Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4688 E. 2024/1469 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4688
Karar No
2024/1469
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/190 E., 2021/335 K. DAVA TARİHİ : 17.07.2012 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.07.2011 tarihinde müvekkilinin kendisine ait yabancı plaka numaralı aracın yolun ileriye devamı varmış gibi görünen ancak devamı olmayan ve asfalt zeminin bitimi ile sona eren yolu trafik işaretlerinin olmaması nedeni ile fark etmeden stabilize zemine düşüp devamında asfalt yol uzantısındaki taş yığınına çarparak durduğunu, davalı kurumun trafik güvenliğinin seyrini sağlayacak gerekli uyarı ve işaretleri yapmadığını, ileri yolun trafiğe kapalı ve devamının bulunmadığına yönelik herhangi bir işaretleme yapmadığı için tamamen kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin tamir gideri olarak 8.500,00 TL ödediğini, müvekkilinin Almanya'ya döndükten sonra aracında oluşan hasar nedeni ile sigorta şirketine başvurduğunu, Almanya'da düzenlenen ekspertiz raporu ile aracın tamir masraflarının aracın değerinden fazla olduğu, aracın perte çıkarılması gerektiği, araç değerinin 15.500,00 Euro olduğunun belirlendiğini belirterek fazlaya dair hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin kaza nedeni ile Türkiye'de yapmış olduğu masraf tutarı olan 8.500,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, Almanya'da düzenlenen ekspertiz raporu ile aracın tamir masraflarının aracın değerinden fazla olduğu bu nedenle aracın pert olması nedeni ile müvekkiline ait aracın değeri olan 15.500,00 Euronun aynen ya da fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığının kaza tarihinden bankaların mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile tahsilini ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yolun kurumun sorumluluğunda olmayıp dava dışı adi ortaklık sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafından gösterilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.09.2013 tarihli ve 2012/693 Esas 2013/569 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının maddi kaybının 12.259,35 Euro olarak tespit edildiğini ve bu raporun hükme esas alındığı, davacının duyduğu elem ve ızdırabı ile zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusuna uygun manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı yanın maddi tazminata ilişkin talebinin ekspertiz ücreti de ilave edilerek toplam 12.259,35 Euro olarak kısmen kabulüne, bu miktarın davacı yararına davalıdan tahsiline, davacı yanın manevi tazminat talebinin de kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2014/4205 Esas-2015/9384 Karar sayılı ve 02.07.2015 tarihli kararı ile kamu hizmeti görmekle yükümlü olan davalının kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi olmadığı, davanın 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2 nci maddesi hükmünce idari yargı yerinde açılması gerektiği, yargı yolunun dava şartlarından olması sebebiyle mahkemece resen incelenmesi ve dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddinin gerektiği, mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.11.2015 tarihli ve 2015/783 Esas 2015/906 Karar sayılı kararıyla; uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda davanın mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. C. İdari yargı mahkemesi kararı ve Uyuşmazlık Mahkemesince verilen karar Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin 25.03.2016 gün ve 2016/37 Esas sayılı kararı ile 2918 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesi uyarınca davanın adli yargının görev alanına girdiği kabul edilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 06.06.2016 tarih ve 2016/336 Esas 2016/372 Karar sayılı ilamı ile davanın çözüm yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulüne karar verilerek Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemenin 2015/763 Esas 2015/372 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi kararı üzerine verilen karar Mahkemenin 22.12.2016 tarihli ve 2016/298 Esas 2016/404 Karar sayılı kararıyla; Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 06.06.2016 tarih ve 2016/336 Esas 2016/372 Karar sayılı ilamı ile davanın çözüm yerinin adli yargı olarak belirlenmesi üzerine yapılan yargılamada davacının aracındaki toplam hasar miktarı ve ekspertiz ücreti de dikkate alınarak 12.259,35 Euro maddi tazminat ve kaza nedeni ile davacının yaşamış olduğu korku ve araçda meydana gelen hasar nedeni ile tamiratı vs. gibi sıkıntılar yaşamak zorunda kaldığından manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 12.259,35 euro maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden (18.07.2011) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. E. İkinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2017/1822 Esas-2019/9723 Karar sayılı 21.10.2019 tarihli kararı ile; davacı görev bozmasından önceki temyiz dilekçesinde manevi tazminatı açıkça temyize getirmeyip sonradan aynı miktarda kurulan manevi tazminat hükmünü bu kez temyiz konusu etme hakkı bulunmamasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, mahkemece hükmün gerekçesinde kusur oranları dikkate alındığında, davacı aracındaki toplam hasar miktarı ve ekspertiz ücreti de dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 12.259,35 TL Euro maddi tazminata hükmedildiği, ancak bilirkişi raporunda belirlenen yurtdışı hasar miktarında mahkemece kusur oranının dikkate alınması gerektiği, kabule göre de dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat tutarlarına kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulmasına rağmen, mahkemece maddi tazminat yönünden faiz talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığı, ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekirken, asıl alacak içerisinde hükmedilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına; bozma neden ve şekline göre davacının vekalet ücretine ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. F. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, olayın oluşumunda davacının 2/8 oranında kusurlu olduğu, davalı kurumun yol çalışmaları sırasında gerekli yasal önlemleri almayarak kazanın oluşumunda 6/8 oranında kusurlu olduğu, tarafların kusur oranları dikkate alındığında; 02.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davacıya ait aracın toplam hasar tutarının 9.720,00 Euro olduğunun tespit edildiği, tarafların kusur oranı dikkate alınarak davacının kusur oranına tekabül eden %25'lik miktarın tenzili sonrasında davacının aracının hasar tutarının 7.290,00 Euro olduğu, manevi sıkıntılar göz önünde bulundurularak manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 7.290,00 Euro maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.07.2011 tarihinden itibaren bankaların Euro mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin aracını yaşadığı Almanya’ya götürebilmek için geçici olarak yaptırmış olduğu bilirkişi raporu ile de tespit edilen Türkiye’de yapılan geçici masraf tutarı olan 8.500,00 TL yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, hüküm tarihinde euro efektif satış kurunun 13,7241 TL olduğu, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı için 7.290,00 euro x 13,7241 TL = 100.048,69 TL üzerinden ilam vekalet ücreti hesaplanmak suretiyle müvekkili lehine 13.454,63 TL ilam vekalet ücreti hüküm altına alınması gerekirken düşük ilam vekalet ücretinin hesaplanmasının hatalı olduğu, ekspertiz giderinin euro cinsinden hüküm altına alması gerektiğini, yargılama giderinin 2012 yılından beri devam eden yargılama sürecinde yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin hüküm altına alınmadığı ve manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın gerçekleştiği yolun yapımı için kurumları ile Limak-Kolin Adi ortaklığı arasında imzalanan sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince söz konusu yolun kurumun sorumluluğunda olmadığı ve müvekkil kurumunun Karayolları Trafik Kanunu uyarınca herhangi bir kusuru bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının bakım ve sorumluluğunda olduğu ileri sürülen yolda trafik işaretlerinin olmaması nedeni ile davacının aracında meydana gelen zararın tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 99 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; 2. a-Davacı tarafından faturası sunulan 2.539,00 Euro ekspertiz ücretinin yargılama giderleri içerisinde yer alması doğru ise de ekspertiz raporunun alındığı tarihteki euro kuruna göre Türk Lirasına çevrilerek kusur oranı ile dava kabul-red oranı uygulanarak hükmedilecek tutarın belirlenmesi gerekirken eksik yargılama giderine hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 2. b-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12nci maddesinin (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece hükmedilen maddi tazminat tutarı 7.290,00 Euro olmasına rağmen mahkeme tarafından 20.065,85 TL olarak davacının maddi tazminat talebi yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilerek eksik vekalet ücretine verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. 3- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; Dava dilekçesinde davacı tarafça tazminat talep edilirken, mevduata uygulanan Merkez Bankası Efektif satış kuru karşılığına bankaların Euro mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı istenmiş olmakla BK'nın 83 üncü maddesi uyarınca seçimlik hakkın kur karşılığı mevduata uygulanan en yüksek faiz olarak talep edildiğinin kabulü gerekmektedir. Mahkemece hükümde "7.290,00 Euro maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.07.2011 tarihinden itibaren bankaların Euro mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile" tahsile karar verilerek talep aşılmıştır. Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun 74 üncü maddesinde (6100 sayılı HMK'nın 26 ncı maddesi) düzenlenmiş olup, hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ne var ki bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulamasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2.a) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan "3.936,71 TL " ibaresi çıkartılarak yerine "5.391,25 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 3. Değerlendirme bölümünün (2.b) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 8 inci bendinde yer alan "maddi tazminat yönünden hesaplanan 5.100,00 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "maddi tazminat yönünden hesaplanan 13.454,63 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 4. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "kaza tarihi olan 18.07.2011 tarihinden itibaren" ibaresi çıkartılarak yerine "fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4688, K. 2024/1469, T. 13.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-4688-e-2024-1469-k-eb209fdd68d0