkisinin davalı ... belediyesine ait olduğunu, davalı ... şirketince fabrika binasının yer kayması klozunun da bulunduğu poliçe ile sigortalı olduğunu, 3 katlı idari bina ve komple fabrika binasının yeniden inşası gerektiğini, diğer yandan mevcut kot farkından kaynaklı toprak basıncı nedeniyle kot üstünde kalan hafriyat toprağının yağış ve sair sebeplerle suya doygun hale gelmesi halinde müvekkilinin parseline akmasının önlenmesi için belirli bir yükseklikte istinat duvarının inşası gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 53 m² oturuma sahip toplam 3 katlı idari binanın yeniden inşa bedeli için şimdilik 1.000,00 TL'nin, 973,30 m² oturuma sahip fabrika binasının yeniden inşa bedeli için şimdilik 1.000,00 TL'nin, fabrika binasının yeniden inşa edilmesi gereğinin tespit edilmesi halinde mevcut binanın yıkılması ve enkazın taşınmazı için gerekli masraflar yönünden şimdilik 1.000,00 TL'nin, istinat duvarı inşa edilmesi gereğinin tespiti ile bunun için gerekli gider yönünden şimdilik 1.000,00 TL'nin (davalı ... şirketi yönünden teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere) tespit tarihi olan 02.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 02.10.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle, birleşen dosya yönünden taleplerini idari binanın yeniden inşası yönünden 75.890,00 TL, atölye binasının tümüyle yeniden inşası yönünden 491.316,00 TL, fore kazık inşaası ve toprak kayması eğim ölçer incelemesi yönünden 169.377,00 TL olmak üzere toplam 736.583,00 TL'ye artırarak 02.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan sadece ...'den tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; asıl davaya konu adreste bulunan makine teçhizatı, makine, demirbaş ve emtianın (bina hariç) 15.06.2011 - 2012 tarihleri arasında sigortalısı ...olan yangın sigorta poliçesi ile sigortalanmış ise de poliçenin hükümsüz olduğunu, davacı şirketin kiracısı olan bina maliki ... tarafından yine müvekkili nezdinde aynı başlangıç ve bitiş tarihli olarak yangın poliçesi yaptırıldığını, ancak hasarın Mayıs 2011 tarihinde yani poliçe vadesinden önce gerçekleştiğini, böylece rizikonun gerçekleşmesinden sonra poliçe tanzim ettirildiğinin anlaşıldığını, poliçe tanziminden önce riziko gerçekleştiğinden davanın reddi gerektiğini, birleşen davada ise davanın ... tarafından ikame edildiğini, sigortalının ise ... olduğunu, davacı ...'in poliçenin tarafı olmaması nedeniyle birleşen davanın ayrıca husumetten reddi gerektiğini, sigortalı ... ile davalılardan ... arasında imzalanan 05.10.2021 tarihli protokol gereği dava konusu hasarın giderilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalı ... şirketinin bu anlamda da sorumluluğu kalmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ile ...'nin vekilleri cevap dilekçesinde; davalı ...nin davaya konu iş ve toprak dökümü ile bir ilgisi bulunmadığını, bu şirket yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, hafriyat döküldüğü belirtilen yerin ilgili belediyelerce toprak döküm alanı olarak ayrılmış bir alan olduğunu, bu alana toprak dökülmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davalı şirketin buraya rastgele hafriyat toprağı dökmediğini, sadece üst taraftan geçecek yolun kot seviyesini sağlamak üzere çalışma yaptığını, davalı şirketin bu yerde ... Belediyesinden aldığı ihale ile yol yapım işini üstlendiğini ve çok cüzi bir toprak döktüğünü, hasarın meydana gelme nedeninin dökülen hafriyat toprağının kayması olmayıp binanın temelinin zemine uygun yapılmaması olduğunu, hasarın sorumluluğu kendisinde olmamasına rağmen ilgili belediyenin yönlendirmesi üzerine davacıya ait binada oluşan kayma ve hasarın giderilmesi için müvekkili şirketin çalışma başlattığını, taraflar arasında 05.10.2011 tarihli çalışmaya ilişkin esasları belirleyen protokol düzenlendiğini, ancak davacının kötüniyetle hareket ederek bir yandan çalışmayı engelleyip aksattığını, bir yandan da müvekkiline karşı tazminat davası açtığını, protokol gereği davacının idari binasının yıkıldığını, yeniden yapım çalışmasının başlatıldığını, protokolde öngörülen işlerin süresinde bitirilememesinin sorumlusunun müvekkili olmayıp davacı olduğunu, davacının kendisinin yapması gereken işleri (ilgili izinleri almak, komşu parselden yapılması zorunluluk arz eden çalışma için muvafakat almak, yapılan işleri ve çalışan personeli fiilen engellememek gibi) yapmayarak işin uzamasına neden olduğunu belirterek davanın davalı ... yönünden husumetten, diğer davalı şirket yönünden esastan reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleşen dava yönünden yapılan yargılamada, tapuda malik olarak görünen ... olup maddi hukuk (4721 sayılı TMK'nın 683, 992) bakımından mülkiyetten kaynaklanan hak sahibinin de bu kişi olduğu, eldeki davanın da hak sahibi bu kişi tarafından açılması gerektiği, davacı ...'ın söz konusu talepler bakımından aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, davacı tarafça her ne kadar yargılama sırasında davacı isminin sehven (maddi hata neticesi) yanlış yazıldığından düzeltilerek dava dışı bir kişinin davacı olarak kabul edilmesi talep edilmiş ise de dava dilekçesinde açıkça davacı ...'ın isim ve TC kimlik numarası belirtilerek dava açıldığı, bu durumun maddi hata olarak kabul edilemeyeceği, dava dışı bir kişinin davacı olarak kabulü mümkün bulunmadığından talebin kabul edilmediği gerekçesiyle; birleşen davanın aktif husumet yokluğundan reddin, asıl davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen birleşen davada verilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili ve birleşen davada davalı ...tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleşen davada sunulan dava dilekçesinde davacının ... olarak belirtildiği, ancak tapu müdürlüğünden celp edilen tapu kaydında taşınmaz malikinin... olduğu ve her ikisinin T.C kimlik numaralarının farklı olduğu, HMK'nın 124. maddesi uyarınca taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu, ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği, bu düzenleme çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde malik olan kişi ile birleşen davanın dava dilekçesinde belirtilen kişinin adlarının ve T.C kimlik numaralarının farklı olduğu, davanın yanlış kişi adına açıldığı ve bu yanlışın niteliği itibariyle maddi bir hatadan veya kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklanmadığı ve düzeltme talebine davalı vekilinin muvafakat etmediği, buna göre birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olup davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı, davalı ...vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; davalı ... şirketi vekilince müvekkili yönünden kısa kararda hüküm kurulmadığının ileri sürüldüğü, mahkemece gerekçeli kararın gerekçe kısmında davalı ... şirketi yönünden davanın reddine karar verildiğinin belirtilmekte olduğu, HMK'nın 305/A maddesi uyarınca taraflardan herhangi biri yargılamada ileri sürülmesinde veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebileceği, söz konusu hüküm uyarınca ileri sürülen hususlarda ilk derece mahkemesince karar verilebileceğinden davalı ... vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle; birleşen davada davacı vekili ve davalı ...vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1/b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan davanın dayanağı olan tapunun ve dosyada yapılan tüm yazışmaların ... adına olması bütün olarak değerlendirildiğinde davacının ... olarak yazılmasının maddi hata olduğunu, ihtarnameler dahil huzurdaki davayla ilgili bütün işlemlerin davacı ... adına yapıldığını, davanın ... vekaleti ile açıldığını, davaya dayanak tapu dahil bütün yasal belgelerin de ... adına olduğunu, sehven davacı olarak ismi zikredilen ... ile hiçbir zaman vekalet ilişkisi kurulmadığını, bu hususun birleşen davada 05.03.2013 tarihli dilekçeyle maddi hata olduğu belirtilerek düzeltilmesinin talep edildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Birleşen davada uyuşmazlık, tapuda ...'ın maliki olduğu taşınmaza hafriyat dökülmesi sonucu verilen zararın tazmini talebine ilişkin açılan birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde davacının ... olarak gösterilmesinin maddi hata olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, taşınmaz maliki ile birleşen davada davacının isim ve TC kimlik numaralarının birbirinden farklı olmasına, davaya konu taşınmaz malikinin ... olmasına, asıl davada davacı şirketle yapılan kira sözleşmesinde taşınmazın ... tarafından kiraya verilmesine, birleşen dava dosyasında bulunan vekaletnamede ... vekil eden olarak yazılı ise de tek sayfadan ibaret bu vekaletnamede vekil edenin nüfus cüzdan örneğine göre yer alması gereken nüfus bilgilerinin yazılı olmamasına, dosya kapsamındaki davalı şirketle yapılan protokolün ve davalı şirkete gönderilen 29.02.2012 tarihli noter ihtarnamesinin ... tarafından imzalanmasına karşın davalı şirkete noterden gönderilen 24.04.2012 tarihli protokolün fesih ihtarının ise ... vekili olarak birleşen davada davacı vekilince keşide edildiğinin açıkça görülmesine, birleşen dava dilekçesinde bahsedilen tespit dosyasında ibraz edilen vekaletnamenin ise ...'a vekaleten ... tarafından farklı bir vekil için düzenlenmesine, davacı tarafça değişiklik talebine ilişkin 05.03.2013 tarihli dilekçenin uyapta dosyaya eklenecek evrak arasında olduğu ileri sürülmesine karşın ıslah aşamasına kadar davacı vekilince davacı değişikliği yönünde mahkemeden talepte bulunulmamasına, taraf sıfatı sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olup davacının ... olarak gösterilmesinin maddi hata olarak kabul edilmesinin mümkün görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Asıl Davada Davacı Vekilinin Temyizi Yönünden Asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B.Birleşen Davada Davacı Vekilinin Temyizi Yönünden Birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl birleşen davada davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.