Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/498 E. 2024/3131 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/498
- Karar No
- 2024/3131
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1358 E., 2021/1167 K. DAVA TARİHİ : 19.01.2021 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / İstinaf Başvurusunun Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/34 E., 2021/313 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu aracın davalı ... şirketi nezdinde genişletilmiş kasko sigortası poliçesi kapsamında sigortalandığını, bu esnada davacıya yasa gereği yapılması gereken yazılı bilgilendirmenin yapılmadığını ve bilgilendirme formunun imzalattırılarak kendisine verilmediğini, bu haliyle davacının poliçe kapsamını ve poliçenin bitiş tarihini bilmediğini, davacının, 21.01.2019 tarihinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına karıştığını, davacının kaza sebebiyle davalı ... şirketine başvuru yaparak hasarının karşılanması talebinde bulunduğunu ancak "hasar tarihini kapsayan poliçesi bulunmadığı" gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, davacının kasko poliçesi devam ederken ilk olarak 06.07.2018 tarihinde sigortalı araç ile kaza geçirdiğini ve hemen ertesi gün aracını yetkili servise çekerek davalı şirkete bildirimde bulunduğunu ve hasar dosyası açtırdığını, ancak aracın kazadan 96 gün sonra kendisine teslim edildiğini, aracın onarımının bu kadar sürmesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı şirketten kaynaklı nedenlerle tamir sürecinin aşıldığını, 1 yıl süreliğine satın alınan kasko korumasının 3,5 aylık döneminin serviste geçirilmesine sebebiyet verildiğini, bu sebeple davacının kaskodan 8,5 ay yararlanabildiğini belirterek şimdilik 10.000,00 TL tutarın arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin adresinin İstanbul ilinde olması nedeniyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığından bahisle dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, davanın hem yasa hem de sözleşme hükümlerinde öngörülen sürelerin geçmiş olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını ve bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, davalı şirket nezdinde davacı tarafından iddia edilen 21.01.2019 kaza tarihini kapsayan bir kasko poliçesinin bulunmadığını, davacının talebinin teminat dışı olduğunu, davacının araçta oluştuğunu iddia ettiği hasar bedelinin de fahiş olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının maliki olduğu aracın genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile 20.12.2017-20.12.2018 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde meydana gelebilecek rizikolara karşı teminat altına alındığı, ancak dava konusu yapılan aracın 21.01.2019 tarihinde hasarlandığı, bu tarih itibariyle davacı ile davalı arasında sigorta poliçesinin bulunmadığı, bu haliyle hasar dönemini kapsayan sigorta poliçesi bulunmaması nedeniyle davacının davalı ... şirketinden hasar bedelini talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından aracın uzun süre (yaklaşık 3,5 ay) serviste kaldığı, bu nedenle sigorta poliçesinin süresinin uzaması gerektiği iddia edilmiş ise de, aracın serviste uzun süre kalmasının sigorta poliçesinin süresini uzatan bir durum olmadığı, kaldı ki taraflar arasında düzenlenen sözleşmede açıkça kasko döneminin 20.12.2017-20.12.2018 tarihlerini kapsayan döneme ilişkin olduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece deliller toplanmadan iddiaları değerlendirilmeden usul ve yasaya aykırı bir şekilde karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, sigortacının poliçenin yenilenmesi için bilgilendirme yükümlülüğü bulunmamasına, rizikonun teminat süresi içinde gerçekleşmemiş olmasına, poliçe yürürlükte iken meydana gelen kaza nedeniyle tamir için makul sürenin aşılmış olmasının teminat süresi bittikten sonra meydana gelen dava konusu kazada oluşan hasardan davalı sigortacının sorumlu tutulamayacak olmasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu" gerekesi ile davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın kesin olarak verilmesinin hatalı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, davacının kendine düşen yükümlülüğünü yerine getirmiş ve primini tam ve eksiksiz olarak ödemiş olduğunu, ancak davalı şirketin gerek sözleşmenin öncesinde ve gerekse sözleşmenin devamı sırasında poliçenin süresi, kapsamı ve içeriği hakkında kanunun aradığı şekilde imza karşılığı yazılı bir bilgilendirme yapmadığı gibi bilakis sözlü görüşmelerde davacıyı bilgilendirmediğini, poliçe düzenlenirken ilgili yasa ve yönetmelik gereği davacıya imzalatılması gereken bilgilendirme onam formunun mevcut olup olmadığı, sözleşmenin devamı ve sonlandırılması sırasında sigorta şirketinin yükümlülükleri ve bu yükümlülüklerin davalı ... şirketi tarafından yerine getirilip getirilmediği noktasında hiçbir araştırma yapılmadığını, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararında "belirli bir süre için yapılan sigorta sözleşmesi, sözleşmeyle bağlılık ilkesi uyarınca, süre sonuna kadar taraflar için bağlayıcıdır." denilerek dar bağlamda ve tüketici aleyhine yorumlandığını, davacının aracının 12 ay için kasko ile güvence altına alınmış olduğunu, bu sürenin 4 ayının tamamen şirketin kendi kusuru ile şirketin belirlemiş olduğu serviste geçtiğini, bu husus araştırılmadan ve geçen sürenin sözleşmenin ifasına etkisi değerlendirilmeden, hukuki bir ilkenin dar ve tüketici aleyhine yorumlanarak uygulanmasının doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından kasko poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddeleri, Kasko Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Her ne kadar Samsun Bölge Adliye Mahkemesince kararın kesin olduğu belirtilmişse de; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması ve dava edilen miktar itibariyle hükmün temyiz kabiliyeti olduğu anlaşılmakla temyiz incelemesine geçilmiş olup temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğundan davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.