Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4940 E. 2025/7585 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4940
- Karar No
- 2025/7585
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI: 2019/3013 E., 2021/1879 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Denetim Hizmetleri Daire Başkanlığı Sağlık Denetçisi tarafından hazırlanan 16.08.2013 tarihli Tazmin Raporunda... Hastanesi görevlileri olan davalılar hakkında usulsüz işlemleri neticesinde kamu zararına sebebiyet verdikleri yönünde rapor düzenlendiğini, tazmin raporunda anılan hastane ile... arasında 30.06.2008 tarihinde imzalanan 690 kalem ilaç ve serum alımı ihalesi sözleşmesi doğrultusunda son teslimat alınırken ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin, sözleşme gereği hak edilen cezai şart alacağı saklı tutulmaksızın teslimat kabul edilerek kamu zararına yol açıldığı ve söz konusu 755.176,31 TL'nin davalılardan tahsil edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ilgili sözleşmede teslimi öngörülen ilaç ve malzemenin vadesinde teslim edilmemesi hali için hastanenin sözleşme bedelinin binde 6'sı oranında bir tutarı ifaya eklenen cezai şart olarak yüklenici ...nun ilgili Hastaneye ödemesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 17.3 maddesine göre gecikme ihtarının yükleniciye tebliğ tarihinden itibaren 20 günü geçtiği taktirde idarenin sözleşmeyi feshedeceğini, sözleşmenin kurulduğu tarihten 25.12.2008 tarihine kadar sözleşme konusu ilaçlar hastanenin eczane birimine teslim edilmişse de 25.12.2008 tarihinde ilgili firmanın bir yazı tebliğ ederek bahsi geçen ilaçların teslimini sağlayamayacağını bildirdiğini, kalan ilaçların teslimi için ilgili firmaya 15.01.2009 tarihine kadar süre verildiğini, firmanın son ilaç teslimatını 16.03.2009 tarihinde yaptığını, davalı hastane yetkililerinin firmaya gecikme durumunda cezai şartın uygulanacağına ilişkin ihtirazi koymaksızın süre verdikleri gibi son teslimatı da herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın kabul ettiklerini, oysa sözleşmenin 17. ve devamı maddelerinde düzenlenen cezai şart, ifaya eklenen cezai şart hükmünde olup fiilen teslimin gerçekleştiği ana kadar istenebileceğini, geç yapılan ifayı alacaklının cezai şart isteme hakkını saklı tutmadan kabul etmiş olmasının zımni ve kesin bir feragat sayıldığını, davalı hastane yetkililerinin teslimatı kabul ettikten sonra geç teslimat nedeniyle firmanın cari hesap alacağından cezai şart olarak 444.470,12 TL kesinti yaptıklarını, ... firmasının da ... aleyhine ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2009/899 Esas sayılı dosyası ile kesintinin haksız olduğundan bahisle açtığı alacak davasında, hastane yetkililerinin son teslimatı alırken TBK m. 158/2 anlamında ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin yani sözleşme gereği hak ettiği cezai şart alacağını saklı tutmaksızın teslimatı kabul etmesi nedeniyle ... şirketinden cezai şart alacağı kalmadığı gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, işbu hükmün onandığını, icra dosyasına yapılan ödeme sonucu olay hakkında soruşturma başlatıldığını ve 16.08.2013 tarihli tazmin raporu düzenlenerek kusurlu personelin tespitine dair mevzuat olan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin baştabibin görev ve yetkileri başlıklı 110. maddesi uyarınca baştabibin kanun, tüzük, yönetmelik, kararname, resmi emirler hükümlerine göre iş görmesi gerektiğini, kuruma ait bütün işlerde muhatap ve haberleşmeye yetkili tek merci olduğunu, yönetmeliğin 147. maddesi uyarınca hastane müdürünün baştabipliğe bağlı olarak kurumun idari, mali, teknik hizmetlerini kanun, yönetmelik hükümlerine göre yürütmekle yükümlü ve yetkili olduğunu, davaya konu kamu zararının dönemin hastane başhekimi ve hastane müdürü olan davalılardan tahsili yoluna gidilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 755.146,31 TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; rücuya dayanak davanın ihbar edilmediğini, ortada bir kamu zararı bulunmadığını, sadece cezai şartın uygulanmasıyla hakedişten kesilip genel bütçeye dahil edilen bir meblağın iadesinin söz konusu olduğunu, davalılara izafe edilebilecek bir kusur ya da ağır ihmal bulunmadığını, mesleği hekimlik ve hastane müdürlüğü olan müvekkillerinin sözleşmede öngörülen cezai şartın ifaya eklenen cezai şart olduğunu, ifaya eklenen cezai şart kararlaştırılmışsa ihtirazi kayıt koymadan ifanın kabul edilmesi halinde cezai şart alacağının sona ereceğini bilmesinin mümkün olmadığını, davalıların hem sağlık hizmetinde hiçbir aksamaya meydan vermeyecek şekilde ihale konusu malların gecikmeli de olsa teslimini sağladığını, hem de cezai şart uygulaması yapıldığını, böylece kamu kurumunun yeni ihale yapma külfeti ile yeni artan ihale bedeli maliyetinden kurtarıldığını, insan sağlığı gibi hayati derecede önemli olan kamu hizmetinde kesintiye meydan verilmediğini, kesintinin saymanlık tarafından yapıldığını, idarenin ihale şartnamesi ve sözleşmeye ihtirazı kayıtla ilgili hüküm koymadığını, sözleşmenin 17.2 maddesinde gecikme cezasının yükleniciye ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın ödemelerden kesileceğinin düzenlendiğini, müvekkillerinin ihtirazi kayıt ileri sürmemelerinin bir sebebinin de sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmaması ve bazı sözleşme hükümlerinin müvekkillerini yanıltması olduğunu, idarenin bu konuda eğitim vermesi gerektiğini, davalıların bu olayda kamunun menfaatini ve insan sağlığı ve hayatını düşünerek son derece iyiniyetli davranmış olduklarını, ihalenin hastalar için en hayati önem taşıyan ilaçlara ilişkin olduğunu, hizmetin aksamaması ve sıkıntı yaşanmaması için cezai şartın hemen uygulama yoluna gidilmediğini, aksi halde ilaçların teslim edilmeyeceğini, ayrıca ilaçların eczacılar tarafından teslim alındığını, davalılar ilaçları teslim almadığı gibi ne vakit teslim alındığını bilecek veya takip edecek durumda da olmadıklarını, hastane idaresi tarafından 15.01.2008 tarihine kadar süre verilmesine karşın eczanenin, idarenin bilgisi dışında 16.03.2008 tarihine kadar mal çekmeyi sürdürdüğünü, bu nedenle davalıların fiili ile iddia olunan zarar arasında uygun illiyet bağının da bulunmadığını, bu olayın Sayıştay incelemesinden de geçtiğini ve davalıların kusurlu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu ilaç firması tarafından geç teslimat yapıldığı anda ihtirazı kayıt konulması ve bu nedenle cezai şart kesilmemesi gerektiği yönünde davalıların idareci sıfatında olmalarına rağmen uzmanlık alanlarının hukuk olmadığı, alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde davalılardan söz konusu olaya ilişkin hukuki bilgiyi bilmelerinin beklenemeyeceği, davaya konu işlemden kaynaklı sorumlulukları olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4735 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasında, yüklenicinin işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihale dökümanında belirlenen gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde sözleşmenin idare tarafından feshedilebileceğinin belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 17.1. maddesinde işin zamanında bitirilmemesi/malın teslim edilmemesi halinde geçen her takvim günü için yükleniciye yapılacak ödemelerden sözleşme bedeli üzerinden %0,6 (binde altı) oranında gecikme cezası kesileceğinin düzenlendiği, 17.3. Maddesinde gecikmenin, ihtarın yükleniciye tebliğinden itibaren 20 günü geçmesi halinde idarenin sözleşmeyi feshedeceği, sözleşmenin 42. maddesinin 42.1.(a) bendinde de yüklenicinin taahhüdünü ihale dökümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, bu sözleşmenin gecikme cezasını düzenleyen maddesinde belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin 20 günden az olmamak kaydıyla bu sözleşmede belirlediği süreyi içeren ve nedenleri açıkça belirtilen ihtara rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların gelir kaydedileceği ve sözleşme feshedilerek hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceğinin düzenlendiği, İdari Şartnamenin 52. maddesinde ise yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak malı süresinde teslim etmediği/işi bitirmediği takdirde idarece 20 gün süreli gecikme ihtarı verileceği ve gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin %0,6 (binde altı) oranında gecikme cezası uygulanacağı, gecikme ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatın gelir kaydedileceği ve sözleşme feshedilerek hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceğinin düzenlendiği, böylece taraflar arasında kararlaştırılmış olan sözleşmede, normal teslim süresinin bitmesiyle davacı idarenin hemen fesih ihtarında bulunamayacağı, bunun için 20 gün bekleyeceği, buna karşılık yüklenicinin de geçen her gün için sözleşme bedeli üzerinden %0,6 (binde altı) oranında ceza ödeyeceğinin kabul edildiği, 4735 sayılı Kanun'a tabi idarelerin kamu hizmeti ifa ettiği, ihale işlemlerinin de bu hizmetin gereklerinden olduğu, ihale ve mal teslimi işlemlerinin gecikmesinin hizmetin aksamasına, gecikmesine ve dolayısıyla kamunun bundan zarar görmesine neden olduğu, bu yüzden bu tür sözleşmelerdeki ceza koşulu nitelendirilirken, idarelerin açıklanan özelliğinin gözden uzak tutulmaması gerektiği, idarenin sözleşme ve idari şartnamenin yukarıda değinilen hükümleri uyarınca fesih ihbarından önce 20 gün beklemek zorunda kaldığı ve böylece fesihten öncesine ait olmak üzere bu cezayı isteme hakkını kazandığı, şu durumda taraflar arasında kararlaştırılan cezanın, 4735 sayılı Kanun'un amacına uygun bir kararlaştırma olduğunun, olayda Borçlar Kanunu'nun seçimlik ceza ve ifaya eklenen ceza hükümlerinin uygulanma yeri olmadığının kabulü gerektiği, o halde davacı idarenin, sözleşme ve şartnamede kararlaştırılan gecikme tazminatını dava dışı yükleniciden isteme hakkı bulunduğu gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin, Baştabibin Görev ve Yetkileri başlıklı 110'uncu maddesinin c bendine göre baştabibin; kanun, tüzük, yönetmelik, kararname, resmi hükümlerine uyarak iş göreceğinin ve kuruma ait tüm işlerde muhatap ve haberleşmeye yetkili tek merci olduğunun, aynı yönetmeliğin 147. maddesinde ise hastane müdürünün; baştabipliğe bağlı olarak kurumun idari, mali, teknik hizmetlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve emirler uyarınca yürütmekle yükümlü ve yetkili olduğunun belirtildiğini, hastane başhekimi ve müdürlerinin görev tanımlarından da anlaşıldığı üzere görevlerinin büyük sorumluluk gerektirmesi ve alınacak her kararda ona uygun olarak görevlerinin ifası sırasında özen ve ihtimam gösterilmesi gerektiğini, ilgili makamın yetkisi son derece geniş olup o oranda sorumluluk da gerektirdiğini, davalıların hukuki konuda görüş ya da mütalaa sorarak işlem yapması gerektiği açıkken bu yola gitmeyerek yetkilerini kullandıklarını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hastanenin eczanesine 16.03.2009 tarihine kadar teslim edilen kamu sağlığı açısından gerekli ilaç ve serumların sağlık hizmetinde kullanılmasına, kamu zararı oluşmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.