Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3253 E. 2025/6236 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3253
- Karar No
- 2025/6236
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2082 E., 2021/2400 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/20 E., 2019/319 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı ...'un arasında uzun yıllara dayanan ticari bir ilişki olduğunu, davalının davacı firmaya 28.10.2015 ve 25/11/2015 tarihli sipariş formlarını geçerek 4 adet traktör aldığını, davalıya siparişleri gereği faturaları kesilerek gönderildiğini fakat verilen senetlerin davalı tarafından ödenmediğini, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2918 Esas, İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4663 Esas ile 2016/7178 Esas sayılı dosyalarıyla takibe geçildiğini, bu dosyalarla menkul haczine gidildiğinde borçlunun haczedilebilir herhangi bir malının bulunmadığını, ancak 26.11.2015 tarihinde Ankara ili, .... ilçesi, ... mahallesi, 8197 ada, 4 parselde kayıtlı, 84/1572 arsa paylı, 3. Kat, 13 nolu bağımsız bölümü 74.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'ye alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla temlik ettiğini, ...'nin de bu taşınmazı diğer davalı ...'e 13.05.2016 tarihinde devrettiğini, aynı şekilde Ankara ili, ...ilçesi, .... Mahallesi, 7119 ada, 9 parselde kayıtlı 54/700 arsa paylı zemin kat, 4 nolu bağımsız bölümü 27.11.2015 tarihinde 53.200,00 TL bedelle diğer davalı ...'ye temlik ettiğini, ...'nin de bu taşınmazı diğer davalı ...'ya 08.03.2016 tarihinde 57.000,00 TL bedelle temlik ettiğini, davalıların nüfus kayıtları incelendiğinde hepsinin akraba olduğunun anlaşılacağını, yapılan satış bedellerinin de çok düşük olduğunu belirterek tüm bu devirlerin muvazaalı olması sebebiyle davalılar adına yapılan tescilin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı borçlu ...'un davaya konu Ankara İli,.... İlçesi,... Mahallesi 9 sayılı parseldeki (4) nolu mesken kullanımlı bağımsız bölümü 27.11.2015 tarihinde diğer davalı ...' ye devrini yaptığını, ...'nin de taşınmazın camına satılık levhası ile satışa çıkararak 08.03.2016 tarihinde müvekkiline satışını yaptıklarını, davaya dayanak olarak gösterilen icra takibinin tasarrufun gerçekleştiği tarihten daha sonra 2016 yılında yapıldığını, davacı ve diğer davalılarla aralarında her herhangi bir tanışıklığı ve iş ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; petrolcülük yapan ...'nin davalı borçlu buğday nakliyesi yapan ...'a vermiş olduğu yakıt karşılığında satın aldığı konutu, ...' nin ihtiyacı olmadığından kendisine 115.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini, davalılarla aralarında her herhangi bir tanışıklığı ve alış-veriş yapmışlığının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllar .... İlçesinde akaryakıt istasyonu bulunduğundan, davalı borçlu ...'un köylerinden aldığı buğdayın nakli için kendilerinden aldığı yakıt bedeli karşılığında taşınmazı satın aldığını, taraflar ile hiçbir akrabalık ve yakınlığı bulunmadığını, taşınmazları daha sonra ... ve ...'ya sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişiden alınan taşınmazların değerlerine ilişkin rapora göre taşınmazların gerçek satış bedeli ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında bir mislini aşan fark bulunmadığı, tarafların arasında iddia edildiği şekilde bir akrabalık bağının olmadığı, davalı-borçlu ... ile diğer davalı ... arasında ticari bir ilişki olup, diğer davalılar ile davalı ... arasında her hangi bir tanışıklığın bulunmadığı , davalı ...tarafından borçlu hesabına ev bedeli olarak ödemeler yapıldığı, ipotekli olarak satın alınan taşınmazların ipotek bedellerinin yine davalı ... tarafından karşılandığı anlaşılmış olup, davalı ... 'nın davalı ... hesabına gönderdiği para ile satın aldığı dava konusu evde oturmaya devam ettiği, davalı ... ile davalı borçlu ... arasında mazot alışverişi olduğu, davacının iddia ettiği gibi tarafların birbirlerini önceden tanımalarının devrin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği gibi, ... tarafından dosyaya sunulan dekontlardan anlaşıldığı üzere ...'un davalı ...'den aldığı mazot karşılığında yaklaşık 78.850,50 TL'lik bir borcunun bulunduğu, davalı ...'nin alacağını kurtarmak için dava konusu olan taşınmazları davalı - borçludan ipotek bedelini ödeyerek satın alıp, daha sonra da diğer davalılara kendi beyanında belirttiği üzere 223.000,00 TL'ye sattığı, toplanan deliller karşısında muvazaa olgusunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlardan 13 numaralı bağımsız bölümde halen davalı borçlu ...'nin ikamet ettiğinin tespit edildiği, tüm davalıların .... ilçesi doğumlu oldukları ve davalı ... dışındaki üç davalının (haciz tutanağına göre davalı borçlu ... daha sonra Ankara iline taşınmış olsa) da bu ilçede ikamet ettikleri, davalı tanığı ...'in beyanına göre de "davalıların, küçük bir ilçe olan ...'nde esnaflık yaptıklarından birbirlerini tanıdıkları" davalı ...'in, dava konusu taşınmazların davalı borçlu ...'nin akaryakıt borcu karşılığı kendisine temlik edildiğine ilişkin savunmasına, bu ödemelerin mutat ödeme
sayılamayacağı gerekçesiyle itibar edilemeyeceği, öte yandan davalı borçlu ...'nin eldeki dava sırasında dava konusu 13 numaralı bağımsız bölümde oturduğu, bu davalı yönünden İİK'nin 280/1. maddesindeki koşulların oluştuğu, bu taşınmazı davalı ...'den temlik alan davalı ...'in de aynı ilçede esnaflık yaptığı borçluyu tanıyan ve kastını bilen kişilerden olduğu, 4 numaralı bağımsız bölümü davalı ...'den temlik alan davalı ...'ın ise aynı ilçe doğumlu olduğu borçlu ...'nin, Ankara'da bulunan taşınmazını satın aldığı ve bedelini temlik tarihinden bir gün sonra 08.03.2016 tarihinde havale ettiği dikkate alındığında borçluyu tanıyan ve kastını bilen kişilerden olduğu, bu nedenle davanın kabulüne karar
verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli, 2017/20 Esas, 2019/319 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulüne, Ankara ili, .... ilçesi, .... mahallesi, 8197 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 3. Kat, 13 No.lu bağımsız bölüme ilişkin olarak davalılar ..., ... ve ... arasında yapılan 26.11.2015 ve 13.05.2016 tarihli tasarruflar ile Ankara ili, Keçiören ilçesi, ... Mahallesi, 7119 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan Zemin Kat,
4 No.lu bağımsız bölüme yönelik olarak davalılar ..., ... ve ... arasında yapılan 27.11.2015 ve 07.03.2016 tarihli tasarrufların, İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2016/2918, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2016/4663 ile 2016/7178 Esas sayılı takip dosyalarındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olacak şekilde iptali ile, davacıya, İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2016/2918, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2016/4663 ile 2016/7178 Esas sayılı takip dosyalarındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olacak şekilde dava konusu taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; takibe konu senetlerin düzenlenme tarihinin taşınmazların satışlarından daha ileri bir tarih olduğunu, kesin aciz vesikasının bulunmadığını, tasarrufları gerçekleştiren tarafların, aynı memlekette doğmuş olmalarının tek başına, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu anlamına gelmeyeceğini, böyle bir düşünceyle yola çıkıldığı vakit hemşehri olan tüm vatandaşların yapmış olduğu tasarrufların tamamının muvazaalı olduğu sonucuna ulaşılacağını, tasarruflara konu taşımazlar için ödenen ve dosyada dekontu bulunan 19.02.2016 tarihli 150.450,00 TL ipotek bedelinin göz önünde bulundurulmadığını, dava konusu taşınmazların satışları yapılmamış olsaydı dahi davacı taraf sıra cetvelinde ipotek alacaklısı bankadan sonra yer bulacağından ve bu ipotek bedelleri ödenmeden alacağına kavuşamayacağından, davacı yanın herhangi bir hak kaybına uğramış olmasından söz edilemeyeceğini, dosyadaki mevcut delillerden görüleceği üzere ticari ilişkisi dışında hiç bir yakınlığı ve akrabalığı bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; borca konu senetlerin düzenlenme tarihleri 02.11.2015 ve 04.12.2015, taşınmazların satış tarihleri ise 26.11.2015 ve 27.11.2015 olup, borcun doğum tarihinin tasarruf tarihlerinden daha sonra olduğunu, davacı alacaklının yaptığı icra takibinde yapılan sorguda davalı borçlu ... adına kayıtlı ... plakalı aracın olduğunun görüleceğini, sadece bu dosya üzerinden haciz tatbik edildiğini, bu aracın borcu karşılayıp karşılamayacağı konusunda en ufak bir araştırma yapılmadığını, talimat ile dinlenen tanıkların tamamının borçlu ...'un alacaklı ile olan ilişkisinin bilinmediğini özellikle belirttiklerini, Yasa koyucunun borçlu ile aynı ilçede doğan kişiler yönünden bir hüküm getirmediğini, bu konuda bir düzenleme olmadığını, taraflar arasında herhangi bir akrabalık olmadığını, bu davanın dinlenebilmesi için davalı ...'in, borçlu ... ile irtibatlı olması, onu tanıması, onun borcunun olduğunu bilmesi, onun bu amaçla taşınmazı diğer davalı ...'e devrettiğinin farkında olması gerektiğini, ancak tüm bu durumların dosyada hiç bir ispatı olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacıya borçlu olan davalı ... ile herhangi bir hukuki ilişkisi olmadığını, davalı ...'ın satın aldığı evin, borçlu davalı ... tarafından diğer davalı ...'ye satıldığını ve ...'ın da meskeni ...'den satın aldığını, bu nedenle davalı ...'ın kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davalı ...'ın Yozgat ili ... ilçesi doğumlu olmakla birlikte, küçük yaşlarından beri ilçesinden ayrılmış olduğunu ve bir müddet yurt dışında, geri kalan zamanda ise Ankara ilinde yaşayıp, çalıştığını, doğduğu ilçe ile bir bağı kalmadığını, diğer davalıların hiç birini bu olaylardan önce tanımadığını, aynı ilçe doğumlu olmak dışında diğer davalılar ile hiç bir ilgi ve bağlantısı olmadığını, aynı ilçe nüfusuna kayıtlı olmayı tanışıklık için yeterli saymanın mümkün olmadığını, davalı ...'ın satış bedeli olan 102.511,85 TL yi bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere satış günü yani 08.03.2016 tarihinde banka kanalıyla ödediğini, konutun bizzat davalı ... ve ailesi tarafından kullanıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Bu halde dördüncü kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir.
Somut olayda, davalı borçlu tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm 27.11.2015 tarihinde davalı üçüncü kişi ...'ye, onun tarafından da 07.03.2016 tarihinde davalı dördüncü kişi ...'ya devredilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı dördüncü kişi ... yönünden; 4 numaralı bağımsız bölümü davalı ...'den temlik alan davalı ...'ın aynı ilçe doğumlu olduğu, borçlu ...'nin Ankara'da bulunan taşınmazını satın aldığı ve bedelini temlik tarihinden bir gün sonra 08.03.2016 tarihinde havale ettiği dikkate alındığında borçluyu tanıyan ve kastını bilen kişilerden olduğu gerekçesiyle dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davalılardan dördüncü kişi ... yönünden (İİK. 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 278/3-2 maddesinin uygulama yeri yoktur. Dördüncü kişi konumundaki davalı ... yönünden ivazlar arasındaki
fahiş fark davanın kabulü için yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerekir. Zaten davalı ...'nın taşınmazın gerçek değerini banka havalesi yoluyla taşınmazı devraldığı davalı ... hesabına ödediği de anlaşılmaktadır. Bunun dışında, her ne kadar davalı borçlu ile Akdağmadeni ilçesi doğumlu iseler de, davalı ...'nın Ankara'da ikamet ettiği anlaşılmakta olup, aynı ilçe doğumlu olmaları davalı ...'nın kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğinden ve bu davalının davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğu da ispatlanamadığından davanın dördüncü kişi konumundaki ... yönünden reddi ile İİK'nun 283.maddesi gereğince davalı üçüncü kişi ...'nin dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm yönünden taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında tazminatla (davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'e yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'ya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.