Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2960 E. 2024/11761 K. – Boşanma

Konu: Boşanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2960
Karar No
2024/11761
Karar Tarihi
Konu
Boşanma

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1434 E., 2021/1973 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/550 E., 2020/365 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı müvekkilinin otomobilinin silecek kısmına yerleştirilen mektup ile davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, mektup içeriğinde davacının başka bir kadından çocuğu olduğunun iddia edildiğini ve söz konusu mektupta hakaret ve tehdit içerikli beyanlara yer verildiğini, ceza dosyasında mektubun davalı tarafından konulduğunun tespit edildiğini, bu mektup içeriğindeki iddialar sebebi ile eşi tarafından davacıya boşanma davası açıldığını ve dava konusu mektup sebebiyle tarafların boşanmalarına karar verildiğini, aile huzurunun bozulduğunu belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ceza davasında davalı hakkında verilen mahkumiyet kararının hatalı olduğunu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, bu nedenle ceza mahkemesinde verilen kararın bağlayıcı nitelikte olmadığını, dava konusu mektubun davalı müvekkili tarafından konulmadığını, boşanma olayının sebebinin söz konusu mektup olduğu iddiasının da doğru olmadığını ve istenen tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve toplanan delillerden, ceza dosyası kapsamına yansıdığı üzere 18.11.2017 tarihinde davacının park halindeki aracının silecek kısmına davaya konu mektubun bırakıldığı, ceza dosyası kapsamında yer alan HTS kayıtları, kamera kayıtları ve bu dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarına göre, dava konusu mektubun davacıya ait araca davalı tarafından konulduğu, mektup içeriğinde davacıya hitaben başka bir kadından çocuğu olduğu iddiasına yer verildiği, yine mektup içeriğinde hakaret ve tehdit içerikli davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek beyanlara yer verildiği, taraflar arasındaki boşanma davasının anlaşmalı olarak neticelenmiş olması sebebiyle davacının evliliğinin bu mektup yüzünden bittiği iddiasının kanıtlanmasının mümkün olmadığı, bu iddianın ispatı için dinlenen tanık beyanlarının da bu hususu ispata yeterli olmadığı, tarafların evliliği içerisinde mektup sebebiyle oluşan durum dışında boşanma sebebi teşkil edecek başkaca uyuşmazlıkların da bulunduğu anlaşıldığından mektup içeriğindeki beyanların ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile hakkaniyet ilkesi gözönünde bulundurularak davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 17.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu olaya ilişkin davalı hakkında tehdit ve hakaret suçlarından Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/5 esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda davalının, davacının aracının üzerine mektup bırakmak suretiyle hakaret ve tehdit eylemini gerçekleştirdiği sabit görülerek davalının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125 ve 106/2-b maddeleri gereğince mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahiyetleri itibariyle hukuk hakimi yönünden bağlayıcı değil ise de, bu durumun ceza dosyasının delil olma niteliğini değiştirmediği, ceza dosyası içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacının aracı üzerine bıraktığı mektup yoluyla davacıya hakaret ettiği ve tehditlerde bulunduğu sabit olup davalının eyleminin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca haksız fiil niteliğinde olduğu, davacının bu eylemi nedeniyle uğradığını iddia ettiği manevi zarardan davalı sorumlu olduğundan davalı vekilinin eylemin sübutuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, olayın gerçekleşme biçimi, haksız eylem kabul edilen sözlerin niteliği, dava konusu mektubun davacının eşinden boşanmasına neden olduğu iddiasının ispat edilememiş olması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile özellikle manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği yönündeki ilkeler dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminat miktarı yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 17.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının eyleminin niteliği gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının az olup dosya içeriğine uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu imzasız mektubun davalı tarafından davacının aracına konulmadığını, davalının dava konusu eylemi gerçekleştirdiğine dair hiçbir delil bulunmadığını, Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/5 esas ve 2019/390 karar sayılı dosyasında davalının hakaret ve tehdit suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş ise de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararlarının kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığını ve 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığının bulunmadığını, takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının aracına konulan mektup ile davacıya yönelik hakaret ve tehdit eylemi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının davacıya ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2960, K. 2024/11761, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-2960-e-2024-11761-k-29ee7a5268b5